Referans-Araştırma


İpek Yolu - I, Çin o Doğu Türkistan
G. Ahmetcan Asena
Renkli resimli, 60 g. Enso krem kağıt
ISBN 978-9944-396-54-7, 16 cm x 23,5 cm, 488 s.+ 16 s. renkli fotoğraf
Barkod: 9789944396547

"Bu kitabı yazma fikri, bir Çin gezisi esnasında oluştu. Aslında bir kültür gezisiydi bu; fakat bir yerde yaşlı Törüngey ile tanıştım ve onun büyüsüne kapıldım... Başta kendimize, sonra bütün dünyaya Batı'nın gözüyle bakmaya alıştığımız için, zamanla Asya'nın zenginliği ve derinliği karşısında mahçup oldum. Aklımın Batı'da, gönlümün Doğu'da olduğunu anladım. Sırtımızı döndüğümüz Doğu topraklarında kalan köklerimiz, izlerimiz ve anılarımız, sandığımızdan daha güçlü ve çok yönlüdür. Atalarımızın yüksek yaratıcılık ruhu, sentez ve uyum kabiliyetine işaret eden örnekler karşısında hüzünle gururu bir arada yaşadım; kendimi manen daha güçlü hissettim ve geleceğe daha iyimser bakmayı öğrendim.

...

SANAT FELSEFESİ ÜZERİNE
Cevad Memduh Altar
Yayıma hazırlayan: İnci Kut
ISBN 978-9944-396-17-2; 13,5x19,5 cm; 176 s.
Barkod: 9789944396172

Macar etnomüzikolog, araştırmacı ve derleyici Dr. János Sipos, Anadolu'da Bartók'un İzinde adlı kapsamlı araştırmasında, Macar halk musıkisi ile Anadolu halk musıkisi arasındaki benzerlikleri ele alıyor. Bu konuya yanıt arayan ilk araştırmacı Béla Bartók olmuştu. Bartók 1936'da Türkiye'de halk musıkisi ezgileri derlemiş, derlediği türküleri de tek tek notaya geçirip bunları o bildiğimiz derin musıki bilgisiyle irdelemişti. Ne var ki bu eser, besteci öldükten yıllar sonra yayımlandı. Macarlarla Türklerin tarih öncesi çağları ve bu iki halkın musıki gelenekleri arasındaki bağlantıları derinlemesine ele alan bu eser etnomüzikoloji alanında başlı başına bir kilometre taşı olmuştu.

ANADOLU'DA BARTÓK'UN İZİNDE
Janós Sipos
Çeviren: Sanat Deliorman
Yayıma hazırlayan: Bülent Aksoy
ISBN 978-9944-396-50-9; 15x22,5 cm; 224 s.; notalı, resimli
Barkod: 9789944396509

Macar etnomüzikolog, araştırmacı ve derleyici Dr. János Sipos, Anadolu'da Bartók'un İzinde adlı kapsamlı araştırmasında, Macar halk musıkisi ile Anadolu halk musıkisi arasındaki benzerlikleri ele alıyor. Bu konuya yanıt arayan ilk araştırmacı Béla Bartók olmuştu. Bartók 1936'da Türkiye'de halk musıkisi ezgileri derlemiş, derlediği türküleri de tek tek notaya geçirip bunları o bildiğimiz derin musıki bilgisiyle irdelemişti. Ne var ki bu eser, besteci öldükten yıllar sonra yayımlandı. Macarlarla Türklerin tarih öncesi çağları ve bu iki halkın musıki gelenekleri arasındaki bağlantıları derinlemesine ele alan bu eser etnomüzikoloji alanında başlı başına bir kilometre taşı olmuştu.

SOKRATES'İN GERÇEK SAVUNMASI
Kostas Varnalis
Çeviren: Ari Çokona
ISBN 978-9944-396-48-6, 10,5x19,5 cm, 88 s.
Barkod: 9789944396486

"Kostas Varnalis, bu kitapta 'Sokrates arkasında yazılı eserler bıraksaydı neler yazardı?' sorusunu yanıtlamaya çalışıyor. 20. yüzyıl materyalist felsefesinin kavramlarını kullanarak, "bilgelerin bilgesi"ni muhalif, toplumcu bir düşünür olarak takdim ediyor. Kaynakların dışına çıkmamaya özen göstererek; antikite ve felsefe tarihi hakkındaki sınırsız bilgisi, derin genel kültürü, sevgi dolu yaklaşımı ve ince mizahıyla yarattığı bu Sokrates, Platon'un bildik Sokrates'inden daha az gerçekmiş gibi görünse de, yadsınamaz şekilde ondan daha sevimli duruyor."
Ari Çokona

