|
|
|
|
|
TÜRK EDEBİYATINDA MESNEVÎ TERCÜME VE ŞERHLERİ İsmail Güleç 286 sayfa, Mesnevî klasik edebiyatımızda, her biri kendi arasında kafiyeli ikişer mısradan oluşan uzun şiirlere verilen addır. Bununla birlikte zaman içinde anlam daralmasına uğrayarak Mevlânâ'nın mesnevî biçiminde yazdığı eserin adı haline gelmiş ve mesnevî denildiğinde akla, binlerce mesnevî arasından sadece Mevlânâ'nın Mesnevî'si gelmektedir. Mevlânâ, bütün tecrübelerini ve birikimini kendisini sevenlerine aktarma ihtiyacı duymuş, özelde Hüsâmeddin Çelebi'ye, genelde bu yola girmek isteyen herkese, yolun tehlikelerinden haberdar etmek, yolculuklarını sağ ve salim tamamlamak için gerekli uyarılarda bulunmak üzere Mesnevî'sini telif etmiştir. Mevlânâ'nın Mesnevî'si yazıldığından itibaren, Hint alt kıtasından Ortaasya içlerine, Kafkaslardan Arap yarımadasına, Anadolu'dan Doğu Avrupa'ya kadar çok geniş bir coğrafyada asırlardan beri tercüme ve şerh edilmektedir. Bu çalışmada Mesnevî'nin yalnızca Türkçe yapılmış tercüme ve şerhleri ele alınmıştır.
Genç Besteciler İçin Korunma Yöntemleri
"Dağhan Baydur 1962 yılından beri müzik endüstrisinin hem yaratıcı hem de idari tarafında edindiği tecrübelerini kolayca anlaşılabilecek, net bir şekilde - biraz da muzipçe - eser sahipleri ile paylaşıyor. Mesleklerini ciddiye alan tüm besteci, şarkı ve söz yazarları ve müzik yayıncılarının bu kitabı dikkatle okumalarını öğütlüyorum."
Dil ve Kültür
"Dil üzerine yazdığım çeşitli makaleleri okuyanlardan birçokları bana gazete ve dergi sahifelerine dağılmış olan bu yazıları bir araya getirip bir kitap şeklinde yayımlamağı salık verdiler. Ben de bu öğüde uyarak dil ile ilgili yazılarımın çoğunu topladım ve ortaya çıkan kitapçığı basılması dileğiyle Türk Dil Kurumuna sundum."
Sanat Yolculukları
Cevad Memduh Altar (1902-1995), sanat tarihçisi ve müzikolog kimliğiyle, cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak çoksesli müziğin kurumlaşması ve sanat kadrolarının yetişmesi için büyük çaba harcamış değerli bir kültür adamıydı. Bu amaca ulaşmak üzere çok sayıda da eser kaleme almıştır. Alanında artık bir klasik olmuş 4 ciltlik Opera Tarihi (Pan Yay.) dışında, 1948 yılında yazdığı ve ilk baskısı 1951'de yayımlanan Sanat Yolculukları, çoksesli müzik dünyasından çeşitli kişi ve konular üzerine ilginç yazılardan oluşan bir kitaptır. Kitabın bu yeni baskısına, Altar'ın Mozart'ın 200. doğum yıldönümü vesilesiyle 1956'da; Beethoven'in 125. ölüm yıldönümünde 1952'de yaptığı konuşma metinleri ve Goethe ve Müzikli Dram Sanatı (1944) adlı çalışması da eklenmiştir.
Tedkik ü Tahkik
Mevlevî şeyhi, şair, neyzen, bestekâr, müzik bilgini Nâsır Abdülbâkî Dede (1765-1821) sırasıyla nağme ve makamları, bileşimleri ve usûlleri incelediği Tedkîk ü Tahkîk adlı eserini Hicrî 1209 yılında III.Selim'e sunmuştur. Eseri beğenen III.Selim'in birkaç bileşim daha yapılıp yazılmasını buyurması üzerine bir de "Zeyl" (Ek bölüm) kaleme almıştır. Yalçın Tura'nın açıklama ve notlarıyla zenginleştirerek günümüz Türkçesine aktardığı eser Türk müziğinin önemli kaynakları arasında yer alır.
