Serhan YEDİG/syedig@hurriyet.com.tr

“Duyduğum gerçekten bağlama mı” diyeceksiniz bu albümü dinlerken. Geçmişte Mikail Aslan, Erkan Oğur’la çalışmalar yapan, Alevi ezgileri üzerine uzmanlaşan Rotterdam Konservatuvarı öğretim üyesi Kemal Dinç ‘Bağlama için Denemeler’de dinleyicisine pek çok sürpriz hazırlamış. Düzenlenmiş solo bağlama ile Anadolu motiflerini, ezgilerini kullanmadan, sazın renk, ton zenginliğini ortaya çıkarmaya çalışmış. “Beş albümlük bir dizinin ilk CD’si bu. Ardından bağlama ailesi, Türk müziği sazları için yazdığım müzikler ve konçerto gelecek” diyor.

30 yıl çaldığınız Anadolu ezgilerini ve motiflerini kullanmadan, bağlamayla sadece soyutlama yapabilmek için tüm bildiklerinizi unutma, düşünsel arınma sürecinden geçmeniz gerekti mi?
– Klasik Batı Müziği ve gitar öğrenimi gördüm. Yaklaşık beş yıldır avant-garde, çağdaş müzikler dinliyorum. Muhtemelen bunların etkisi oldu…

Amacınız neydi?
– Geleneksel müzik, yerel düzeyde çağını tamamladı. Kendini tekrarlıyor artık. Türkiye’nin değişen sosyal yapısıyla birlikte bağlama şehirlere taşındı, otantik ezgiler bestelere dönüştü. Halk müziğinin ana damarı, âşıklık geleneği ve gezgin ozanlık kayboldu. Sazın yapısı, çalma teknikleri bile değişim geçirdi. Geçmişte solo çalınırdı, TRT anlayışıyla gruplar halinde çalınır oldu. Ozanların özgün farkları ortadan kalktı. Bugün bağlamayı yeni bir anlayışla ele almak gerekiyor. Düşüncelerimi aktarmak amacıyla beş albümlük bir proje düşündüm. Solo bağlamayla başlayıp, ikinci albümde bağlama ailesini ele alıp, sonra bu aileyi Türk Müziği sazlarıyla buluşturup, ardından oda müziği türünde bir çalışma ve konçertoyla seriyi tamamlamak istiyorum. Beş yıllık bir proje olacak bu.

Ne kadarını gerçekleştirebildiniz?
-İlk albümde, enstrümanın hassas yapısı nedeniyle, ne yazık ki soyutlama istediğim düzeyde olmadı. Bağlamayla cebelleşmem gerekti. Gelenekten, Anadolu duygusunun romantizminden arzu ettiğim düzeyde uzaklaşamadım. İstediğim düzeyde soyutlama yapamadım. Usül değişimleri, saba makamı, Tunceli motifleri gibi Anadolu’yu çağrıştıracak ögeler var, fakat geleneksel müzikal cümleler kullanmadım. Albümün notalarını Pan Yayıncılık yayımladı. Almanya’da da Schott yayımlamayı planlıyor.

SAZIM BEŞ YILLIK ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ

Kullandığınız enstrüman, standart bağlamadan hangi açılardan farklı?
– Bu bağlamayı İstanbullu saz ustası Süleyman Arslan’la, yaklaşık beş yıllık çalışma sonucunda yaptık. Birçok teknik değişiklik denedik, başarılı olanları bu sazda kullandık. Rezonans deliğini gitardaki gibi öne aldık. Bas ve tiz sesleri daha net ayırmamızı sağlıyor bu. Bam telleri klasik sazdan 10 milim daha kalın. Daha dinamik bas tınısı veriyor. Tellerin gerilimi normal sazın iki katı, gitarın yarısı. Bu da sesin hacmini, kontrastı yükseltiyor, renkler belirginleşiyor. Sazın sap boyu kısa ve uzun sap standartlarının ortasında. Telleri gövdeden yüksek.

İcra sırasında farklı tonlar elde etmek için ne tür teknikler denediniz?
– Saptaki tellerin arasına kesik bağlama telleri sıkıştırdım. Yayla, kağıtla tellere vurdum. Tırmağımı kullanarak, telleri çekerek, vurarak farklı renkler elde etmeyi denedim. Albümdeki DVD’de bu tekniklerin bir kısmı görünüyor.