Kostas Varnalis, 1884'te Bulgaristan'ın Burgaz kentinde doğdu. Filibe'deki Zarifia Lisesini bitirdikten sonra, Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi'nde Yunan Edebiyatı ya da İlahiyat bölümünden mezun oldu. Çeşitli okullarda edebiyat öğretmeni ve müdür olarak çalıştı. 1918'de Yunan hükümetinin bursuyla Paris'te doktora eğitimi aldı. Genç yaşlarından itibaren çeşitli dergilerde yazdığı şiirlerini 1905'te Kirithres (Bal kovanı) adıyla yayımladı. O dönemlerde antik Yunanistan hayranı ve milliyetçi olmasına karşın laik düşünceleri ve resmi kurumların dayattığı arkaik yapay katharevusa yerine halk dili demotiki'yi kullandığı için çeşitli kovuşturmalara uğradı. Paris'e gitmeden önce yazdığı uzun epik şiir Proskinitis'le (Hacı, İbadetçi) herkesin takdirini kazanarak, kuşağının millî şairi olarak tanımlandı. Varnalis, Paris'te Marksist çevrelerle ilişkiye girer ve dünya görüşü değişir. 1922'de yazdığı To Fos Pu Kei (Yakıcı Işık) adlı uzun şiiri Yunan edebiyatının ilk savaş karşıtı, devrimci eseridir. Öğretmenlikten istifa ederek Yunan Komünist Partisi'nin yayın organı Rizospastis (Radikal) gazetesinde çalışmaya başlar. Düşünceleri yüzünden 1935'te Ay Strati Adası'na sürgün edilir. Artık Yunan solunun en büyük şairi konumuna yükselmiştir. 1974'te Atina'da 90 yaşında ölür. Yurtdışında daha çok "Sokrates'in Gerçek Savunması" ve "Penelope'nin Günlüğü" adlı nesirleriyle tanınır. Bu yapıtlarında, antikiteyi kendine özgü lirik ve mizahi tarzıyla yorumlayarak, kapitalist sistemin değerlerini sorgular. Diğer tanınmış eserleri: Kuşatılmış Köleler (1927), Şiirler (1956), Özgür Dünya (1965), Halkın Öfkesi (1975) Şiir. Hadımlar Halkı (1923), Diktatörler (1965), Edebî Anılar (1980) Nesir. III. Attalos (1972) Tiyatro.

MÜZİKLİ AKLIN DEFTERİ
Ali Ergur
ISBN 978-9944-396-40-0, 13,5x19,5 cm, 200 s.
Barkod: 9789944396400

Toplumbilimsel Değinmeler, Kitap-CD Eleştirileri, Konser İzlenimleri, Portreler, Türkiye'de Müzik ve Modernleşme adlı bölümleri içeren bu kitap, Ali Ergur'un çeşitli zamanlarda yayımlanmış yazılarından oluşmaktadır.

"Bu kitaba Müzikli Aklın Defteri adını vermeyi tercih ettim. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle, her üç sözcüğün herbirinin ayrı ayrı anlamları bu karışık metinler derlemesinde mevcuttur. Beni müzik yolculuğuma elbette onunla yaşadığım bir gönül macerası sürüklemiştir; bu bakımdan, müzik, birçok insanda olduğu gibi benim için de duygusal bir meseledir. Ama müziğin dünyasına nüfuz etmeye başladığım andan itibaren, pusulam aklım olmuştur. Aklın bunca toptan reddiyesinin kimi entelektüel çevrelerde pek marifet sayıldığı günümüzde, liberal-araçsal olmayan başka bir aklı yeniden inşa etmek için, kuramsal kılıflar giydirilmiş, araştırma ve fikir tembeli çağdaş pozlardan başka bir tavır gerektiği kanısındayım. Bu yüzden, 'akıl' sözcüğü son derece bilinçli seçilmiştir. Ancak bu, müzikli bir akıldır; uğradığı duraklardan analitik rasyonellik kadar, adı ancak euphoria olabilecek bir aşkta bulunacak kadar yoğun bir öznellik ve affect de derler. Nihayet, bunca sözün, varsa bir damla özgünlüğün, bir karalama defterinin sayfalarından taşanlar olduğu unutulmamalıdır. Müzikli Aklın Defteri, bütün kusurlarıyla, bir ressamın gündelik eskiz defteri gibi kabul edilmek gerekir; daha fazla bir değer ve iddia da taşımamaktadır."
Ali Ergur

TÜRK EDEBİYATINDA MESNEVÎ TERCÜME VE ŞERHLERİ
İsmail Güleç

286 sayfa,

Mesnevî klasik edebiyatımızda, her biri kendi arasında kafiyeli ikişer mısradan oluşan uzun şiirlere verilen addır. Bununla birlikte zaman içinde anlam daralmasına uğrayarak Mevlânâ'nın mesnevî biçiminde yazdığı eserin adı haline gelmiş ve mesnevî denildiğinde akla, binlerce mesnevî arasından sadece Mevlânâ'nın Mesnevî'si gelmektedir. Mevlânâ, bütün tecrübelerini ve birikimini kendisini sevenlerine aktarma ihtiyacı duymuş, özelde Hüsâmeddin Çelebi'ye, genelde bu yola girmek isteyen herkese, yolun tehlikelerinden haberdar etmek, yolculuklarını sağ ve salim tamamlamak için gerekli uyarılarda bulunmak üzere Mesnevî'sini telif etmiştir. Mevlânâ'nın Mesnevî'si yazıldığından itibaren, Hint alt kıtasından Ortaasya içlerine, Kafkaslardan Arap yarımadasına, Anadolu'dan Doğu Avrupa'ya kadar çok geniş bir coğrafyada asırlardan beri tercüme ve şerh edilmektedir. Bu çalışmada Mesnevî'nin yalnızca Türkçe yapılmış tercüme ve şerhleri ele alınmıştır.

