Basından

Kitaptan bir bölüm

Yazar biyografisi




ALİ UFKÎ VE MEZMURLAR
Cem Behar
Birinci Basım: Ekim 1990
Kapak grafiği: Hasan Üçer
Nota Yazımı: Pan Yayıncılık
Dizgi: Pan Yayıncılık
Fiyatı:

Ali Ufkî'nin (Wojciech Bobowski) müziğe ilişkin eserleri 16. ve 17. yüzyıl Klasik Türk Müziğinin en önemli kaynaklarıdır. Yüzlerce saz ve söz eserini notaya alan Ali Ufkî (1610?-1675) İstanbul'da çalınıp okunan eserlerin kimliklerini tesbit eder. Ali Ufkî'nin ardında bıraktığı üç müzik elyazmasından biri de "Mezmurlar"dır. Bu elyazması bu kitapta bir bütün olarak değerlendirilmiş, metin ve nota transkripsiyonları yapılmıştır. Ayrıca Ufki'nin hayatı, kişiliği ve eserlerine ilişkin kapsamlı bir biyografi denemesi de veriliyor.


Basından

Profesör Dr. Gültekin Oransay'ın Kasım 1989'da vakitsiz denecek kadar erken ölümü Türk müzikolojisi alanında çok vahim bir boşluk bıraktı ne yazık ki. Evrensel boyutlarda bilimsel müzikoloji çalışmaları yapan ve yayımlayan Prof. Dr. Cem Behar ise aslında müzikoloji profesörü olmayıp Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı. Cem Behar'ın Pan Yayıncılık tarafından yayımlanan Ali Ufkî ve Mezmurlar adlı araştırma kitabı, sürükleyici bir dedektif romanı kadar merak uyandıran, ama bunun yanı sıra ciddi bir bilimsellikle ele alınmış, akıcı üslûbuyla sıradan okuyucuyu bile kendine tiryaki edebilecek bir kitap.

Cem Behar, Ali Ufkî ve Mezmurlar adlı kitabında, bu ilginç Polonyalı'nın "ardında bıraktığı üç müzikal metinden birini", besteli "Mezmur"lar el yazmasını bütünüyle değerlendirip metin ve nota transkripsiyonlarını yaparak gerçek bir bilimsel müzikoloji çalışması örneği veriyor ve Ali Ufkî'nin hâlâ bir bütün olarak incelenmeyi bekleyen "Mecmua-yı Saz ü Söz"üne, Türk müziğiyle ilgilenen tüm kişilerin dikkatini çekiyor.
(Filiz Ali, Cumhuriyet, 2 Ocak 1991)


Kitaptan Bir Bölüm

Onyedinci yüzyılın ortalarında Istanbul'da çalınıp okunan Klasik Türk Musıkisi eserlerinin, bir anlamda kimliklerini tespit eder Ali Ufkî.

Klasik Türk Müziğinin tarihini inceleyenler için büyük bir şanstır bu: üç buçuk yüzyıl öncesinin eserlerinin bir müzisyen ve besteci tarafından notaya alınmış olması. Bu şansa Orta Doğu'nun diğer müzikleri sahip değildirler. O müzik evrenlerinde bestecisi bilinen ya da bestelendiği dönemde notaya alınabilmiş olan en eski eser, ondokuzuncu yüzyılın sonlarından önceye gitmez. Yani geçmişin müziği gerçekten de geçmiştir.


  © 1998 Pan Yayıncılık. Her hakkı saklıdır.
  Web tasarımı EBİ