1–18 / 33 sonuç gösteriliyor

Okul Öncesi Eğitimi ile İlgili Uygulamalı Çalışmalar

Çocuğun büyüme ve gelişmesine etki yapan ve çocuk eğitiminde yer tutan kum, kil, müzik, resim-iş tiyatro, pandomima, kukla masal, hikaye, çocuk oyunları, kağıt ve karton işleri gibi çeşitli eğitsel etkinlikleri konu olarak alan bu kitap anaokulları ve sınıflarında çalışan arkadaşlarıma ve annelere bazı pratik yollar göstermek düşüncesiyle hazırlanmıştır…
-Nimet Erkunt-

Sale!

Batı Müziğinden Küçük Öyküler

18,00 16,20

Müzik ve müzikçiler konusunda yığınla öykü vardı. Bunların bazıları raslantı sonucu küçük bir olay olarak başlamış, anlatıla anlatıla büyüyüp uzun birer öykü haline gelmiş, kimileri ise durduk yerde doğaçlama sonucu ortaya çıkmıştır. Bu öykülerden birçoğunun gerçek olduğuna kuşku yok. Gerçek ya da uydurma olsun bu öyküler müzikle ilgili bilgi alanında popüler bir köşe oluşturur.

Mary Garden, böyle bir şeyin çok cüretkar sayıldığı günlerde, omuzu açık bir giysi giymişti. Ayranları kabarmış yaşlı bir bey, gözlerini Mary'nin açık beyaz göğsünden bir türlü ayıramıyordu. Sonunda dayanamadı. “Giysinizi yukarda tutan nedir, şekerim?” diye sordu. Mary hemen verdi yanıtını: “Yalnızca yaşınız, Bayım.”

Sale!

Popüler Kültür Çalışmaları

13,00 11,70

Bu kitap, çağdaş popüler kültür incelemek konusunda bize yardımcı olabilecek kuram ve metotlara ulaşmamızı sağlayacak önemli bir kaynak eserdir. Aynı zamanda, çeşitli araştırmacıların önemli ve değerli görüşlerini tartışmak suretiyle, kültürel çalışmaların gelişim haritasını da bu kitapta bulacaksınız.

Çeşitli araştırmalar etrafında organize edilmiş olan her bölüm, medya sektörünün çeşitli alanlarına odaklanarak popüler kültürün incelenmesi için kullanılan kuram ve metotlarla ilgili genel bir özet sunmaktadır.

Televizyon, kurgu, film, gazete ve dergiler, popüler müzik ve tüketim… Bu alanların hepsinin, kitapta ayrı bölümler halinde ele alındığını göreceksiniz.

Konuya yeni adım atan öğrenciler, kitapta pratik olarak kullanabilecekleri kuram ve metotları bulacaklar; kültürel çalışmaların politikasına ve gelişim sürecine yabancı olmayanlar için ise kitap, kolay ulaşabilecekleri, kısa fakat kapsamlı bir başvuru kaynağı olacaktır.