Genç Besteciler İçin Korunma Yöntemleri
Y. Dağhan Baydur

72 sayfa,

"Dağhan Baydur 1962 yılından beri müzik endüstrisinin hem yaratıcı hem de idari tarafında edindiği tecrübelerini kolayca anlaşılabilecek, net bir şekilde - biraz da muzipçe - eser sahipleri ile paylaşıyor. Mesleklerini ciddiye alan tüm besteci, şarkı ve söz yazarları ve müzik yayıncılarının bu kitabı dikkatle okumalarını öğütlüyorum."
Timur Selçuk

Dil ve Kültür
Suat Yakup Baydur

192 sayfa,

"Dil üzerine yazdığım çeşitli makaleleri okuyanlardan birçokları bana gazete ve dergi sahifelerine dağılmış olan bu yazıları bir araya getirip bir kitap şeklinde yayımlamağı salık verdiler. Ben de bu öğüde uyarak dil ile ilgili yazılarımın çoğunu topladım ve ortaya çıkan kitapçığı basılması dileğiyle Türk Dil Kurumuna sundum."
Suat Yakup Baydur (1912-1953)

Genç yaşta, bir deniz kazası sonucunda kaybettiğimiz dilbilimci Suat Yakup Baydur'un çeşitli makaleleri ölümünün 50. yılı vesilesiyle bu kitapta bir araya getirilmiş; ayrıca Haldun Taner, Arslan Kaynardağ, Hasan Âli Yücel gibi Baydur'u tanıyanların yazar hakkındaki görüşleri ile kitap zenginleştirilmiş.

Sanat Yolculukları
Cevad Memduh Altar

224 sayfa,

Cevad Memduh Altar (1902-1995), sanat tarihçisi ve müzikolog kimliğiyle, cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak çoksesli müziğin kurumlaşması ve sanat kadrolarının yetişmesi için büyük çaba harcamış değerli bir kültür adamıydı. Bu amaca ulaşmak üzere çok sayıda da eser kaleme almıştır. Alanında artık bir klasik olmuş 4 ciltlik Opera Tarihi (Pan Yay.) dışında, 1948 yılında yazdığı ve ilk baskısı 1951'de yayımlanan Sanat Yolculukları, çoksesli müzik dünyasından çeşitli kişi ve konular üzerine ilginç yazılardan oluşan bir kitaptır. Kitabın bu yeni baskısına, Altar'ın Mozart'ın 200. doğum yıldönümü vesilesiyle 1956'da; Beethoven'in 125. ölüm yıldönümünde 1952'de yaptığı konuşma metinleri ve Goethe ve Müzikli Dram Sanatı (1944) adlı çalışması da eklenmiştir.
(Arka Kapak'tan)

Tedkik ü Tahkik
"İnceleme ve Gerçeği Araştırma"
Nasır Abdülbaki Dede

88 sayfa,

Mevlevî şeyhi, şair, neyzen, bestekâr, müzik bilgini Nâsır Abdülbâkî Dede (1765-1821) sırasıyla nağme ve makamları, bileşimleri ve usûlleri incelediği Tedkîk ü Tahkîk adlı eserini Hicrî 1209 yılında III.Selim'e sunmuştur. Eseri beğenen III.Selim'in birkaç bileşim daha yapılıp yazılmasını buyurması üzerine bir de "Zeyl" (Ek bölüm) kaleme almıştır. Yalçın Tura'nın açıklama ve notlarıyla zenginleştirerek günümüz Türkçesine aktardığı eser Türk müziğinin önemli kaynakları arasında yer alır.
(Arka Kapak'tan)

Türkiye'nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk
İlhan Başgöz

318 sayfa,

"Bir toplumda ekonomik yapının, siyasi güçlerin, kanun yapan ve uygulayan kurumların ve kişilerin, teknoloji düzeyinin, gelir dağılımının, aile yapısını, iş hayatının ve sokağın dışında kalan bir eğitim düşünülemez. Eğitim adı geçen bu güçlerin ve kuruluşların bir dengesi olarak ortaya çıkar, eğitime bunlar yön verir. ...
(Arka Kapak'tan)

Görüntünün Müziği Müziğin Görüntüsü
Sadi Konuralp'e Armağan
der. Cem Pekman-Barış Kılıçbay


Bu derlemede, Sadi Konuralp'in anısı etrafında bir araya gelen araştırmacılar, film, televizyon ve video ile müzik ilişkilerine kuramsal ve tarihsel açılardan yaklaşırken, görselle işitselin etkileşimini somut örnekler üzerinden tartışıyor ve bu alanda yapılacak çalışmalara öncülük ediyorlar.

