1–18 / 62 sonuç gösteriliyor

Sale!

Ezgiselliğin Doruklarında Yalçın Tura – CD’li

40,00 36,00

Bir sanatçının besteci, müzikolog, düşünür ve insan olarak portresi

Sale!

Kazım’ın Sevdası

22,00 19,80

Yaşasaydı memleket müziğine büyük katkılar sağlayacağı aşikâr olan Kazım Koyuncu’nun anısına, onun hayata ve müziğe dair sevdasına daha yakından bakmak için önemli bir kitap.

Sale!

Boris Vian’ın Paralel Hayatları

40,00 36,00

Romancı, şair, oyun yazarı, mühendis, trompetçi, besteci, bale ve operalara imza atan bir sanatçı, senarist, müzik direktörü… Ölümün erken geleceğini hissetmişçesine dur durak bilmeden üreten Vian, kıyasıya eleştirilmesine, anlaşılmamasına rağmen vazgeçmedi; çünkü yaşadığı zaman ve yerle sınırlı değildi sözü. Bu yüzden, onunla bugün tanışanlar bile eserlerindeki sonsuz yenilikle karşılaşıp büyülenirler.

Boris Vian’ın Paralel Hayatları’nın her bölümü, Vian’ın farklı yönlerini ve eser verdiği sanat dallarını ayrı ayrı inceliyor. Fakat bu kitap, Boris Vian üstüne bir deneme ya da yapıtlarıyla ilgili eleştirel bir çözümleme değil kesinlikle. Sanatın her alanındaki üretiminden oluşan geniş çerçeveyi, hayat, insanlar, dünya, savaş, militarizm karşıtlığı, aşk, ölüm, yaratım ve pek çok başka konuya ilişkin düşünceleriyle zenginleştiren bir çalışma, sanatçı ve insan Boris Vian’ın hikâyesini kendi sesinden aktaran bir “hayat dökümü”.

Dostu Boris Vian’ın arşivini titizlikle tarayan Noël Arnaud, tanıklıklarla ve başka hiçbir yerde yayımlanmamış eser ve yazılarla biyografi alanında benzersiz bir çalışma sunuyor bizlere.

Sale!

Şarkı Okuma Kitabı

16,50 14,85

Bu kitapta yapmaya çalıştığım şey bazı şarkıları alıp çözümlemek ya da açıklamak değil. Şarkı kendisi için vardır, açıklaması da olmamalıdır… Buradaki şarkıların her biri hayatım boyunca tekrar tekrar okuduğum ve “okuduğum” şarkılar. Israrla çalıp söyledim onları. Hepsi de kendimi kurmamda ve yeniden kurmamda bir yere sahip. Hepsi bana hayatımla, hayatımızla ilgili sorular sordu. Ben de onlara cevap vermek için epey zaman harcadım. İşte bu sorularla, bunlar etrafındaki düşünceler var bu kitapta…
Benim için “şarkı sözü” müziğin bir aksesuarı olmadı hiçbir zaman. Söz ve müzik daima bir bütündü. Sözünü anlamadan müziği de yeterince takdir edemeyeceğimi bildim hep. Küçük yaşlarımdan beri müzikte kahramanlarım Bob Dylan ve Leonard Cohendi: İkisi de şarkı yazarı ve şair. Onları örnek alarak başladım şarkı söylemeye. Şarkı sözü şiirdi: Özel bir şiir türü ama gene de şiir. O yüzden şiir gibi okunmayı, şiir gibi yaşanmayı hakediyordu.
Bu şarkıları nasıl seçtiğim ise apayrı bir konu. Bazılarını seçmeme şansım yoktu zaten. Suzanne, Famous Blue Raincoat, Manifiesto; bunlar eskiden beri yakamı bırakmayan şarkılar. Seçtiğim tüm şarkılar ortak temalar içermeseler de, aynı civarlarda dolaşıyor: Aşk ve ölüm, sevgi ve şiddet, dayanışma ve ihanet, teslimiyet ve umut…

Sale!

Gölge Adam: Bir Menajerin Anıları

25,00 22,50

Gölge Adam Orhan Şevki, 60, 70 ve 80’lerin popüler müzik dünyasında yaşayanları bir belgesel niteliğinde karşımıza çıkartıyor. Bir yandan magazin dünyasında günbegün yaşananları ortaya koyarken, diğer yandan Türkiye’nin son 40 yılının sosyal, siyasi, ekonomik süreçlerini tahlil ediyor ve bu süreçlerde magazin dünyasında yaşanan günlük olaylar arasındaki bağları da ortaya koyuyor.