Türkiye'nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk
"Bir toplumda ekonomik yapının, siyasi güçlerin, kanun yapan ve uygulayan kurumların ve kişilerin, teknoloji düzeyinin, gelir dağılımının, aile yapısını, iş hayatının ve sokağın dışında kalan bir eğitim düşünülemez. Eğitim adı geçen bu güçlerin ve kuruluşların bir dengesi olarak ortaya çıkar, eğitime bunlar yön verir.
...
Görüntünün Müziği Müziğin Görüntüsü
Git Zaman Gel Zaman Fonograf, gramofon, taş plak... Günlük hayatımızın bir parçası değiller artık. Ancak onlar müzik tarihinin vazgeçilmez tanıkları... Git Zaman Gel Zaman, bu konuyla ilgili yazılmış en kapsamlı eser olarak müzikçiler, tarihçiler ve koleksiyoncular için önemli bir kaynak olacaktır. Cemal Ünlü, 1991 yılına kadar sadece koleksiyoncusu olduğu taş plaklar konusunda Türkolog Dr. Robert Anhegger'in özendirmesiyle araştırma yapmaya başladı. 1996 yılında düzenlenen 'Gramofon ve Taş Plak' sergisinin danışmanlığını yaptı. 1996 yılında başlamak üzere çeşitli firma ve kuruluşlara eski kayıtlardan aktarılmış 20 kadar CD gerçekleştirdi. Açık RadyoÕda toplam dört buçuk yıl süren 'Taş Plaklarda Saz ve Söz' ve 'Sadânüvis' gibi programlar yaparak eski kayıtların tanınması, sevilmesi yönünde çalışmalar yaptı. Git Zaman Gel Zaman, Cemal Ünlü'nün bu birikimlerini okurla paylaştığı kapsamlı bir eser. Bu kitapta bulabileceğiniz konulardan sadece birkaçı. Ayrıca, kitaba eklenen CD-ROM'da 1905-1965 yılları arasında yayımlanmış taş plak kataloglarında yer alan 15.000'i aşkın kayıt yer almaktadır. Okura, bu kayıtları firma, eser, makam ve yorumcu ismine göre arama imkânı da sunulmuştur.
Senaryo Kuramı Elime geçen birkaç senaryoyu incelediğimde ise, asıl sorunun biçimsel olmaktan çok ötede olduğunu ve senaryoların herhangi bir kompozisyondan yoksun, diyalektik gelişmeye yatkın olmayan mekanik bir hareketin şematik bildiriminden ibaret olduklarını fark ettim.Ó Yazar bu kitabında senaryonun yazımındaki inceliklere ve tekniklere dikkati çekiyor. Kitap, sinema dramaturjisi, film senaryosunun kompozisyon sorunları, film senaryosunun biçimsel sorunları başlıklı üç bölümden oluşuyor.
