15 sonuç gösteriliyor

Sale!

Beethoven

52,00 46,80

Genç yaşından itibaren işitme duyusunu yitirmeye başlayan ve ömrünün son on yılında hemen hemen tamamen kaybeden Ludwig van Beethoven (1770-1827), bize armağan ettiği bestelerin bir kısmını, örneğin Dokuzuncu Senfoniyi kendisi dinleyememiştir. Eserin ilk icrasının salonda yol açtığı alkış tufanını sahneden duyamamış, ancak birisi onu kolundan tutup arkasına döndürdüğünde görebilmiştir. Bu durumuyla bile insanlık tarihinin en güzel bestelerinden bazılarını üreten ve müzikte büyük bir değişim yaratan büyük devrimci, dehanın beden bulmuş halidir.

Düşünülebilecek en pis ve dağınık evlerde yaşayan, ömrünü huysuz, kaba, savruk, pasaklı bir adam olarak geçiren Beethovenın beste çalışmalarınaysa büyük bir titizlik, kesinlik ve ayrıntıcılık hakimdir. Bu açıdan bireyin dünya üzerindeki süfli varlığıyla çağların ötesinden insanın ruhuna uzanan dehanın ulvi sanatsal varoluşu arasındaki karşıtlığın en dokunaklı örneğidir.

Sitemkâr olduğu kaderini en az dehası kadar büyük irade gücü sayesinde kabullenmiş ama kurulu düzenin kendini konumlandırdığı yere hayatı boyunca razı olmamıştır. Nobranlık sınırını zorlayan bir gerçekçilikle, üstelik yıllarca kendisine maddi destek sağlayan Prens Lichnowskye, “Siz doğumunuzdaki rastlantıyla bugünkü siz oldunuz. Binlerce prens olmuştur ve olacaktır oysa yalnızca bir tek Beethoven vardır” der. Kraliyet arabasını gördüğünde eğilip selam veren Goethenin tersine, sırtını dönüp uzaklaşır. Bir eserini ithaf ettiği kralın karşılık olarak gönderdiği mücevher sahte çıkınca iade etmesine etrafındakiler zor engel olur. Sadece aristokrasiye değil, sanatının ticarileşmesine, yayıncıların iznini almadan ve yeterince telif ödemeden eserlerini basmasına da itiraz eder: “İnsan beyni satılabilir bir mal değildir.”

Kumanova’dan Zeytinburnu’na Bir Rumeli Delikanlısı Arif Şentürk

Kıymetli sanatçımız Arif Şentürk’ün sesini bilmeyen, tanımayan herhalde yoktur ülkemizde.

Rumeli havaları denince akla ilk gelen sanatçılarımızdan biri, kendisidir. Rumeli’nin havasını teneffüs etmiş, suyunu içmiş herkes onun türkülerinde bir kez daha yaşar maziyi. Bir kez daha yaşar yolculuğu. Bir kez daha yad eder, köyünden toprağından kalkıp Anadolu yollarına düşenlerin hatıralarını. Yaşamamış olanlara da yaşatır Arif Şentürk bunları. Dolayısıyla hem tarihimiz için; hem de sanatımız, türkülerimiz için vazgeçilmez bir simadır o.

Onun sesinde, aslında yüz yıllık Rumeli hikayemizin acı tatlı hatıraları saklıdır.

1940’larda Makedonya-Kumanova’dan kalkıp Anadolu topraklarına gelen bir ailenin çocuğu olan Arif Şentürk, ülkemizde kendine has bir müzik tarzı oluşturmuştur.

Her Rumeli türküsü, onun sesinde bir başka çınlar. Sesi, müziği, bize bambaşka bir hissiyattan seslenir.

Biz, neşenin içindeki hüznü ondan öğrenmişizdir.
Hüznün ve acının içindeki umudu bize o öğretmiştir.

Böyle sanatçılar, her milletin medar-ı iftiharıdır. Arif Şentürk, önce Zeytinburnu’nun, sonra da bütün ülkemizin iftihar kaynağı ve baş tacıdır.

Savaşlar, zaferler veya yenilgiler nihayet milletin hafızasından silinebilir. Ama türküler kaybolmayan hafızamızdır.

Türkülerimizi dinleyerek, neler yaşadığımızı yeniden hatırlayabiliriz. Göç yollarında her defasında bir kez daha yürüyebilir, hayatın çilesini ve mutluluğunu bir kez daha hissedebiliriz. Velhasıl, geçmişin acılarını ve sevinçlerini, her türküde yeniden yad ederiz.