Sultan’ın Orgu

Sultan’ın Orgu İngiltere’nin en ünlü org ustası Thomas Dallam’ın ilginç, ilginç olduğu kadar da hazin öyküsü; tabii onunla birlikte imal ettiği orgun da… Yeni kapitülasyonlar peşindeki Kraliçe I. Elizabeth’in Sultan III. Murat’a hediye etmek amacıyla yaptırdığı 5 metre boyundaki muhteşem orgun yapımı Dallam Usta’nın aylarını almış, orgu Osmanlı topraklarına getirmek ve padişaha sunmak için aylar süren uzun ve maceralı bir gemi yolculuğuna katlanmak zorunda kalmıştı. Bu ilginç öykü o kadar uzun sürmüştü ki, orgu taşıyan gemi İstanbul’a ulaştığında Osmanlı sarayında yeni bir padişah vardı; Sultan III. Murat ölmüş, tahta oğlu III. Mehmet geçmişti. Muhteşem marifetleri olan bu org İstanbul’a gelir gelmesine ama, aylar süren deniz yolculuğu sonunda hiçbir parçası İngiltere’den gemiye yüklendiği gibi değildir. Dallam Usta’nın korku ve endişeyle dolu günlerine malolan montaj faaliyetinden sonra, Osmanlı sarayının gizemli dünyasını keşfeden bir Avrupalı’nın şaşkınlığıyla anlatılan orgun padişaha arz edilmesi sahnesi, hikâyenin en alıcı noktalarından birini oluşturuyor. Dallam orgunu padişaha sunar ve sağ salim ülkesine döner. Ama imal ettiği orgu onun kadar şanslı değildir. III. Mehmet’in oğlu I. Ahmet, “gavur icadı” paranoyasının cinnete dönüştüğü bir anda orgu parçalatır, yakılabilen bütün parçalarını yaktırır. Org ustası Thomas Dallam’ın güncesinden yola çıkılarak yazılan bu kitabın arka planında, görkemini her geçen gün biraz daha kaybeden Osmanlı İmparatorluğu’nu eşiğine geldiği çöküş süreci, Batılı devletlerin çıkar hesapları, kısaca dönemin tarihsel atmosferi ortaya konuyor. Sultan’ın Orgu, hem bir anı, hem de bir tarih kitabı gibi okunabilir; ama macera romanı tadındaki dili ile içerdiği zengin gözlemleri gözardı etmemeli.

Türklerde Müzik

Mehmet Kaygısız bu çalışmasında, Türk toplumunda müziğin tarihsel gelişimi sonusunu bütün yönleriyle ele alıyor.

Yazar, Türklerde müziğin gelişimini araştırırken, bir yandan da Türk toplumunun ekonomik, sosyal, idari, askeri, ideolojik ve siyasi süreçlerini tahlil ediyor ve bu süreçler arasındaki bağları ortaya koyuyor.

Kitapta yer alan bazı konu başlıkları şunlar:

Osmanlı Devlet Düzeni; Klasik Düzenin Bozulması; Yenileşme Çabaları (Batılılaşma); Batılılaşmanın Eleştirisi; Osmanlı Kültürünün Kökleri ve Etkilendiği Kültürler; Osmanlı Aydını ve Düşünceleri; Osmanlı Sanatı; Osmanlı’da Müzik; Sanat Müziği; Halk Müziği; Cumhuriyet Dönemi; Cumhuriyet’in İlanı; Hilafet’in Kaldırılması; Laikliğin Önemi; Cumhuriyet Ulusçuluğu; Cumhuriyet Döneminde Müzik; Atatürk’ün Müzikle İlgili Görüşleri; Çağdaş Türk Müziği’nin Gelişme Süreci; Cumhuriyet Dönemi Besteciliği; Çağdaş Müziğin Eleştirisi; Cumhuriyet Döneminde Geleneksel Müzik; Popüler (Hafif) Müzik; Popüler Kültür ve Rock…

Sale!

Müzik Neyi Anlatır

8,00 7,20

Finkelstein, bu kitabında, ortaya çıkışından başlayarak müziğin anlamını ve gelişmesini ele alıyor; müziğin Avrupa ve Amerika2daki beş yüzyıllık gelişimini toplumcu-gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Kitap, müziğin kökenlerini, çeşitli toplumlarda ve çağlarda ortaya çıkan süreklilik ve kopuşları, büyük yapıtlar ışığında incelerken konuya tarihsel olarak yaklaşıyor. Yazar, müziğin, yaratıldığı toplumsal ortamdan koparılarak ele alınamayacağını somut örneklerle tartışıyor. Finkelstein’a göre, müzik, yoplumsal gelişmenin en önemli parçası ve çağının toplumsal-düşünsel rengini en iyi yansıtan anlatım araçlarından biridir. Elinizdeki kitap, müzik ve sanatla ilgilenenlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Müzik Neyi Anlatır, bu alandaki temel kitaplardan biridir.