Müzikte Türler ve Biçimler
Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki
Karac'oğlan
Yunus Emre
Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri (1909-1918)
EFSANEDEN TARİHE ANKARA YAHUDİLERİ Bozkırın ortasında bir kasabadan bir başkent yaratıldı. Ankara'yı konu eden yazılarda buna benzer anlatımlar yer alır. Antik çağlardan başlayan parlak geçmişini yok sayarak... Hititlerin Ankuva dedikleri kente tüm bölgeye adını veren Galatlar Ankyra mı demiş? Denize uzak bu şehrin arması neden bir çapa? I. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun üçüncü en büyük görkemli şehri. Tarsuslu bir Yahudiyken İsa'nın havarisi kesilen St. Paul bu şehre neden iki kez gelip vaazda bulunuyor? O yıllarda bu havalide çok mu Yahudi vardı? İncil'de "Galatlara Mektup" başlığı altında ona atfedilen yazı neden zehir zemberek? Murat Hüdavendigâr 1360'ta Ankara'yı aldığında şehirde bulunan Yahudi cemaati Türkçe biliyordu. Bizans etkisinden kurtulamamış sinagogda dualarını Grekçe yapıyordu. Yerlilere Eşkenazlar, İberik yarımadasından gelenler katıldı, kaynaştı, bir toplum oluşturdu... Neden bir varlık gösteremedi? Güvenlik açısından yerinde bir seçim. 13 Ekim 1923'te Ankara resmen başkent kabul edilir. Üç gün üç gece şenliklerle kutlanır. İstanbul basını ve yabancı elçiler karşı çıkmaktadır. Evet, bir kasaba her alanda gelişti, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. Yahudi toplumu da o oranda değişti, Yahudi mahallesinin dışına taştı. 1950'lerde ise Ankara'yı terk başladı ve 1990 sonrasında Ankara Yahudi Cemaati tarihe karıştı. Bir zamanlar yaşadıkları mahallede sanat eseri bir sinagog tanıklık eder geçmişlerine...
SESİN PEŞİNDE Mehmet Ömür bu kitabında, konuşarak veya şarkı söyleyerek hayatını kazanan insanların sürekli kullandıkları seslerinin özelliklerine, sesin nasıl çıktığına, şarkı söylemeye, sesin en doğru nasıl kullanılabileceğine ve sesi nasıl korumaları gerektiğine değinmiş.
OSMANLI TOPLUMUNDA AİLE Aile bir toplumun en muhafazakar, az değişen kurumlarından biridir ve şimdi bu asırda değişmektedir, bu değişme sebebiyle "aile " kurumu kadar tarihçi araştırmalarını gerektiren bir konu yoktur. Bu nedenle Osmanlı toplumunda aile yapısı üzerine yazdığım ve tasvip gören makalelerimi yeniden ele almak, yeni malzemeyi araştırmak ve "millet" sistemi ve "hukuktaki Romanizasyon" gibi toplumsal ve hukukî çerçevesine oturtmak gerekiyordu. Bunsuz son 150 senedeki ailenin, aile hukukunun evrimini kavramak mümkün değildir. ...Bu nedenle 15.-16. yüzyıllardan bugüne dek hukukî ve toplumsal çerçevesi içinde Osmanlı ailesinin gelişimini ele alan bu çalışmayı kaleme almayı gerekli gördüm. (Önsözden)
SOURCES OF 18th CENTURY MUSIC Eugenia Popescu Judetz, bu kez Paris'te yağayan Bizans müziği uzmanı Adriana Ababi Sirli ile birlikte Türk müziği tarihi açısından çok önemli iki yazmayı incelemiş. Kitapta Panayiotes Halatzoglu ile Kirilos Marmarinos'un 18. yüzyılın ilk yarısında kaleme aldıkları Rumca yazmaların orijinal metinleri ingilizce çevirileriyle birlikte yer alıyor. incelemede iki metin, diğer Osmanlı müzik yazıları ile de kaşılaştırılıyor.
PRINCE DIMITRIE CANTEMIR Eugenia Popescu-Judetz, Prens Dimitrie Cantemir (1673-1723) hakkında 1973 yılında Romence olarak yazdığı kapsamlı monografisinden sonra, aynı konuda yazdığı bu ikinci kitabında yeni bulguları değerlendiriyor. Kitabın amacı Kantemiroğlu'nun sadece edvarını incelemekle sınırlı değil. Kantemiroğlu' nun olaylarla dolu, dramatik hayatının Rusya'da geçen yıllarını da kapsayan hikâyesi veriliyor, onun çok yönlü çalışmaları, faaliyetleri anlatılıyor.