Git Zaman Gel Zaman
Cemal Ünlü

559 sayfa,

Fonograf, gramofon, taş plak... Günlük hayatımızın bir parçası değiller artık. Ancak onlar müzik tarihinin vazgeçilmez tanıkları... Git Zaman Gel Zaman, bu konuyla ilgili yazılmış en kapsamlı eser olarak müzikçiler, tarihçiler ve koleksiyoncular için önemli bir kaynak olacaktır. Cemal Ünlü, 1991 yılına kadar sadece koleksiyoncusu olduğu taş plaklar konusunda Türkolog Dr. Robert Anhegger'in özendirmesiyle araştırma yapmaya başladı.

1996 yılında düzenlenen 'Gramofon ve Taş Plak' sergisinin danışmanlığını yaptı. 1996 yılında başlamak üzere çeşitli firma ve kuruluşlara eski kayıtlardan aktarılmış 20 kadar CD gerçekleştirdi. Açık RadyoÕda toplam dört buçuk yıl süren 'Taş Plaklarda Saz ve Söz' ve 'Sadânüvis' gibi programlar yaparak eski kayıtların tanınması, sevilmesi yönünde çalışmalar yaptı. Git Zaman Gel Zaman, Cemal Ünlü'nün bu birikimlerini okurla paylaştığı kapsamlı bir eser.

  • Dünyada ve Türkiye'de fonograf ve gramofon
  • İlk kayıtlar
  • Sahibinin Sesi
  • Blumenthal Biraderler-Orfeon Record
  • Edmund Weinberg-The Gramophone Company
  • Grünbergler-Odeon
  • İlk popüler müzik: Estudiantina
  • Hovarda havaları
  • Tanburi Cemil Bey kayıtları
  • Tanburi Cemil Bey'in defteri
  • Taş plaklara okuyan ve unutulmuş sanatçıların biyografileri...

    Bu kitapta bulabileceğiniz konulardan sadece birkaçı. Ayrıca, kitaba eklenen CD-ROM'da 1905-1965 yılları arasında yayımlanmış taş plak kataloglarında yer alan 15.000'i aşkın kayıt yer almaktadır. Okura, bu kayıtları firma, eser, makam ve yorumcu ismine göre arama imkânı da sunulmuştur.

    Senaryo Kuramı
    Semir Aslanyürek
    İkinci basım: Nisan 2004
    Yeni baskı!!!

    1986 yılının sonlarına doğru SSCB Devlet Sinema Enstitüsü (VGİK) Oyunculu Film Yönetimi Fakültesi'nden mezun olup Türkiye'ye döndükten sonra, senaryoların hâlâ 1930'lu yılların yazım yöntemiyle yazıldıklarını gördüm. Yani sayfa ortadan bir çizgiyle ikiye bölünüyor, sol tarafa filmsel olayın metni, sağ tarafa da diyalog ve sesle ilgili notlar yazılıyor.

    Elime geçen birkaç senaryoyu incelediğimde ise, asıl sorunun biçimsel olmaktan çok ötede olduğunu ve senaryoların herhangi bir kompozisyondan yoksun, diyalektik gelişmeye yatkın olmayan mekanik bir hareketin şematik bildiriminden ibaret olduklarını fark ettim.Ó Yazar bu kitabında senaryonun yazımındaki inceliklere ve tekniklere dikkati çekiyor. Kitap, sinema dramaturjisi, film senaryosunun kompozisyon sorunları, film senaryosunun biçimsel sorunları başlıklı üç bölümden oluşuyor.

    Müzikte Türler ve Biçimler
    Andre Hodeir
    2003,
    Müzik bilimi 20. yüzyılın ilk yarısında büyük bir gelişme göstermiştir. Bu gelişme yalnız bilgi hazinesini genişletme ve araştırma alanlarında değil, hiç de küçümsenemeyecek bir önemi olan halka yayma alanında da olmuştur. Gene de bazı eksikliklerin bulunuşuna şaşmamak elden gelmiyor. Bu eksikliklerden biri de müzikteki biçim ve türleri topluca gösteren çalışmaların yokluğudur. Herhangi bir biçim ve tür üzerinde bilgi edinmek, onun gelişimini öğrenmek isteyen bir kimse ya bir genel sözlüğe başvuracaktır (ki buradaki bilginin tam olması beklenemez) ya da müzik tarihlerini, bestecilik el kitaplarını, estetik kitaplarını, belirli konuları ele alan kitapları karıştırmak zorunda kalacaktır.

