Doğan HIZLAN/dhizlan@hurriyet.com.tr

İLHAN MİMAROĞLU ile bir kez konuştum. Belleğim beni yanıltmıyorsa, Moda’daki evinde.

Aramızdan ayrılan önemli bir müzikçinin kitaplarını yeniden okumaya başladım. Müzik kitaplarının satışının azlığını düşündüğümde, bu kitapları yeniden salık verme gereği duydum. Eleştirileri, yorumları dünde kalmış değil, bugün de birçok besteci ve müzikçiyi değerlendirmek için onun yazılarına bakmalıyız.

Türkiye’den ayrılıp, Türkiye’yi unutmayan; besteleri, icracıları dünya ölçeğinde yazan biri.

Kitaplarını okudum, onlardan yararlandım. Kitabını okuyup, onunla tanışmaya gitmiştim. O müziği meslek olarak seçmemişti. Onun için bir yaşama biçimiydi müzik. Zaten müziğin gelişimini, değişimini çok iyi izlediğini, bunları değerlendirdiğini, yargılarını iltimas gözetmeden yazdığını hemen fark edersiniz.

Birçok kitabı arasında çağdaş okura ufuk açan, çeşitli türler hakkındaki bilgisini yenileyen Elektronik Müzik özellikle okunmalıdır.

Yeniden e-kitap biçiminde ulaşabilir, okuyabilirsiniz. Bu çalışmasında elektronik müziğin felsefesini yazmıştı.

* * *

İLHAN MİMAROĞLU’nun Other Words kitapçığını okurken, onun özellikle Türk besteci ve icracılar konusundaki yazıları dikkatimi çekti.

Bu kitapta Nevit Kodallı’nın Van Gogh operasıyla, İdil Biret’in The Ravel Stravinsky Album’ünden söz ediyor.

Türk icracılarını dinler, onları tanıtırdı.

Aydın Esen’in plağı için bakın ne yazmış:

“Aydın Esen’in Columbia’da çıkan ‘Anadolu’ plağı, son yılların en başarılı caz plakları arasında sayılmaya değer. ‘Anadolu bir duygudur, bir varlıktır, benim bir parçamdır’ diyor Aydın Esen.”

Hüseyin Sermet’in Alkan icrası için önemli bir yorumda bulunmuş:

“Fırsatı kaçırdığını yazmış eleştirmen. Kaçırılmış olduğu öne sürülen fırsat, daha uzun ve daha çeşitli bir Alkan programı sunulmuş olmaması.

Hüseyin Sermet’in Alkan plağında aradığımı bulduğuma göre, eleştirmenin kaçan fırsattan söz etmesi benim için bir anlam taşıyor değil.

Alkan’larını dinledikten sonra bir de Beethoven plağı yapsa, onu da dinlemek isterim.”

Kitapları serbest yazılmış ama içeriği dolu bir müzik tarihi olarak tanımlanabilir.

Çünkü çeşitli türde müziklerin kısa, özlü eleştirilerini okuduğunuzda, birçok besteciyi tanırsınız, birçok yeni icracı konusunda bilgi edinirsiniz.

Türkiye’de geçmiş yıllarda, burayı ziyaret eden birçok besteci ve icracı konusunda yazdıklarını okuduğunuzda, ülkemizin bu alanda nasıl bir tarihe sahip olduğunu anlarsınız.

Size onun çektiği bir fotoğraf karesinden notlar aktarayım.

Yer Metin And’ın Kavaklıdere’deki evi. Verda Erman piyano çalıyor. Dizzy Gillespie piyanoya yaslanmış, elinde bir kadeh. Danny Kaye, Ahmet Muhip Dranas, tenor Umur Pars, Müşerref Hekimoğlu da oradalar.

Bir köşede Dizzy Gillespie ile Cevat Memduh Altar, sohbet ediyorlar.

Müzik üzerine yazılmış kitapların bazılarındaki ağır üslup, ona yakın olmayanları ilk sayfada uzaklaştırır.

İlhan Mimaroğlu, üslubuna zekâ ve ironi kattığından en ağır, en ciddi, en önemli konuları rahatça okuyabiliyor, anlayabiliyorsunuz.

* * *
DEĞERLERİMİZE bu kadar uzak kalmak beni gerçekten üzüyor. Çünkü onun gibi müzik dünyasının çeşitli yönlerini kendinde toplamış birini okumamak şaşırtıyor.

İlhan Mimaroğlu – Günsüz Günce / Müziğin Çevresinden Esintiler*
İlhan Mimaroğlu – Ertesi Günce*
İlhan Mimaroğlu – Geldim, Gördüm, Geçtim, Gittim*
* Pan Yayınları

Hürriyet, 24 Temmuz 2012

Etiketler:
X