ATLANTIS TROYA'DIR İsviçre'de yaşayan Alman jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger, efsanevî kayıp kıta Atlantis'in Troya olduğunu öne sürdüğü kitabıyla 1992 yılından bu yana bilim çevrelerinin dikkatini çekiyor. Atlantis'in yeri hakkında bugüne kadar pek çok iddia ortaya atıldı. Ancak bunların hiçbiri bugüne kadar kesin olarak kanıtlanamadı. Zangger, geçmişe ilişkin bilgilerimizin doğa bilimlerinde ortaya çıkan çağdaş gelişmelerin altında nitelik değiştirdiğini belirtiyor. Buna karşılık, arkeolojinin çağdaş araştırma ve tekniklerden yeterince yararlanamadığını, geleneksel eğitim almış arkeologların geçmişe ilişkin katkılarının azalmaya başladığını öne sürüyor. "Atlantis Troya'dır" kitabı, Zangger'in bu konuları ele aldığı üç kitabının ilki. Bu kitabı, "Geçmişin Geleceği" ve "Bronz Çağının Sonu" adlı iki kitap izleyecek.
BOĞAZLAR MESELESİ
Prof. Dr. Cemal Tukin'in yeniden basımı çoktan haketmiş olan bu kitabı hakkında çok şey söylemek mümkün. Ancak, öncelikle Boğazlar Meselesi'nin aradan geçen yarım yüzyıla karşın değerini yitirmediğini belirtmemiz gerekiyor. Bu inceleme ilk yayımlandığı 1947 yılında, 1945 ve 1946 yılında ortaya çıkan siyasi durumun anlaşılmasına nasıl ışık tuttuysa, ikinci baskısı da 1990'lı yılları anlamamıza yardımcı olacaktır.
PİYANO TEKNİĞİNİN BİYOMEKANİK TEMELİ
Bu kitap piyano eğitiminde, hatta diğer enstrüman eğitimlerine değişik bir bakış açısı kazandırmayı amaçlayarak piyano çalmada geleneksel eğitimin getirdiği rahatsızlık ve sakatlıkların bundan böyle yaşanmaması için anatomo-fizyolojik, piskolojik egitime ve beynin eğitimine dayalı bir piyano tekniği temeli önermektedir. Bu temel, konsantrasyona, meditasyona, gerginlikten arınmaya dayalıdır ve yaratıcılığa yöneliktir.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE NASREDDİN HOCA
"Şaka ve güldürü, dünyanın en salgın hastalıklarıdır.... Günümüzde, gülme
mikrobunun yayılmasını Nasreddin Hoca denen bir adam gerçekleştiriyor.
ANTONIN DVORAK
Müzik dünyası, Smetana ve Dvorak'ın ismini, "klasik" müzikte sağlam bir yeri olan Çek müziğinin en seçkin temsilcileri olarak beraberce anar. Rönesans'a geçiş döneminin başlarında aralarına bir üçüncü kişi olarak katılan Leos Janacek, opera bestecisi olarak uluslararası düzeyde iki selefini de tüm eserleriyle adeta gölgede bırakmıştır. Ama bu, onların öncülükteki şöhretlerini, vatandaşları arasında bile, hiçbir şekilde değiştirmemiştir.
ROCK SÖZLÜĞÜ İki bölümden oluşan bu kitabın ilk bölümünde, blues, blues'dan rock'a geçiş ve rock'un gelişimi anlatılıyor. İkinci bölümünde gitar markalarından rock festivallerine, terminolojiden rock jargonuna, türlerine kadar rock'la bir biçimde ilgili birçok şeyi kapsayan 200'ün üzerinde maddesi olan bir sözlük var.
ÇAĞDAŞ TÜRK BESTECİLERİ Günümüzde bestecisi artık "Bilgi Çağı"nın sanatçısıdır. Bilginin daha hızlı işlendiği, daha güvenli koşullarda saklandığı, daha ivedi iletildiği bir çağın olanaklarından yararlanmaktadır. İletişimin hızlanması sanatın her dalında olduğu gibi müzikte de bestecilerin tüm dünyayı yakından tanıyabilmelerine yol açmıştır. Böylece Türk besteciliği de artık kendi kaynakları kadar dünya tarihinin derinliklerinden, dünya coğrafyasının olanaklarından yararlanmaktadır. Yirminci yüzyılı tamamlamakta olduğumuz şu sıralarda Türk müzğinin evrenselleşen kimliğine değenmemiz kaçınılmaz.