Bu tekniklerin hiç değilse bazıları geleneğe uyarlanabilir mi?
– Neşet Ertaş, gençlerin taklit yerine kendi tınılarını bulmaları gereğini söyler. Bu açıdan bakılırsa, neden olmasın?

“Bulduğun renkler, tonlar çok güzel ama Anadolu nerede” diye soran çıktı mı?
– Anadolu geleneğini tekrarlama gibi bir misyon üstlenmedim hiç. Muharrem Ertaş’ı, Hacı Taşan’ı hâlâ severek dinlerim. Rotterdam Konservatuvarı’nda bağlama ve halk müziği dersleri veriyorum. Ama müzik çalışmalarımda gelenekten kopup, geleceğe bakmayı tercih ediyorum. Bağlama çevresinden “bu fikirleri başka enstrümanlarla deneseydin” gibi eleştiriler aldım. Bunları da tutucu görüşler olarak değerlendiriyorum.

KONÇERTO YOLDA

Bu çalışmada geçmişte birlikte çalıştığınız gitarcı Carlo Domeniconi’nin herhangi bir etkisi, katkısı oldu mu?
– Carlo Dameniconi dostumdur. Bestelerimi dinletirim, görüşlerini alırım. Kuşkusuz etkileri oldu. Carlo, Anadolu’da Bartok sonrasındaki türkü derlemelerinde hatalı notasyon sistemleri kullanıldığını, bağlama düzenlerine hiç dikkat edilmediğini, aceleye getirildiğini savunuyor. Bu konularda tartışma açılmasını, sempozyumlar düzenlenmesi gerektiğini söylüyor… Domeniconi kadar etkilendiğim, beni çağdaş müziğe yönelten bir başka müzikçi, 10 yıldır birlikte çalışmalar yaptığım piyanist Antonis Anisegos.

Neden stüdyoda kaydetmediniz?
– Stüdyonun yalıtılmış, izole edilmiş, konser duygusundan uzak atmosferini sevmiyorum. Bu nedenle eski bir kilise yapısını tercih ettim. Dorpskerk Rhoon Kilisesi’nin taş duvarlardaki akustik doku hoşuma gitti.

Bu albümü konsere taşımak mümkün mü, planlanmış konserler var mı?
– Repertuvar konserde de çalınabilir… Kasımda Bamberg Gitar Festivali’nde bir konser vereceğim. Türkiye’de de konservatuvarlarda atölye çalışmaları kapsamında bu çalışmaları seslendirmek istiyorum.

Bağlama için konçerto ne zaman, nerede seslendirilecek?
– Bu eser geleneksel Augsburg Barış Festivali’nde seslendirilmek üzere sipariş verildi. 2013 Nisanı’nda eseri teslim edeceğim, ağustosta Augsburg Senfoni Orkestrası’yla seslendirilecek. Bundan sonra bağlama ailesi için hazırlayacağım albüm çalışmasına odaklanacağım.

BAĞLAMAYI KENDİ ÖĞRENDİ

Kemal Dinç (41), 12 Eylül darbesinden sonra Almanya’ya göçmek zorunda kalan bir ailenin oğlu. 11 yaşında kendi çabasıyla bağlama çalmayı öğrendi. Önce Arif Sağ, daha sonra Ruhi Su’dan etkilendi. Alevi deyişleri, Anadolu ezgileriyle geniş bir repertuvar oluşturdu. Sulzbach-Rosenberg Müzik Meslek Lisesi’ndeki genel müzik eğitiminin ardından 2002’de Leipzig Felix Mendelssohn Müzik Yüksekokulu Gitar Bölümü’nden mezun oldu. Carlo Domeniconi’yle, gitarcının Concerto di Berlinbul adlı eserini seslendirdi. “Tohuma Türkü” albümü 1990’da, “Lir ve Ateş” ise 2006’da yayımlandı. Rotterdam Cadarts Konservatuvarı’nda ders veren Dinç ayrıca resim yapıyor, öykü yazıyor.

Hürriyet Keyif Eki, 26 Ağustos 2012

Etiketler:
X