Popüler müziğin yakın tarihine tanıklık ederek, dönemin müzik ve magazin dünyasını çarpıcı ve en ayrıntılı anlatan ilk ve belki de son olacak bu kitap, ünlü simalarla ilgili (Sezen Aksu, Cem Karaca, İlhan İrem, Nazan Şoray, Barış Manço, Kayahan, Nilüfer, Yeliz, vd.) ve menajerliklerini yaparken tuttuğu günlüklerde, sanat dünyasını ve popüler müzik kültürümüzü bambaşka ve çok etkileyici bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Sale!

Üm Şark Yıldızı Arap Müziğinin Divası

8,00 7,20

Mısır’da iki şeyin kalıcı olduğu söylenir: Piramitler ve Üm Kelsum.

Üm Kelsum’un sesinde, bütün dinlerin, bütün dillerin gizemli tonu vardır. O Tevrat’tan da, İncil’den de, Kur’an’dan da bir sureyi aynı huşu ve tevazuyla okur. “Kıyamet günü” İsrafil, suruyla ona eşlik edecektir. “Binbir Gece”nin Şehrazad’ıdır o.

Sale!

Suskunlar

25,50 22,95

Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce… Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü… Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri… Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de “suskunlar”dan biri olacaksınız…

Sale!

İstanbul’da Kayıp Zamanlar

14,00 12,60

Cumhuriyetle yaşıt bir kız çocuğunun gözünden İstanbula dair bir bellek tazeleme: Adları sularla anılan sayısız mesireden, sokak eğlencelerine; Menderesin imar faaliyetlerinden, AKMnin on yıllar süren inşaatına; Türklerin, Fransızların, Rumların, Ermenilerin, Rusların ve Lehlerin sıcak bir öğrenci dayanışması içinde okuduğu Notre Dame de Siondan, Berna Moran ve Halide Edipin öğrencileri büyülediği
Edebiyat Fakültesine…

Sale!

Yaşamımdan Esintiler

17,00 15,30

Esin Afşar Aral, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda başladığı sanat hayatına profesyonel adımını Devlet Tiyatroları’nda attı. Muhsin Ertuğrul döneminde on yılı aşkın oyunculuk yaptı. Bir müzikalle müzik dünyasına adım attı. Başta hafif müzik söylerken, Ruhi Su ile çalışarak folk müziğe yöneldi ve çağdaş folk akımının öncülerinden oldu. Dönemin dışişleri bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in onu “diplomatik sanatçı” sıfatıyla Macaristan’a yollamasıyla, yaşam boyu süren kültür elçiliği başladı. 1969’da Jacques Brel ile Dario Moreno Ödülü’nü aldı.
O yıl 10. Monako Televizyon Festivali’nde ünlü sanatçılarla sahne paylaştı. İzleyen yıllarda, uluslararası müzik yarışmalarında dereceler aldı. Eski Sovyetler Birliği’nde -günümüzdeki Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kırgızistan cumhuriyetlerinde-, İtalya, Japonya, Kore, Bulgaristan, İsrail, İngiltere, Belçika, Tunus, Avustralya, Fransa, İsviçre, ABD, Yunanistan ve Pakistan’da konserler verdi. Yurt içinde de pek çok konser ve etkinlik düzenledi, Kelaynaklar oyununda ve Neredesin Firuze filminde rol aldı. 1980 sonrasında, Aydınlar Dilekçesi başta olmak üzere, sosyal alanda da aktif oldu. Yunus Emre, Mevlana, Nâzım Hikmet, Aşık Veysel, Ahmet Yesevi’nin eserlerini besteledi ya da yeniden yorumladı.

Sönmesin söyleme çalma hevesin;
Yayladan denize aksetsin sesin
Ankara, İstanbul, İzmir, bütün yurt
Desin ki, “Gelecek senindir”
-Esin Behçet Kemal Çağlar-

Esin Hanım, sanatınızla her zaman insanları sevindirin.
Bu ses yalnız size ait değil.
-Niyazi Tagizade, Azeri besteci ve orkestra şefi-

Aferin Afşar, ağzına sağlık! Aman devam et!
-Aşık Veysel-

Folku modernize ederek dünyaya tanıtmanız çok takdire değer bir iş. 20. asırda çeyrek sese saplanıp kalmak büyük cinayettir. Doğunun müziği üstündür ama çok seslendirmek gerekir. Bu açıdan yaptığınız iş büyüktür. Dünyanın neresine gitseniz dinletirsiniz bu yolla müziği. Ne mutlu bana ki sizi tanıyabildim.
-Fikret Emirov, Azeri besteci-

Esin Afşar, couleure Bosphore. (Boğaziçi’nin rengi Esin Afşar)
Liberation, Fransız gazetesi
(Arka Kapak)