Alkışlarla Geçen Yıllar ”Hatırat”

25,00

Müziğin bir yolculuğu vardır. Müzikle uğraşan sanatçıların yaşamları bu yolda geçer. Ve bu yolculuk, her ülkede kendi “edebiyat”ını oluşturur. Müzik yolculuğu uzun, zor, tüketici, ama bir o kadar da bir yaşam kaynağıdır… Bu yüzden, gerçekten müziğe gönül vermiş bir insan asla onu başka bir şeyle paylaşamaz. Yaşamı pahasına da olsa…
Sadun Aksüt tam 50 yıldır Türk Sanat Müziğini dostlarıyla paylaşıyor. 50 yıldır müziğin devleriyle birlikte çalıp söylüyor. Radyoevi, gazino ve konser salonlarındaki müzisyenlerin, müziğin ve yankılarının tanıklığını yapıyor. 1940’lı yıllardan günümüze uzanan bir Türk Sanat Müziği şöleni yer alıyor bu kitapta. Sanatçıların taş plaklardan dışarı çıkıp, seyircisiyle yüz yüze, göz göze, ruh ruha olabildiği, sahnelerin tozunu yuttuğu yılların bir tarihi bu kitap. Sadun Aksüt’ün anılar denemesi, belge, bilgi ve titiz bir arşiv çalışmasından oluşuyor. İlk gazinolar, sahneye çıkan ilk kadın ve erkekler, sahnede ilkleri gerçekleştirenler; azmin yücelttiği isimler, yaşamın sillesini yemiş Türk Sanat Müziği sanatçıları vs… hepsi bu kitapta sahne alıyor…

“Alkışlarla Geçen Yıllar / Hatırat”ta, Türk Sanat Müziğinin 50 yıl içerisinde nereden nereye geldiğini ve sanatçıların yaşamöykülerini bulacaksınız. Kitap, Türk Sanat Müziğimizin olduğu kadar, müziğe emek vermiş bütün emekçilerin de “duygusal” tarihini içeriyor…

Sale!

Mozart: Bir Dahinin Sosyolojisi Üzerine

25,00 22,50

Ünlü alman sosyolog Elias, 1781 yılında henüz b,r “dahi” kavramını tanımayan bir toplumda “dahi”nin yaşadığı karşıtlıkları saptarken, diğer yandan da doymak bilmeyen bir sevgi ihtiyacı duyan Mozart’ı insana özgü nitelikleri açısından ele alıyor.

Deha, Mozart’tan önce de vardı. Ancak, daha önceki hiçbir deha ve onun ürünleri iletişim araçları ve kitle kültüründeki memetik bulaşma aracılığıyla onunki kadar yaygın ve bilinir hale getirilmemişti. Forman’ın 1984’te çektiği Amadeus filminin ardından 80’lerin kalanını kaplayan Mozart çılgınlığı, büyük sanatçının 250. doğum günü dolayısıyla yeniden canlanacak gibi görünüyor.

Sale!

Ustam Alirio Diaz

17,50 15,75

77 yıl önce, Venezuela’nın Carora kentine bağlı küçük bir köyde, La Candeleria’da, annelerin ve dadıların çocukları için söyledikleri ninniler arasında bir bebek dünyaya geldi. Ailesinin yaşadığı yokluklarla dolu köy hayatı içinde, tek bir zenginliği vardı: Gitar…
Yıllar sonra, yüzyılın müzik dünyasına yön verecek yorumun ilk notasını, yedi yaşında çaldı. Ondaki cevheri ise herkesten önce besteci ve bandeneoncu Tino Carroso keşfetti. O, hayatın daha çok yokuşlarla dolu olduğu La Candeleria’da “dikenden çıkan bir çiçek”ti…

La Candeleria ve Munoz’da ki karnavallar ardından, 12 yaşında tanıştığı kent hayatının tılsımlı yolunda ilerlerken, tek bir şeyi unutmadı, varlığını borçlu olduğu köklerini…

Criollo, Guarani, İnca, Aztek topraklarında başlaya ve dünyayı dolaşan kültür köprüsünün taşlarını, yıllar içinde, Raul Borges, Regino Sainz de la Maza, Andres Segovia gibi ünlü besteci ve yorumcularla yaptığı çalışmalarda döşedi. Bir çok yolun kesiştiği bir evren olarak tanımladığı müziği ile geldiği Türkiye’ye ise hayatının önemli varlıklarını, gitarını ve kalbini hediye etti…

Öğrencisi olma ayrıcalığını yaşayan Ahmet Kanneci, şimdi, Türkiye’de ki sanatseverler adına bir hediye veriyor. O’na, Son Romantik’e Alirio Diaz’a…

Ferhunde Erkin: Tuşlar Arasında

1.Dünya Savaşı’ nın sürdüğü yıllarda Bandırma gibi küçük bir yerleşim yerinde olamlarına karşın iki çocuğunun müzik dersleri almasını sağlayan bir subay baba. Herşeyiyle, çocuklarına destek ve arkadaş bir anne.