    Bu küçük kitap bu boşluğu dolduracağını öne sürmüyor. Böyle bir şeyi istese de eni boyu bunu gerçekleştirmeye yetmez. Üstelik yazarı bir müzik bilimcisi ya da bir estetik uzmanı da değil; sadece bir besteci. Bunca geniş ve karmaşık bir konu üzerinde en değerli görüş bir sanatçının görüşü müdür? Bu da üzerinde durulmaya değer. Ayrıca, biçim sorunlarının teknik yönden ele alınması da istenmemiştir; bu, uzun çözümlemeleri gerektirirdi. Verilmek istenen şey her biçimin ve türün en açık çizgilerle tanımlanmasının yapılması, tarihsel bir özetinin verilmesi ve yapısının incelenmesidir.

    Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki
    Bülent Aksoy
    2003,
    Osmanlı Devleti'nin kurulduğu dönemden başlayarak Türklerin tarihini, devlet, toplum, hukuk ve askerlik düzenini, gelenek ve göreneklerini, dil ve kültürlerini bir araştırma konusu haline getiren Avrupalılar, Türklerin musıkisini de incelemekten geri kalmamışlardır.

    Bu kitap, seyahatname, anı, günlük, mektup gibi canlı gözlem ürünü Avrupa kaynaklarında yer alan, Türklerin musıkisiyle ilgili malzemeyi değerlendiriyor. XV. yüzyıldan başlayarak XIX. yüzyıl sonlarına kadar başka Istanbul olmak üzere çeşitli Osmanlı şehirlerine gelen gezginlerin Türk musıkisi tarihine ışık tutabilecek gözlemlerini yorumlarken, bir yandan da Avrupalıların Türk musıkisine nasıl bir kültürel mercekten baktıklarını gösteriyor.

    ''Batı'daki Türk imgesi'' konusunun ilgi odağı olduğu günümüzde bu araştırmanın da kitaplığımızda bir yeri olduğuna inanıyoruz.

    Karac'oğlan
    İlhan Başgöz
    2003,
    'Öyle görünüyor ki Karac'oğlanlar üzerinde yeni ve değişik bilgiler elde edebilmek için bir zaman bekleyeceğiz ama onlar da bize, Karac'oğlan şiirleri adını verdiğim karmaşık yumağı çözüp kişisel ipliklerini ayırmak olanağını herhalde vermeyecek.'

    İlhan Başgöz bu kitapta, Türk halk edebiyatında bir gelenek olarak sayılan Karac'oğlan'ın en güzel şiirlerini bir araya getirmiş, Karac'oğlan'ın şiirlerinden yola çıkarak onun hayatından kesitler de sunmuş.

    Yunus Emre
    İlhan Başgöz
    2003,
    Yunus Emre hakkında bildiklerimiz üç kaynaktan gelir.

    Bunlardan birisi yazılı kaynaklardır. Bize yazılı ulaşmış olsalar da bunların çoğunun kaynağı sözlüdür, bu nedenle doğruluklarına güvenilmez.

    İkincisi sözlü tarih yahut sözlü kültür geleneğidir. Yunus Emre yedi yüz yıldır halkın dilinde, telinde ve gönlünde yaşamıştır. Orada Yunus bazen gaipten bilen bir derviş, bazen çiçeklerin dilinden anlayan bir ermiş, bazen şiirlerini balıklara ve meleklere okutan bir büyük sanat ustası, bazen de çiftinde çubuğunda, gün bulup gün yiyen yoksul bir ekincidir.

    Üçüncü kaynak ise Yunus Emre'nin şiirleridir. Bunlar bize hem sözlü hem yazılı kaynaklarda ulaşmıştır.

    Bu kitap , Yunus EmreÕnin şiirlerinden bir güldeste ve Yunus Emre'nin şiiri üzerine İlhan BaşgözÕün bir incelemesini içermektedir.

    Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri (1909-1918)
    Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey'in Hatıratı

    Metin Hülagü
    2003,
    Son dönem Osmanlı tarihinin en çok tartışılan konularından birisi şüphesiz Sultan II. Abdülhamid ve dönemidir. Elinizdeki kitap bu dönemi ve padişahı daha yakından tanımaya yarayacak ipuçlarını verecektir...

    Âtıf Hüseyin Bey, Abdülhamid Selanik'e sürgüne gönderildiği zaman kendisine ve aile efradına bakmakla görevlendirilmişbir askerî doktordur. Yaşamı hakkında pek bir şey bilinmeyen doktor, Abdülhamid'le ilgilendiği yıllar boyunca günlük tutmuştur. Tamamı 12 defter olan bu günlükler, Selanik yıllarından başlayarak, Abdülhamid'in İstanbul Beylerbeyi Sarayı'na nakline ve ölümüne kadar sürmektedir.

    Metin Hülagü'nün yayına hazırladığı günlükler, AbdülhamidÕin hastalıkları, ilaçları, hastalıklara karşı başvurduğu tedavi şekilleri ve özellikle kullandığı bitkisel tedavi metotları hakkında bilgi edinmenin yanısıra özel hayatı, düşünce ve inanç yapısı, hisleri, sevgi ve nefretleri, kişiliği ve daha çok Avrupa ülkelerine ait hatıraları, şahsî ve siyasî yaklaşımları konusunda bulunmaz bir kaynaktır.

