1–18 / 33 sonuç gösteriliyor

Sale!

Türk Sanat Müziği Saz Eserleri 2

23,50 21,15

Dünya müzikleri içinde söz ögesinin yer almadığı çalgı müziği çok önemli bir yere sahiptir. Türk Müziğinde Saz Eserleri diye tanımlanan bu türe çok önem verilmiş ve bu alanda sanatçılar kültür hazinemizi meydana getiren çok değerli eserler bestelemişlerdir.

Sale!

Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu

12,50 11,25

“Hem toplum, hem de birey olarak özgür olmanın olabilecek her şeyden daha önemli olduğunu hep söylemiş, bunu, yaşadığı hayat ile her gün herkese göstermiş Tülay German”
Naim Dilmener (Radikal)

Sale!

Chopin

6,00 5,40

Müziğiyle hayatımızı zenginleştiren Frederic Français Chopin 1810 yılında Varşova’da doğdu, 1849’da Paris öldü. Babası Fransiz, annesi Polonyalıydı. 40 yıla yakın ömrünün ilk yarısı Polonya’da, ikinci yarısı Fransa’da geçti.Piyano çalmakta üstün yeteneğe sahipti. Küçük yaşta ders aldığı hocası J. Elsner onun müzik dehası olduğunu söylemişti. 1931’se Paris’e yerleşti, Delacroix, Musset veLiszt ile dostluk kurdu.
Yalnızca piyano için yazan Chopin’in eserleri farklı gruplarda toplanabilir. Klasik tarzda olanlar rondolar, çeşitlemeler, konçertolar ve sonatlardır. Ayrıca halk müziğinden kaynaklanan polonezler ve mazurkalar yazmıştır. Serbest tarzda olan eserlerde scherzolar, impromptu, noktürnler, baladlar, prelüdler, valsler vs.’dir. Bunların yanısıra çeşitli orkestra eserleri yazmıştır. Elli kadar mazurka ve yaklaşık yirmi polonez adeta Chopin ile Polonya’yı birleştiren somut bir bağdır.

Son derece büyük bir melodi zenginliği ve müzik duyarlılığına sahip olan Chopin çok genç yaşta Paris’te yurt hasreti çekerek ölürken çok sevdiği Polonya’sının müziğini zenginleştirerek tüm dünyaya tanıttı.

Sale!

Beethoven

6,00 5,40

Ludwig van Beethoven Beethoven çileli sanatkarlardan biriydi. Çok küçük yaşta babasının baskısı altında müziğe başlamış, zorla çalıştırılmak yüzünden müzikten nefret eder hale gelmiş, gene de iradesiyle bunu yenerek küçük yaşlarında büyük aşamalara ulaşmıştı. Ondan sonra sanatını öylesine sevdi ki aşklarının acısını, hayatının maddi sıkıntılarını, hepsinden daha zorlusu, sağırlık felaketini hep bu sanat tutkusuyla yenmeyi başardı. Eserlerinde acılarını değil, bunları yenmek için kullandığı güçlülüğü dile getirdi. Onun sanatını yükselten, kendisini de insan olarak yücelten hep bu güçlülülük olmuştur. Sıradan bir kimseyi yıldırabilecek olan bu sıkıntılı, felaketli, zor dayanılır hayat onun için büyük eserlerin fışkırdığı gür bir kaynak oldu. Devrinin müzisyenleri arasından bir yıldız gibi yükselen bu büyük sanatkar, sağırlığına rağmen, kendisinden önce kimsenin duymadığı sesleri keşfetmiş, bunlarla yalnız kendisine değil, müzik sanatına şeref kazandıran ölümsüz eserler yaratmıştır. Bu küçük kitap büyük sanatkarların ciltlere sığmayacak hareketli, acılı, coşkulu hayatını size en özlü, en yoğun biçimde anlatıyor. Onu br roman gibi zevkle, merakla okuyacaksınız. Bu bir dehanın macerası, bir dahinin hayat hikayesidir. Bu arada, Beethoven’in sağırlığından dolayı çektiği acıları ancak en yakın bir iki arkadaşına anlatan mektupları insan yüreğinin derinliklerinden kopup gelen duyguların en lirik örnekleri arasında sayılabilecek değerdedir.

Sale!

