15 sonuç gösteriliyor

Sale!

Dünya Gemisi

25,00 20,00

Doğa, Çevre ve Uygarlığın Sınırları

Sale!

Gürültü Sanatı

14,00 12,60

Müziğin fütürist makineler tarafından yıkımı

Sale!

Ulusal Uzgörü Çalışmaları

12,50 10,00

ve Türkiye 2023 İçin Bir Yöntem Önerisi

Sale!

Yüksek Öğretim, Multiversite, Teknoloji

15,00 12,00

Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. M.Atilla Öner’in yüksek öğretime ilişkin makaleleri

Sale!

Çözüm Odaklı Yaklaşıma ve Sistemik Yapısal Dizime Giriş

15,00 12,00

Danışmanlık ya da terapide kalıcı değişimlere ulaşmak isteyenlerin problemden çok çözüm hakkında bilgi edinmeleri yararlı olur. Steve de Shazer ve Insoo Kim Berg’in geliştirdiği çözüm odaklı yaklaşım, psikoterapiden koçluğa ve mediasyona, yönetim danışmanlığından pedagojiye kadar çeşitli kullanım alanları için gerekli metodik donatımı içermektedir.

Insa Sparrer, bu giriş kitabında çözüme odaklanmanın temel prensiplerini, uygulamaya yönelik ve anlaşılabilir bir şekilde anlatıyor. Açık örnekler çözüm odaklı yöntemi canlı bir şekilde tanıtıyor. Kitapta, okuyucuların doğrudan çalışma alanlarına aktarabilecekleri çok sayıda alıştırma var.

Son olarak da yazar Çözüm Odaklı Yaklaşımla Sistemik Yapısal Dizimi birleştirerek sözlü olan metodu çözüm arayışında kullanılabilecek örtük bilgilerle yeni bağlantılar oluşturmak üzere “transverbal” bir yaklaşım şeklinde geliştiriyor.

Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır?

Ahmet Say’ın müzik sanatıyla ilgili bu çalışması, bu konunun uzmanı olmayan kişilere de yönelik, “halk kitabı” özelliğinde ilginç bir örnek. Yetkin bir müzik yazarı olan Ahmet Say, kitabını şöyle tanımlıyor: “Bu çalışmayla amacım, müzik sanatının temel asgarî bilgilerini herkesin yararlanabileceği yalın, anlaşılır bir dille anlatabilmekti.”
Her yaşta okur için önemli bir bilgi kitabı…

Sale!

Taş

17,50 14,00

Enis Akın’ın ilk 3 kitabı bir arada!

(ilk şiirler)
hiç ama birini
öyleyse ayrılalım
puşt ahali

Sale!

Geçmişin Musiki Mirasına Bakışlar

35,00 28,00

Bülent Aksoy, Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki, Sermüezzin Rifat Bey`in Ferahnak Mevlevi Ayini kitapları ile Eugenia Popescu-Judetz ve Béla Bartók`tan yaptığı çevirilerle müzikoloji çevrelerinin yakından tanıdığı bir isim. Aksoy`u kitapları dışında yıllardır Açık Radyo`da sürdürdüğü programlarıyla Türk musıkisi tutkunları da izliyor. Bülent Aksoy, Geçmişin Musıki Mirasına Bakışlar isimli bu yeni kitabında yirmi yılı aşkın bir zamandır çeşitli sanat ve kültür dergilerinde yayımladığı deneme, makale ve incelemelerden bazılarını bir araya getiriyor. Kimi yazılarda deneme ile inceleme iç içe geçiyor. Bunun belli bir sebebi var, o da, musıki mirasımıza, musıkimizin sorunlarına eğilirken her zaman musıkinin kendi iç sorunlarının teknik çerçevesi içinde kalamamamdır. Yakın geçmişin dertleri musıkinin içindeki siyasetlerle, ideolojilerle iç içe geçmiştir bir kere. Aynı türden dertler daha uzak geçmişe gidince bile bir noktada nüksedebiliyor. Birtakım kemikleşip adeta resmîleşmiş yargılar hemen karşınıza çıkıyor. Böylece, musıki ile ilgili konular musıkinin dışına sarkmaya başlıyor; buradaki yazılarda olduğu gibi. -Bülent Aksoy