Bu bakımdan türküler, bizim en değerli arşivimizdir. Arif Şentürk gibi sanatçılarımızın dilinden milletimizin hafızasına aktarılırlar ve orada dipdiri yaşamaya devam ederler.

Kıymetli sanatçımızın hayatına adanmış bu kitapla, bir kez daha selamlıyoruz kendisini. Ve diyoruz ki; onun dilinde susmayacaktır hiç Rumeli’mizin sesi.
-Murat Aydın, Zeytinburnu Belediye Başkanı-
(Tanıtım Bülteninden)

Darülelhan Külliyatı 181-263

20,00

Kuruluşundan bu yana Darülelhan’da Alaturka Musiki Tasnif ve Tesbit Hey’eti mevcut idi. 1924 yılından başlayan “Darülelhan Külliyatı” yayınları, 1926’da lav edilen Darülelhan’ın yerini alan İstanbul Konservatuvarı devam ettirdi. Bu hey’ette başkan olarak Rauf Yekta Bey (1871-1935) aza olarak Zekai Dedezade Hafız Ahmed Efendi (Irsoy) (1869-1943), İsmail Hakkı Bey (1866-1927) ve Udi Ali Rif’at Bey (Çağatay) (1867-1935) gibi değerli san’atkarlar hizmet vermişlerdir. Bunların arasında (Zekai Dede Efendi’nin kendileri Hammamizade İsmail Dede Efendi’nin gözde talebesi idi.) oğlu Hafız Ahmed Efendi’nin geniş bilgileri çok önemli yer almıştır. Seneler boyu, bir eserin icrasında tereddüde düşüldüğünde, bu notalara başvurulmuştur. Bu külliyatın birinci ile yüzyirminci fasikülleri “Darülelhan Külliyatı” adı altında, tamamen eski Türkçe olarak; yüzyirmi birinci ile yüzsekseninci fasikülleri de “İstanbul Konservatuvarı Neşriyatı-Türk Musikisinin Klasikleri” adı altında yayınlanmıştır. Mevzu ile alakalı kimseler tarafından mevcudiyeti bilinen ve aynı hey’et tarafından hazırlanıp tetkik edilen yüz sekse nbir ile iki yüz altmış üçüncü fasiküller yayınlanmamış, şu veya bu şekilde elde edilen ve sayısı çok az olan kopyalar şahsi koleksiyonlarda kalmıştır. Fotokopinin olmadığı bu devirlerde, “kopya’nın nasıl yapılabiceğini tahmin etmek zor bir mes’ele değildir. Ekli notalar, güfteler ve malumat orijinalinin aynısı olup, notalar “tıpkı basım”, güfte ve notalar bilgisayarda yazılıp arz edilmiştir. Külliyatta’ki eserlerin pek çoğunun notaları müzisyenlerimize ve alakalılara ilk defa arz ediliyor. Bilinen eserlerdeki nota farklılıkları ise icracılar için farklı kaynak olma özelliği taşıyacaktır. Bu eserlerin icrası bizim için en büyük mükafat olacaktır; ilaveten inanıyoruz ki, bu basımla Türk Musikisinin bu nadide eserleri kaybolmaktan, unutulmaktan kurtulacaklardır…

Türkiye’de Müzik Kültürü

Türkiye’nin müzik kültürünü harihsel süreç perspektifinde ele alan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ve Bilkent Üniversitesi’nin organizasyonuyla 29-31 Mayıs 2006 tarihlerinde İstanbul’da bir kongre ile konusunda uluslararası düzeyde etkinlik ve öneme sahip akademisyen ve araştırmaların bir araya gelmesi ve bilimsel bir düşünce platformu oluşturulması sağlanmıştır.

Notaları Öğreniyorum

Notalar, müzik yazısının alfabesidir. İlk bakışta, bir işaretler sistemini andıran müzik yazısını okuyabilmek ve müzik yapabilmek için, notaları tanımak; öğrenmek gerekir. Notaları Öğreniyorum, bu ihtiyaca cevap vererek, notaların, müzikte yaygın bir biçimde kullanılan Sol Anahtarına ve Fa Anahtarına göre, kolaylıkla ve kalıcı bir biçimde öğrenilmesi için gereken her bilgiyi, okuma-yazma çalışmaları ile işleyerek, tüm çocuk ve yetişkin okurlarına sunmaktadır. Keyifle, Notaları Öğreniyorum demek isteyenler için.