    EFSANEDEN TARİHE ANKARA YAHUDİLERİ
    Beki L. Bahar
    2003,

    Bozkırın ortasında bir kasabadan bir başkent yaratıldı. Ankara'yı konu eden yazılarda buna benzer anlatımlar yer alır. Antik çağlardan başlayan parlak geçmişini yok sayarak...

    Hititlerin Ankuva dedikleri kente tüm bölgeye adını veren Galatlar Ankyra mı demiş? Denize uzak bu şehrin arması neden bir çapa? I. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun üçüncü en büyük görkemli şehri. Tarsuslu bir Yahudiyken İsa'nın havarisi kesilen St. Paul bu şehre neden iki kez gelip vaazda bulunuyor? O yıllarda bu havalide çok mu Yahudi vardı? İncil'de "Galatlara Mektup" başlığı altında ona atfedilen yazı neden zehir zemberek?

    Murat Hüdavendigâr 1360'ta Ankara'yı aldığında şehirde bulunan Yahudi cemaati Türkçe biliyordu. Bizans etkisinden kurtulamamış sinagogda dualarını Grekçe yapıyordu.

    Yerlilere Eşkenazlar, İberik yarımadasından gelenler katıldı, kaynaştı, bir toplum oluşturdu... Neden bir varlık gösteremedi? Güvenlik açısından yerinde bir seçim. 13 Ekim 1923'te Ankara resmen başkent kabul edilir. Üç gün üç gece şenliklerle kutlanır. İstanbul basını ve yabancı elçiler karşı çıkmaktadır.

    Evet, bir kasaba her alanda gelişti, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. Yahudi toplumu da o oranda değişti, Yahudi mahallesinin dışına taştı. 1950'lerde ise Ankara'yı terk başladı ve 1990 sonrasında Ankara Yahudi Cemaati tarihe karıştı. Bir zamanlar yaşadıkları mahallede sanat eseri bir sinagog tanıklık eder geçmişlerine...

    SESİN PEŞİNDE
    Mehmet Ömür
    48 sayfa,

    Mehmet Ömür bu kitabında, konuşarak veya şarkı söyleyerek hayatını kazanan insanların sürekli kullandıkları seslerinin özelliklerine, sesin nasıl çıktığına, şarkı söylemeye, sesin en doğru nasıl kullanılabileceğine ve sesi nasıl korumaları gerektiğine değinmiş.

    OSMANLI TOPLUMUNDA AİLE
    İlber Ortaylı
    184 sayfa,

    Aile bir toplumun en muhafazakar, az değişen kurumlarından biridir ve şimdi bu asırda değişmektedir, bu değişme sebebiyle "aile " kurumu kadar tarihçi araştırmalarını gerektiren bir konu yoktur. Bu nedenle Osmanlı toplumunda aile yapısı üzerine yazdığım ve tasvip gören makalelerimi yeniden ele almak, yeni malzemeyi araştırmak ve "millet" sistemi ve "hukuktaki Romanizasyon" gibi toplumsal ve hukukî çerçevesine oturtmak gerekiyordu. Bunsuz son 150 senedeki ailenin, aile hukukunun evrimini kavramak mümkün değildir. ...Bu nedenle 15.-16. yüzyıllardan bugüne dek hukukî ve toplumsal çerçevesi içinde Osmanlı ailesinin gelişimini ele alan bu çalışmayı kaleme almayı gerekli gördüm. (Önsözden)

    SOURCES OF 18th CENTURY MUSIC
    Eugenia Popescu - Judetz ve Adriana Ababi Sirli
    156 sayfa,

    Eugenia Popescu Judetz, bu kez Paris'te yağayan Bizans müziği uzmanı Adriana Ababi Sirli ile birlikte Türk müziği tarihi açısından çok önemli iki yazmayı incelemiş. Kitapta Panayiotes Halatzoglu ile Kirilos Marmarinos'un 18. yüzyılın ilk yarısında kaleme aldıkları Rumca yazmaların orijinal metinleri ingilizce çevirileriyle birlikte yer alıyor. incelemede iki metin, diğer Osmanlı müzik yazıları ile de kaşılaştırılıyor.

    PRINCE DIMITRIE CANTEMIR
    Theorist and Composer of Turkish Music

    Eugenia Popescu - Judetz
    224 sayfa,

    Eugenia Popescu-Judetz, Prens Dimitrie Cantemir (1673-1723) hakkında 1973 yılında Romence olarak yazdığı kapsamlı monografisinden sonra, aynı konuda yazdığı bu ikinci kitabında yeni bulguları değerlendiriyor. Kitabın amacı Kantemiroğlu'nun sadece edvarını incelemekle sınırlı değil. Kantemiroğlu' nun olaylarla dolu, dramatik hayatının Rusya'da geçen yıllarını da kapsayan hikâyesi veriliyor, onun çok yönlü çalışmaları, faaliyetleri anlatılıyor.