Kemanımla Sana Bir Ses…

18,00 16,20

Yakından tanımış olan herkes fikir birliğiyle kabul edecektir ki Nurhan Hekimoğlu,müzik dünyamızın son döneminde, yaşayışı ve davranışları, zevkleri, sanata bakışı, mesleki hassasiyetleri, kısacası müzik hayatımızın içindeki tepeden tırnağa renkli varlığıyla, “sanatkar” kavramının belirttiği tipin nasıl olması gerektiğini gösterilebilecek en özel örneklerden birini oluşturdu.
İçine dönük ve nev’i şahsına münhasır dünyasının bir dışa vurumu biçimindeki günlüklerinden oluşan bu kitap, gerçek bir sanatkar olan bu “özel” adamın kırküç yıllık -kısa sayılabilecek- ömrüne etkide bulunan ruhi dinamikleri ortaya koyuyor olması bakımından çarpıcı bir belge niteliğini taşıyor. Bu sözümüzden de anlaşılacağı üzere elinizdeki bu kitabı bir müzikolojik eser olduğu iddiasıyla yayınlıyor değiliz.

Sale!

The Imperial Harem Of The Sultans

21,00 18,90

The Ottomans developed a highly organized society with many traditions. However, the writing and publiscing of “memoris” was not one of them. Even the most illustrious Grand Vizier did not avail his personal diary to others for perusal (even if he ever did put them in black on white.)

This is what makes Leyla (Saz) Hanımefendi’s book rather unique. She was taken into the “Harem” of Sultan Abdülmecid at the age of four and left Çırağan Palace only to be married. She is the only woman who wrote (or rather dictated to her son) her actual experiences of life at the Çırağan Palace where Sultan Abdülmecid reigned. Her references to many incidents, from the untensils used to the Ladies’ Orchestra make this book interesting both to the layman and to the historian. Her great sense of propriety and andmiration for the way of life she enjoyed at the Palace (despite the vigorous discipline) is another factor that makes reading these memoirs a joyful experience.

Sale!

İstanbul Atina İstanbul – Grup Gündoğarken

15,00 13,50

Gündoğarken, 1983 yılında Levent Kırca Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Kadıncıklar” adlı oynunun müziklerini yazıp sahnede icra ederek profosyonel müzik yaşamına başladı. 1986 yılında ilk albümleri “Bİr Yaz Daha Bitiyor” ile müzik piyasasına yeni bir soluknve anlayış getirdi. Tiyatro çalışmalarını Ferhan Şensoy´ un “İçinden Tranvay Geçen Şarkı, “Levent Kırca ve Oya Başar Tiyatrosu´ nun “Aşağı Yukarı,” “Gereği Düşünüldü” ve “Hangi Yüzle” adlı oyunların müziklerini yaparak ve sahnede icra ederek sürdürdü.1998 yılında “Yaz Bulutları,” 1990 yılında “Bir günlük aşk” Albümlerini çıkardı. 1992 yılında çıkardıkları ” Ankara´ dan Abim Geldi” albümüyle ciddi bir çıkış yaptı.Grup 1993 – 1996 yılları arasında birlikte yaptıkları çalışmalara ara verdi.1997 yılında tekrar bir araya gelerek “Mest of Gündoğarken” albümünü çıkardı. Bu albümle birlikte çalışmaya başladıkları Yunanlı müzik yönetmeni Nikiforos Metexas ile Gündoğarken 1999 Albümünü yaptı. Grubun son çalışması yine Nikiforos Metexas yönetiminde ve yunanlı müzisyenlerle ortaklaşa gerçekleştirdikleri İstanbul – Atina – İstanbul adını verdikleri ve kayıtlarının büyük bir bölümünün Atina´ da gerçekleştiği albüm.

Sale!

Kayahan – Gönül Sayfam

15,00 13,50

Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün, bir yede buluşuruz. Kulaktan dolma insanların müzikle uğraştığı şu dönemde, geleceğin gerçek müzisyenlerine katkısı olması ümidiyle. – Kayahan-

Sale!

Ulusal Müzik Ve Musorgski

15,00 13,50

Yoksul toprak köleleri, dilenciler, sakatlar ve budalalar müzik tarihinde ilk kez Musorgski’ de ( 1839 – 1881 ) sanat şarkısına konu olmuş ve halk kitleleri operanın gerçek baş aktörü konumuna girmiştir.