Böyle bir ailede yetişen Ferhunde Erkin, savaş yıllarında başladığı piyano derslerini İstanbul’da da sürdürür.

İşgal altındaki bu şehirde henüz 11 yaşındayken kardeşi ile birlikte ilk konserlerini verir. Yurt dışında da eğitim alır.

Tüm birikim ve yeteneğini, Cumhuriyet Türkiye’sinde eğitmek ve öğretmek için esirgemeden kullanır. Hem iyi bir eğitmen hem de iyi bir konser piyanisti olarak müziğe önemli katkılarda bulunur. Bu değerli katkıları nedeniyle 1999’da Sevda- Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirilir. Onunki, taşıdığı yaşam sevinci, çok yönlü birikimleri ve yetenekleri ile parıldayan bir yaşamdır tuşlar arasında.

Sale!

Duyuşlardan Köçekçe’ye

20,00 18,00

Türk Beşleri’nin en duygulusu… Yapıtlarında hep duygusallık egemen oldu. Cumhuriyet dönemi ilk kuşak bestecilerimizin en lirik olanıydı, kuşkusuz… Halk müzikleri ve eski makamsal müziğimizden esintileri, duygusallığıyla bütünleştirince ortaya kolay unutulmayacak yapıtlar çıktı. Dans rapsodisi “Köçekçe” adeta çoksesli ulusal müziğimizin öncelikli simgesi haline geldi. 1991’de Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirildi. Bu kitapta öğrencilerinden, viyola sanatçısı, orkestra şefi Prof. Koral Çalgan’ın kaleminden Erkin’in yaşam öyküsünü, hakkında yazılanlar ve eserleriyle ilgili ayrıntıları bulacaksınız.

Sale!

Johann Sebastian Bach ”O bir dere değil, o bir deniz”

10,00 9,00

Barok çağı çıkışında yaşamış olan ve 65 yıllık yaşamına 1200’e yakın sayıda eser sığdırmış olan J.S. Bach’ın müziğinde tüm insanlığı kavrayan, ölümünden 250 yıl sonra bile evrensel ölçekte etkinliklerle anılmasına neden olan ‘büyüklük’ nedir?

Ödün vermeyen sanatsal ahlakı ve sonsuz Tanrı sevgisi, eserinin kusursuz olması sorumluluğunu yüklemişti ona. Her eserinde, bıkmak bilmeyen bir çabanın ve müzik için varolan bir dehanın izlerini görüyoruz.

Yaratıcılığını, sadece müziğin özünü bulmaya ve bu özü gelecek kuşaklara miras olarak bırakmaya adamış bir büyük besteci, insanlık tarihinin ölümsüz bir temsilcisidir Bach. Kitapta Bach’ın yaşamından ilginç kesitler bulacak, eserini yarattığı zamana ve mekanlara tanık olacaksınız.

Dr. Erdoğan Okyay (1933), müzik eğitimcisidir. Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Halen S.C.A.A. Vakfı Yönetim Kurulu üyesidir. Bu kitap yazarın, vakıf yayınları içinde hazırladığı dördüncü kitabıdır.

Sale!