    ATLANTIS TROYA'DIR
    Eberhard Zangger
    Çeviri: Doğan Tezel - Sabir Yücesoy

    181 sayfa,
    Kapak Grafiği: Fatih Durmuş

    İsviçre'de yaşayan Alman jeoarkeolog Dr. Eberhard Zangger, efsanevî kayıp kıta Atlantis'in Troya olduğunu öne sürdüğü kitabıyla 1992 yılından bu yana bilim çevrelerinin dikkatini çekiyor. Atlantis'in yeri hakkında bugüne kadar pek çok iddia ortaya atıldı. Ancak bunların hiçbiri bugüne kadar kesin olarak kanıtlanamadı. Zangger, geçmişe ilişkin bilgilerimizin doğa bilimlerinde ortaya çıkan çağdaş gelişmelerin altında nitelik değiştirdiğini belirtiyor. Buna karşılık, arkeolojinin çağdaş araştırma ve tekniklerden yeterince yararlanamadığını, geleneksel eğitim almış arkeologların geçmişe ilişkin katkılarının azalmaya başladığını öne sürüyor. "Atlantis Troya'dır" kitabı, Zangger'in bu konuları ele aldığı üç kitabının ilki. Bu kitabı, "Geçmişin Geleceği" ve "Bronz Çağının Sonu" adlı iki kitap izleyecek.

    BOĞAZLAR MESELESİ
    Cemal Tukin
    Ağustos 1999,

    Prof. Dr. Cemal Tukin'in yeniden basımı çoktan haketmiş olan bu kitabı hakkında çok şey söylemek mümkün. Ancak, öncelikle Boğazlar Meselesi'nin aradan geçen yarım yüzyıla karşın değerini yitirmediğini belirtmemiz gerekiyor. Bu inceleme ilk yayımlandığı 1947 yılında, 1945 ve 1946 yılında ortaya çıkan siyasi durumun anlaşılmasına nasıl ışık tuttuysa, ikinci baskısı da 1990'lı yılları anlamamıza yardımcı olacaktır.
    Yazarının diline, üslubuna hiç dokunulmadan tekrar basılan kitabın pek çok araştırmaya ışık tutacağına ve ilgiyle okunacağına inanıyorum.

    PİYANO TEKNİĞİNİN BİYOMEKANİK TEMELİ
    Seba Baştuğ Şen

    Bu kitap piyano eğitiminde, hatta diğer enstrüman eğitimlerine değişik bir bakış açısı kazandırmayı amaçlayarak piyano çalmada geleneksel eğitimin getirdiği rahatsızlık ve sakatlıkların bundan böyle yaşanmaması için anatomo-fizyolojik, piskolojik egitime ve beynin eğitimine dayalı bir piyano tekniği temeli önermektedir. Bu temel, konsantrasyona, meditasyona, gerginlikten arınmaya dayalıdır ve yaratıcılığa yöneliktir.
    Bir yandan piyano pedagojisinden psikolojinin önemi, müzik ve yaşam felsefelerinin birlikteliği, diğer yandan tıp alanındaki bilimsel kanıtlarla, kitap, genç müzisyenlere olduğu kadar müzikseverlere, tıpla uğraşanlar kadar sanatlar tııbıyla ilgilenmek isteyenlere de ulaşmayı hedeflemiştir.

    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE NASREDDİN HOCA
    İlhan Başgöz
    Ocak 1999,

    "Şaka ve güldürü, dünyanın en salgın hastalıklarıdır.... Günümüzde, gülme mikrobunun yayılmasını Nasreddin Hoca denen bir adam gerçekleştiriyor.
    Aşağı yukarı 700 yıldır Nasreddin şakaları Türkiye'de Akşehir'in Hortu köyünden, yedikol bir ışık gibi dünyanın her yanına parıltılar saçarak yayılıyor."
    Nat Schumlowitz

    ANTONIN DVORAK
    Kurt Honolka
    1998,

    Müzik dünyası, Smetana ve Dvorak'ın ismini, "klasik" müzikte sağlam bir yeri olan Çek müziğinin en seçkin temsilcileri olarak beraberce anar. Rönesans'a geçiş döneminin başlarında aralarına bir üçüncü kişi olarak katılan Leos Janacek, opera bestecisi olarak uluslararası düzeyde iki selefini de tüm eserleriyle adeta gölgede bırakmıştır. Ama bu, onların öncülükteki şöhretlerini, vatandaşları arasında bile, hiçbir şekilde değiştirmemiştir.

    ROCK SÖZLÜĞÜ
    Metin Solmaz
    1998,

    İki bölümden oluşan bu kitabın ilk bölümünde, blues, blues'dan rock'a geçiş ve rock'un gelişimi anlatılıyor. İkinci bölümünde gitar markalarından rock festivallerine, terminolojiden rock jargonuna, türlerine kadar rock'la bir biçimde ilgili birçok şeyi kapsayan 200'ün üzerinde maddesi olan bir sözlük var.

