Sanatı hayatımıza ne zaman, nasıl alırız? Sanat biz henüz doğmadan da var olmuştur, tıpkı kültür gibi. Doğarız ve her geçen günümüzde kültür hayatımıza dahil olur. Çünkü yaşamak için kültüre gereksinim duyarız. Peki ya sanat? Nedense sanat için büyümeye ya da yetişmeye ihtiyaç duyduğumuzu düşünürüz. Aslında buradaki nedense anlamsızdır; çünkü bu bize öğretilir. Sanat için zaman! Sanat bir yetişkinlik işidir! Sanat yapmak, sanat hakkında konuşmak… Hepsi bir “an”a tekabül etmektedir.

Oysa sanat bunların hiçbiri değildir. Sanat yaşantıya dairdir. Ve yaşantı her an anlaşılabilir, anlamlandırılabilir ya da anlatılabilir. Onun için tek gerekli şey gayedir. Yaşantıyı anlama, anlamlandırma, anlatma gayesi…

Üretken yazar Süreyyya Evren’in yeni kitabı Osman Hamdi Bey’den Picasso’ya Çocuklar İçin Sanat, tam da bahsettiğim perspektiften ortaya çıkartılmış bir çocuklar için sanat kitabı. Ancak türünün diğer örneklerinden farklı olarak sanatı doğrudan sanatı öğretmek düsturu ile hazırlanmamış. Ne dili, ne de kurgusuyla öğreticilik iddiasını barındırıyor. Ama buna rağmen ziyadesiyle öğretici bir kitap Osman Hamdi Bey’den Picasso’ya Çocuklar İçin Sanat. Evren, bir anlatıcı olarak çocuklara sanatı anlatmaya soyunmuyor. Aksine oldukça mütevazı bir şekilde, ama aynı zamanda güncel sanat ve politika birikimini de apaçıkça ortaya koyarak, çocuklarla sanatı konuşuyor. Kendisinin de ifade ettiği gibi kitapla hayata sanatla bakmanın olanaklarını soruşturuyor ve de çocukları bu olanakları hep beraber ortaya çıkaracak sanat tarihinde bir gezintiye davet ediyor.

Birçok açıdan yenilik barındırıyor kitap; öncelikle tarih sırasıyla ilerlemiyor, temalara da bölünmüş değil. Yapısı söz konusu gezintiye uygun olarak kurulmuş ve bundan hareketle sizi bir sonuca çıkarmayı amaçlamıyor. Çünkü aslında sanat da belirli bir yere çıkmıyor. Evren bunu ifade ediyor. Asıl olanın sanat tarihi içerisindeki gezintinin olduğunu ancak bu sayede sanat hakkında fikir edinilebileceğini söylüyor.

Peki bunu nasıl mı yapıyor? Öncelikle temalar ve boşlukları kullanıyor. Evren, her bir temayı açarak ilerlemiş ve aynı zamanda sorular da sormuş. Bu soruları da gerek kavramlarla, gerek sanatçılar ve işleriyle yahut anekdotlarla açmış. Bunu yaparken de gündelik hayata dokunmuş. Sanat eserlerinin sanatçıların hangi anlarında, nasıl bir şekilde ortaya çıktığını ve de arkasındaki anlam arayışını, ya da nedeni aktarmış. Ama yalnızca bununla da sınırlı tutmamış. Evren, aynı zamanda tüm bunların çocukların dünyasıyla hangi şekilde ilişkilenebileceğini ilham etmiş. Warhol’un domates çorbası konservelerini sanat eserine dönüştürmesini,  Turner’in dalgalı denizin resmini yapabilmek fırtınalı bir havada kendini bir geminin direğine bağlatarak dalgaların vurduğu bir güvertede olma duygusunu hissetmesini, Arman’ın çöplükleri pleksiglas kutulara toplayıp sergilemesini, İstanbullu sanatçı Sarkis’in bienalde her gün bir kazanda pilav pişirerek pilav yemeye gelen insanlara pilav ve tartışma yeri oluşturmasını, Özmen ve Öğüt’ün boyama kitabı işlerini ve de birçok sanatçının eser ve esinini anlatıyor.

Evren, ayrıca çocuklara sanatın hammaddesinden renklere ve tekniğe, kavram ve akımlara dair bilgiler de veriyor. Bu bölümlerin ardına bir etkinlik planı eklemiş. Etkinlikler ile çocukların kendi hayatlarında benzer esinlerin ortaya çıkabilmesinin önü açılmış. Buna ek olarak, Evren’in aynı zamanda tüm etkinliklerin öncelikle eğlence ve yalnızca yaratma amacı taşıdığının altını çizdiğini söylemek gerekiyor. Ancak siz de sanat üretebilirsiniz, diyor Evren. İddia etmeden, sonuca vardırmadan… Bunu yapmaktan keyif alarak ve bakışın ufkuna izin vererek…

Kitaptaki yalnızca bunlarla sınırlı tutulmamış. Sanat simsarlarından müzayedelere, koleksiyonlara, sanat eserinin el değiştirmesinin ve satılmasının koşullarından bahsedilmiş. Ayrıca Evren güncel sanatı da es geçmemiş. Kitabı yukarıda bahsettiğim perspektife oturtan özelliklerden biri de bu. Halihazırda çoğu yetişkinin dahi konuşmaktan ya da anlamaktan ürktüğü ya da anlayamam diye imtina ettiği bienalleri çocukların erişimine açmış Evren. Aynı zamanda güncel sanatın bugünkü gelişiminden ve de Türkiye’deki konumundan, Türkiyeli güncel sanatçılardan bahsetmiş. Çocuklara Türkiyeli güncel sanatçıları ve işlerini tanıma olanağı sağlamış.

Osman Hamdi Bey’den Picasso’ya Çocuklar İçin Sanat, boyama kitabı estetiğiyle oluşturulmuş. Fatih Aksular’ın çizimleri temalardan hareket etmekle beraber, kimi zaman onların içinden fışkırmışçasına göz alıcı olmuş. Çocuklar çizimlerin üzerinde tekrar çalışabilir, ayrıca onlara ayrılmış boşluklara çizimler ya da ne isterlerse onu yapabilirler.

Kitabın sonunda dünyadan ülkemize birçok sanatçıların yazarca düzenlenmiş biyografisi yer alıyor. Benim o biyografilerden özellikle alıntılamak istediğim bir tanesi var. Evren’in Afrika’dan aldığı masklar koleksiyonu ile kitabına misafir ettiği Sevim Burak. Onun esini de olmuş aynı zamanda. Tıpkı diğer sanatçılar gibi. “Efsane yazarımız. Gençken kitaplarını o kadar sevmiştim ki ben de yazar olmaya karar vermiştim. Kimbilir, belki bir gün siz de yazar olursunuz…” demiş Evren, Sevim Burak için. Doğrusu kendi hikâyesini paylaşan bir çocuk kitabı muhakkak ki çok samimi…

Biyografi bölümün ardından küçük bir sanat sözlüğü ve müze, kurum, galeri ve bienal listesine yer verilmiş. Bunu bir izlek olarak da kabul edebiliriz. Kitap bitiyor olsa da konuştukları bitmediğinden…

Evren, son olarak çocuklardan bir ricada bulunmuş. Kitap içindeki etkinliklerden gerçekleştirdiklerini belgeleyerek kendisine göndermelerini istemiş. Yoksa hatırı kalacak sanki.

Çünkü sanat yaşantıya dair.

Ebru Tönel, Varlık, Mayıs 2015

 

Etiketler:
X