Musorgski, ezgilerini günlük konuşmaların dibinde gizli müziksel öğelerden çıkarak söz ve tını uyumunu en ideal düzeye ulaştırır. Her somut insanın kendi değer ölçütünü yalnız kendisi içinde taşıdığına inandığı içindir ki – bütün genellemelerden uzaklaşarak – her özü, o öze özgü yepyeni bir biçimle sunar. Yapıtların en belirgin niteliği, biçimsel zenginlik ve armoni diline getirdiği yeniliklerde yatar.

Musorgski’nin evrensel değeri, ulusal duygularındaki yoğunlukla doğru orantılıdır. O bütün yöresel dereleri ve ırmak kollarını içinde toplayıp Hazar Denizi’ne dökülen Volga gibidir. Yapıtları Rusya’nın müziksel bir tarihçesi ve bütün toplum katmanlarının ses yankılarıdır.

Bir yaşam gözlemcisidir Musorgski. Yaratıcı kişiliğinde gözlerindeki keskin bakış ile kulaklarındaki ince duyarlılık birbiri ile kaynaşmıştır. İnsan ruhunun derinliklerine dalışıyla Dotyevski’ye, satir ve güldürü yeteneğiyle Gogol’e, ezilen yoksul kitlelere yaklaşımı ile de Gorki’ye benzer.

Estetiğin araştırma konusu olan güzellik kavramının değerini, yaşam insan gerçeğine uygun olup olmamasıyla ölçer.

Sale!

Çeşmebaşı’ndan Esintilerle

12,50 11,25

Cumhuriyet dönemi ikinci kuşak bestecilerinin en kısa ömürlüsüdür Ferit Tüzün. Kompozisyon öğrenciliğinden itibaren elle tutulur 20 yapıt besteledi. Türk bestecileri arasında yapıtları yurt dışında en fazla çalınanlardan biri… Herkes en renkli, canlı, parlak orkestralama tekniğini Tüzün’ün kullandığı konusunda hemfikir. İlk Türk balesi “Çeşmebaşı”nın müziğini yazma onuru Tüzün’e ait. “Midasın kulakları, eşek kulakları” nakaratlarını da herkesin diline pelesenk eden gene O… Sağlığında hocalarından sıra gelmediği için “Devlet Sanatçısı” unvanı verilmeyen, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı tarafından “post mortem” olarak, ölümünden 23 yıl sonra 2000 yılında “Onur Ödülü Altın Madalyası” ile ödüllendirilen bu sevecen, üretken bestecimiz kimdi? Nasıl yetişti, nasıl ünlendi? Eyüp’te, Kınalıada’da başlayıp Ankara’da gelişen, Münih’te pekişen, sonra gene Ankara’da tam olgunlaşırken kısa düşen Ferit Tüzün’ün 48 yıllık yaşam öyküsünü, yaşayanların tanıklıkları ve belgelerle zenginleştirilmiş olarak gazeteci-yazar Şefik Kahramankaptan’ın kaleminden okuyacaksınız.

Müzik ve Yabancılaşma

Müzik teorisi bizde az tartışılan konulardan biridir. Toplum öteden bere müziğe yakınlık duyduğu halde müzik teorisine aynı yakınlığı duymamıştır. Ünsal Oskay oldukça bakir olan bu alanda müzik tartışmasını Aristoteles ve Huizingadan ama öncelikle Adornodan yola çıkarak sürdürüyor.

Sale!

Müzik İnsan ve Evren Arasındaki Köprü

11,00 9,90

Müzik, insanı önce kendisiyle, sonra da diğer insanlar ve evren ile bütünleştiren en etkili araç ya da en kısa yoldur.

Varedilen herşey “ol” emri, yani bir ses ile yaratılmıştır. Bu nedenle hepsinin özünde ritm ve ton, yani müzik vardır.

Gerçek müziğin farkına varan ve onun ardındaki sırrı çözebilenler, bütün evren ile aynı frekansta titreşir ve herşeyle anlaşıp, konuşabilirler.

Müzik, bize hoş ve eğlenceli bir zaman geçirme aracı gibi gözükse de, asıl önemi, insanı canlı tutan ve vücudunda kesintisizce akan bir özellik taşımasıdır.