İlhan Mimaroğlu, 1989

İlhan Mimaroğlu, 1989

İlhan Kemal Mimaroğlu (Istanbul, 1926 – New York, 2012) Galatasaray Lisesi ve Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirmekle birlikte çalışmalarını tümüyle müziğe yöneltmiş, 1945’ten başlayarak müzik eleştirmenliği ve radyo programcılığı alanlarındaki uğraşlarının yanı sıra besteciliğini de geliştirmiş, 1955 yılında Rockefeller Vakfı’nın çağrılısı olarak New York Columbia Üniversitesi’nde Paul Henry Lang’la müzikoloji ve Douglas Moore’la bestecilik alanlarında çalışmıştır. 1959’da New York’a sürekli olarak yerleşen Mimaroğlu, elektronik müzik alanında kendi çizdiği bir akademik program izlemiş, özellikle Vladimir Ussachevsky’nin, hem de bir süre Edgard Varèse ve Stefan Wolpe gibi seçkin bestecilerin öğrencisi olmuştur. Elektronik müzik alanındaki yapıtlarının çoğunu Columbia-Princeton Elektronik Müzik Merkezi stüdyolarında gerçekleştiren Mimaroğlu, Columbia Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesi’nde ilk elektronik müzik derslerini başlatmış, 1971 yılında Guggenheim Fellowship’le ödüllendirilmiş, 1970’ler boyunca yedi yıl süreyle New York’un WBAI radyo istasyonundaki politik ve toplumsal konulara ağırlık verdiği elektronik müzik programları yapmıştır. Geleneksel seslendirme müziği yapıtlarının yanında elektronik yapıtlarının çoğunun plakları yayınlanmış ve bunlar dış basında övgüler kazanmıştır.

Pan Yayıncılık tarafından yayımlanmış kitapları:

Sale!

Caz Sanatı

25,00 20,00

Bu, Türkiye’de yayınlanmış ilk caz kitabıdır. Adı, zihin kurcalayabilir. Denebilir ki, daha mütevazı bir ad seçmek yerine, cazın bir sanat olduğunu kitabın kabında bağıra bağıra ilân etmek, bu musikinin sanatlığı hususundaki şüpheleri tanımak demektir. Yalan değil. Benim, cazın bir sanat olduğu hususunda hiçbir şüphem yok. Gelgelelim, pek çok kişinin var. Bu kitabın başlıca amacı da cazın bir sanat olduğunu isbat etmektir.

İlhan K. Mimaroğlu

Sale!

Ertesi Günce

10,00 8,00

Arka kapakta kitabı sattıracak sözler gerektiğine göre bu yolda bir çaba göstersem iyi olur. Reklamları örnek alsam? Sizi şaşırtacağız. Ben de sizi şaşırtmak istediğim için bakalım nasıl şaşırtacaklarmış. Giyim kuşam bir adam, deveye binmiş. New York sokaklarında geziyor. Şaşırdınız mı? Ne ki, kitabıma vereceğiniz paranın deve olacağını sanabileceğiniz için, sakınsam iyi olur bu örnekten. Aşkın rahminde gözü görmez balıklar gibiyiz. Pantolon satılabiliyorsa bu sözle, kitap niye satılmasın? Olmadıysa bunlar, kitabımın içindekileri sayıp dökmeye başlasam olacağı tutar belki. Neler yok neler! Var olmak ya da olmamak, dünyanın bir türlü gelmeyen sonu, ıslık çalan gökdelen, Kafokistan`da kopan kıyamet, beni alıp götürmeye geldikleri gün… Postmodern de var kitabımın içinde, sanatın işe yarayıp yaramadığı da var. Hele hele müzik de var. Pavarotti, Paul McCartney, İbrahim Tatlıses, Michael Jackson, Led Zeppelin, Mussolini`nin piyano çalan oğlu, oturma odası kertenkeleleri… Madonna da var. Biliyor musunuz polis ne demiş Madonna`ya? O da var. Mozart da var. Kambersiz düğün olur mu? Gene mi bir reklam? Kulaklarınızı gece okuluna gönderiniz. Altında Mozart`ın resmi. Kulaklarınızı gece okuluna küçük bir gece okuluna küçük bir gece müziği için mi göndereceksiniz? Onadn da söz ediyorum kitabımda. Ama sözünü daha çok ettiğim, gündüzlerin koskoca bir hiçlik müziği: Eine grosse Nichtigkeitmusik. Yetti mi? Yetmediyse şu da var. Günce deyip dururken, baktım günlük demeye başlamışlar. Yumurta gibi. Buldum en iyisini! Yumurta niyetine alın bu kitabı.

Geldim Gördüm Geçtim Gittim / Bir Özgeçmiş

Tarkovski`nin filminde adamın biri göz göre göre yakıyor kendini. Benzin döküyor üstüne başına, çakıyor çakmağı, cayır cayır yanmaya başlıyor herkeslerin gözü önünde. Bir de gramofon getirmiş. Yanarken Beethoven`in Dokuzuncu Senfonisi çalsın diye. Bozuk dönüyor gramofon. Bütün insanlar kardeştir. Yeni öğrendi bütün insanların kardeş olmadığını da o yüzden umutsuzluğa düşüp mü kendini ateşe verdi? Bilmiyor muydu bütün insanların kardeş olmadığını? Kimi üvey kardeştir, kimi bacanak, kimi elti, dünür, enişte, görümce… Olsa olsa bütün insanlar akrabadır. Akrep etmez akrabanın akrabaya ettiğini. Bunu da mı bilmiyordu?

Günsüz Günce / Müziğin Çevresinden Esintiler

…Gerçekte bu kitap başlıyor sayılmaz. Bitiyor da sayılmaz. Başlıyor gibi görünüyorsa da bir yerde (1984), başladığı yer orası değil. Hiçbir yer. Bittiği yer de bir bitiş değil. Hiç olmazsa, bilebildiğimce, henüz değil. İkisinin arasındakilerse günlerin birbirini izleyişine uymuyor. Başlarmış gibi göründüğü yılın ardından gelen bölümler, yıllar önceden de olabilir, sonradan da. Adı üstünde: Günsüz Günce. Öyleyse, okura bir öneri: baştan sona okunması gerekmez bu kitabın. Sondan başa okunması da gerekmez. Oradan buradan okunması iyi olur. Ama her okur özgürdür bildiği, dilediği, alıştığı gibi okumaya. Okumamaya da. Okunmayacaksa, dilerim ki rafta dururken sırtı dışarıya doğru olsun kitabın. En azından adım görünür böylece…

Sale!

Other Words

10,00 8,00

New York`ta yaşayan ünlü bestecimiz İlhan Mimaroğlu, kitaplarını bugüne kadar sadece Türkçe olarak yayımlamıştı. İlk kez bu kitabında ABD`de İngilizce yazılmış yazılarını bir araya getirdi. Yazılar; gazete yazıları, program ve plak notları ile konuşma metinlerinden oluşuyor.

X