    ÇAĞDAŞ TÜRK BESTECİLERİ
    CONTEMPORARY TURKISH COMPOSERS

    Evin İlyasoğlu
    1998,

    Günümüzde bestecisi artık "Bilgi Çağı"nın sanatçısıdır. Bilginin daha hızlı işlendiği, daha güvenli koşullarda saklandığı, daha ivedi iletildiği bir çağın olanaklarından yararlanmaktadır. İletişimin hızlanması sanatın her dalında olduğu gibi müzikte de bestecilerin tüm dünyayı yakından tanıyabilmelerine yol açmıştır. Böylece Türk besteciliği de artık kendi kaynakları kadar dünya tarihinin derinliklerinden, dünya coğrafyasının olanaklarından yararlanmaktadır. Yirminci yüzyılı tamamlamakta olduğumuz şu sıralarda Türk müzğinin evrenselleşen kimliğine değenmemiz kaçınılmaz.

    OPERADA GERÇEKÇİLİK VE BEŞ GERÇEKÇİ OPERA
    Sabri Şatır
    1998,

    "Operada Gerçekçilik", ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısından sonra edebiyat ve güzel sanatlarda önemli bir yer kazanan gerçekçi akımın opera sanatındaki yerini ve günümüze dek gelişimini inceler. Kitabın ikinci bölümünde ise "Verismo" olarak bilinen operada gerçekçilik akımının beş önemli ürünü tanıtılır.

    XVIII.YÜZYIL MUSIKİ YAZMALARINDAN KEVSERİ MECMUASI ÜSTÜNE KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME
    Eugenia Popescu-Judetz
    1998,

    Dr. Eugenia Popescu-Judetz'in bu kısa ama çok dikkatli bir incelemeye dayanan değerli araştırması, araştırma merakı duymuş, bilgili, ileri görüşlü bir musıkici olduğu anlaşılan, kısaca Kevseri diye andığımız mevlevi dervişi Nayi Ali Mustafa Kevseri Efendi'nin Türk musıkisi tarihindeki yerini, önemini, katkılarını ortaya koyuyor.

    DOĞA KORUMA REHBERİ
    Noyan Özkan
    1995,

    "Doğa Koruma Rehberi", savaşımın sosyolojik ve felsefi boyutlarına girmeden sokakta yürüyen duyarlı yurttaşın istemlerine yanıt vermek üzere hazırlanmıştır...

    JOHANN SEBASTIAN BACH
    Hülya Tarcan
    2.Basım Haziran 2000,

    Bu kitap bir Türk pianisti tarafından, Bach hakkında bilgisini tazelemek veya daha derin araştırmalara yönelmek isteyecek genç müzisyenlere, müzikseverlere arkadaşça yardımcı olabilmek amacıyla yazıldı...

    KÜÇÜK ASYA'DAN TÜRK HALK MUSIKİSİ
    Bela Bartok
    Çeviri: Bülent Aksoy
    1991,

    Bu eser, yalnızca musıki uzmanlarının değil, "Anadolu kültürü" kavramı üzerinde kafa yoran düşünürler ile aydınların da ilgi duyacakları bir kitaptır...

    MELAMİLİK VE MELAMİLER
    Abdülbaki Gölpınarlı
    1992,

    Bir yazarın, Gölpınarlı'nın ölümünden sonra da dediği gibi, "Abdülbaki'den kalan ışıklar, daha çok uzun süre, o yollarda dolaşmak isteyenleri karanlık labirentlerde tökezlemekten kurtaracaktır..."

    MÜZİĞE GİRİŞ
    Otto Karolyi
    Çeviri: Mehmet Nemutlu
    1996,

    Müziğe Giriş, Müziğin tekniğini, ses, frekans, renk, tını, diyez, bemol, ölçü, anahtar gibi basit terimlerden, armoni, müzik biçimleri, orkestra, partisyon okuma gibi daha heyecan verici alanlara kadar, pek çok başlık altında müzikseverlere tanıtıyor...

    REMBETİKA
    Gail Holst
    Çeviri: V. Çelik Pınar
    1993,

    1920'lerde, Büyük Mübadele'nin ardından ortaya çıkan, Pire'nin esrar tekkelerinde serpilip büyüyen, sonraları Atina'nın kulüplerinde kendine yer bulan bir müzik türü rembetika...

    SON OSMANLILAR
    Murat Bardakçı
    1999,

    Gazeteci Murat Bardakçı'nın, Osmanlı hanedanı mensuplarıyla görüşerek hazırladığı bu kitap, Ortadoğu'ya ve Avrupa'nın bir bölümüne yüzlerce yıl boyunca hükmetmiş bir aileden bugüne kalanların öyküsünü anlatıyor...

    SORULARLA GİTAR
    Yıldız Elmas
    1994,

    ...Klasik gitar konusundaki bilgi boşluğunu biraz olsun kapatabilmek amacıyla, merak konusu olduğunu düşündüğüm çeşitli soruları, birikimlerim ve araştırmalarım ışığında, bu kitapçık çerçevesinde cevaplamaya çalıştım...


  • kitaplarımız yazarlarımız hakkımızda dükkan linkler

      © 1998 Pan Yayıncılık. Her hakkı saklıdır.
      Web tasarımı EBİ