kızkardeşleşmek

Cihat Duman’ın ikinci şiir kitabı kızkardeşleşmek Pan Yayıncılık tarafından basıldı. 2010 yılında ilk kitabı ya da pişman değilim ile şiir okurundan ilgi toplayan Cihat Duman bu kitabında, ilk kitapta açtığı sarkastik yolu biraz daha genişleterek Kaos’a değen şiirlerini bir araya topluyor. Okuyanda ilk etapta akut bir düzensizlik yaratan, sonrasında bu düzensizliği kendi içindeki düzenle buluşturan kızkardeşleşmek, müziğin kanı aktıkça boşlukta var olmaya devam edecek.
(…)
anneyi hatırla babayı hatırla
anneyi ve babayı da iki kardeş gibi hatırla
insanlıktan kurtulup müzik olamayan. insanlıktan kurtulup kardeş olan.
insanlıktan kurtulan, kanamalı kardeş, karşılıklı kardeş olarak
insanlıktan kanla kurtulan, kızım, annemi ve babanı hatırla
müzik olamayan, müzik dinen, aynı yastık üzerinde aynı rüyayı
aynı gören biz, birbirimizin kardeş kızı
kızının kardeşi
ezilen halkların haksız leşi üzerinde
hiç utanmadan seviştik
kızkardeşleştik

Sale!

Adnan Saygun’larda Çay Sohbetleri

12,00 9,60

“Bundan 23 yıl önce tutulmuş bu sohbet notlarını kitap haline getirirken o günleri hatırladım. Adnan beylerde geçirdiğim çay saatleri hoşuma giderdi. Fırsat buldukça, Ulus Mahallesinde otobüs durağının hemen yanındaki Bağ apartmanının 10 numaralı daire kapısını çalar, “yine ben geldim” derdim. Kapıyı hep Adnan bey açardı. İçerden Nilüfer hanımın taze taze yaptığı kek kokuları gelirdi. Adnan beyi dinlemeye doyamazdım. Hep anlatacak birşeyleri vardı. Bana, yaralı bir yüreği olduğunu hissettirirdi. Benim zamanımın her gerçek aydını biraz yaralıdır…”

Sale!

Diksiyon

17,00 13,60

“Bu kitaptaki bilgileri katı bir şekilde ezberlemeye çalışmak pek akıllıca olmaz. Eserleri çalışırken sırası geldikçe ve sorunlarla karşılaştıkça bu kitaba başvurmak daha akıllıca olacaktır. Fonetik eğitimi kendi başına bir amaç değil, bir dili öğrenmek, o dili yaşayabilmek için aşılması gereken bir süreçtir. Bu süreci bir oyun olarak benimseyin ve yabancı bir dilin değişik tınılarını ve sizde yarattığı davranış değişikliğini keşfetmenin merakı ve heyecanı ile yaşamaya bakın. Sözcüklerin tadına varmayı deneyin. Hangi dilde olursa olsun güzel ve doğru konuşmak insanın kendini daha iyi, daha güçlü hissetmesini sağlar.

Sale!

Anılardaki Adnan Saygun

20,00 16,00

2011’in Mart – Eylül ayları arasında dostları, öğrencileri,
yorumcularıyla yaptığım 41 görüşmede, ölümünün 20’nci yılında Adnan
Saygun’un tüm canlılığıyla hafızalarda yaşadığını gördüm. Dostluklar,
kırgınlıklar kadar şükran duygularıyla da…

Sale!

Ay’da Buluşalım / Dedem Sadun Tanju ile Mektuplaşmalarım

16,00 12,80

“Ben bir 20. yüzyıl insanıyım Nazlıcığım, insanlık tarihi boyunca meydana gelmiş bütün eşitsizliklerin acısını ve utancını duydum. İlk kez benim yaşadığım dönemde dünya tam bir bütünlük kazandı, ilk kez dünyalılar birbirlerinin varlığını bilerek, duygu ve düşüncelerine ortak olarak, kederde ve sevinçte paylaşmayı hissederek yaşamayı öğrendiler. Henüz başındayız yeni bir hayatın ve en büyük sorun bence kadının yaşayışta hak ettiği yeri alması…”Bu satırlar Sadun Tanju’nun Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi alan torununa yazdığı bir mektuptan… Gençlerin bilgi bombardımanı altında yalnızlık çektiği ve yol bulmakta zorlandığı 21. yüzyılda Nazlı şanslı bir genç. Dünyayı tanımasını sağlayan, kendine yol bulmasını kolaylaştıran bir rehberi var. Bir mektubunda dedesine, “Her mektubunuzda kitapların verdiği bilgiler ve bir dedenin torununa esprili bir şekilde açıklamaları var. Ben bunları başka dede ve torunlar da görsün isterim” diyerek bu şansını diğer gençlerle paylaşmak istiyor.Karşılıklı sevgi ve saygının her satırından yansıdığı bu mektuplar toplanarak Ay’da Buluşalım başlığıyla kitap haline getirildi.Gençlerin basın dünyasının çınarlarından Sadun Tanju’dan öğrenecekleri pek çok şey var…