Müzikte Geniş Soluklar

14,90 13,41

” ‘Müzikte Geniş Soluklar’… müzik üzerine düşünme, müziğe düşünsel bir içerik katma konusunda bir hayli çorak olan ülkemizin sanat yaşamında gerçekten ‘geniş soluk’ aldırtacak bir çalışma, ciddi ve önemli bir adım sayılmalıdır.”
-İlhan Usmanbaş-

“Leyla Pamir ‘Müzikte Geniş Soluklar’… ile giderek bir ses çöplüğüne dönüşen günlük müzik dünyamızda bir ‘vaha’, bu yozlaşmadan ötürü sürekli ‘getto’laşan kaliteli müzik çevremize de bir geniş soluk alma fırsatı oluşturuyor… Mutlaka öğrenilmesi, anlaşılması gereken büyük çağdaş müzik yapıtlarına yaklaşmak isteyenler, Leyla Pamir’in ‘Müzikte Geniş Soluklar’ kitabını mutlaka okumalılar.”
-Onat Kutlar-

“Yazar, 18. yüzyıldan 20. yüzyıl ortalarına kadar belli başlı bestecilerin sanatından, bu sanatçıların tekniğinden, üslubundan ve özgünlüklerinden söz ederken, felsefeye, edebiyata, resim ve tiyatro sanatlarına gönderide bulunuyor. Böylece, çağdaşlık kavramının, sanat ve düşünce alanından bağımsız bir kavram değil, bu türlerin bir toplamı olduğunu gösteriyor bizlere. ‘Müzikte Geniş Soluklar’, müzik literatürümüzde bir eşi olmayan soluk ve boyutta bir inceleme / deneme. Meslekten müzisyene olduğu kadar, tüm sanatçılara, yazarlara, şairlere, düşünürlere ve aydın müzikseverlere sesleniyor.”
-Ferit Edgü-

“Sayın Pamir’in, Viyana Klasiklerinden günümüze kadar gelen dönemlerin en önemli yaratıcılarını, büyük ve yorucu bir emekle inceledikten sonra kaleme almış olduğu bu özlü eser… uzun zamandır çok az sayıda eserle yetinmeye adeta alışmış olan çok-sesli müzik kitaplığımızı harekete geçirmiş, hatta canlandırmıştır…”
-Cevad Memduh Altar-

Sale!

Bir Erdem Olarak Sapkınlık

15,90 14,30

“Bu kitap; düşünüş, duyuş ve duruşlarıyla ‘genel mutabakat’ın dışında konuşlanmış insanların portrelerinden oluşuyor: Bir çeşit ‘sapkınlar galerisi’ de denebilir. Olanca sıradanlıklarıyla sıra dışına çıkan insanların hikayeleri bunlar. Radikal insanların, bireylerin, anarşistlerin, binlerce yıl önceki ilkel komünal toplum tadını bir türlü unutamamış, o tadı her nasılsa genlerinde bir yerde ‘hıfzetmiş’, saklamış insanların yol haritaları.” Ömer Madra

Sale!

Âşık Tarzı Kültür Geleneği Ve Destan Türü

25,00 22,50

Bugüne kadar aşık tarzı destanlar konusunda yapılan çalışmaların kahir ekseriyetini cönklerden derlenen destanların yeni harflere aktarılmasıyla ya bilinen bir aşığın yeni harflere aktarılan destanında yer alan tarihi olaydan hareketle yaşadığı yüzyılla ilgili tesbitlerindeğerlendirilmesi ya da destanına istinaden bilinmeyen bir aşığın tanıtılması oluşturmuştur. Bunların dışında kalan bir kaç tanım ve tasnif çalışmasında da çoğu zamanmehaz bile göstermeye gerek duyulmayacak kadar harcıalem bilgiler tekrarlana gelmiştir. Oysa, “sözlü kültürün gerçek arşivi kütüphaneler değil insan hafızasıdır” aforizmasının işaret ettiği sözlü kültür ortamının mahsulü olan aşık tarzı şiir ve kültür geleneği, bağımsız bir sosyo-kültürel kurum hüviyeti ile ortaya çıktığı 16. yüzyıldan günümüz ekadar, Türk kültür hayatı içinde yer alan Ermeniler başta olmak üzere gayri aTürk unsurlarını da içine alacak şekilde Türk toplumunun bütün sosyo-kültürel katmanlarınca özümsenen ve asırlar süren “Osmanıl barışı”nın -zümreler ne kelime, milliyet ve dinlerüstü- ortak kültürel kodlarını veya referans noktalarını oluşturan en önemli sosyo kültürel kurumdur.