OPERADA GERÇEKÇİLİK VE BEŞ GERÇEKÇİ OPERA "Operada Gerçekçilik", ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısından sonra edebiyat ve güzel sanatlarda önemli bir yer kazanan gerçekçi akımın opera sanatındaki yerini ve günümüze dek gelişimini inceler. Kitabın ikinci bölümünde ise "Verismo" olarak bilinen operada gerçekçilik akımının beş önemli ürünü tanıtılır.
XVIII.YÜZYIL MUSIKİ YAZMALARINDAN KEVSERİ MECMUASI ÜSTÜNE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME Dr. Eugenia Popescu-Judetz'in bu kısa ama çok dikkatli bir incelemeye dayanan değerli araştırması, araştırma merakı duymuş, bilgili, ileri görüşlü bir musıkici olduğu anlaşılan, kısaca Kevseri diye andığımız mevlevi dervişi Nayi Ali Mustafa Kevseri Efendi'nin Türk musıkisi tarihindeki yerini, önemini, katkılarını ortaya koyuyor.
DOĞA KORUMA REHBERİ "Doğa Koruma Rehberi", savaşımın sosyolojik ve felsefi boyutlarına girmeden sokakta yürüyen duyarlı yurttaşın istemlerine yanıt vermek üzere hazırlanmıştır...
JOHANN SEBASTIAN BACH Bu kitap bir Türk pianisti tarafından, Bach hakkında bilgisini tazelemek veya daha derin araştırmalara yönelmek isteyecek genç müzisyenlere, müzikseverlere arkadaşça yardımcı olabilmek amacıyla yazıldı...
KÜÇÜK ASYA'DAN TÜRK HALK MUSIKİSİ Bu eser, yalnızca musıki uzmanlarının değil, "Anadolu kültürü" kavramı üzerinde kafa yoran düşünürler ile aydınların da ilgi duyacakları bir kitaptır...
MELAMİLİK VE MELAMİLER Bir yazarın, Gölpınarlı'nın ölümünden sonra da dediği gibi, "Abdülbaki'den kalan ışıklar, daha çok uzun süre, o yollarda dolaşmak isteyenleri karanlık labirentlerde tökezlemekten kurtaracaktır..."
MÜZİĞE GİRİŞ Müziğe Giriş, Müziğin tekniğini, ses, frekans, renk, tını, diyez, bemol, ölçü, anahtar gibi basit terimlerden, armoni, müzik biçimleri, orkestra, partisyon okuma gibi daha heyecan verici alanlara kadar, pek çok başlık altında müzikseverlere tanıtıyor...
REMBETİKA 1920'lerde, Büyük Mübadele'nin ardından ortaya çıkan, Pire'nin esrar tekkelerinde serpilip büyüyen, sonraları Atina'nın kulüplerinde kendine yer bulan bir müzik türü rembetika...
SON OSMANLILAR Gazeteci Murat Bardakçı'nın, Osmanlı hanedanı mensuplarıyla görüşerek hazırladığı bu kitap, Ortadoğu'ya ve Avrupa'nın bir bölümüne yüzlerce yıl boyunca hükmetmiş bir aileden bugüne kalanların öyküsünü anlatıyor...
SORULARLA GİTAR ...Klasik gitar konusundaki bilgi boşluğunu biraz olsun kapatabilmek amacıyla, merak konusu olduğunu düşündüğüm çeşitli soruları, birikimlerim ve araştırmalarım ışığında, bu kitapçık çerçevesinde cevaplamaya çalıştım...
|
|
|
|
© 1998 Pan Yayıncılık. Her hakkı saklıdır.
Web tasarımı EBİ