Geri Dön

PHILOSOPHIE'NİN DÜNYASI

Jostein Gaarden'ın yazdığı "Sofie'nin Dünyası", şimdiye kadar tam 32 dile çevrildi ve Almanya'dan Kore'ye kadar tüm dünya gençlerinin başucu kitabı oldu. "Sofie'nin Dünyası"nda Philosophie'nin dünyası da var tarihi de. "Sen kimsin?" sorusuyla başlayan bu serüven romanında kim kime aşık oluyor dersiniz?

Norveçli bir felsefe öğretmeninin kaleme aldığı "Sofie'nin Dünyası" adlı kitap Avrupa'da fırtınalar estiriyor. Norveç'te ve Danimarka'da 170 bin; Finlandiya'da 120 bin; Fransa'da 400 bin; İtalya'da 200 bin; Japonya'da 500 bin ve şimdi sıkı durun Almanya'da tam bir milyon 200 bin adet satıldı bu kitap.

"Sofie'nin Dünyası" yine Almanya'da geçen yıldan bu yana best seller listelerinde bir numara. Kimsenin tanımadığı, sıradan bir felsefe öğretmeni ne yazdı da 4 yıl içinde tam 30'u aşkın ülkeden milyonlarca okurla kucaklaştı? Başka bir deyişle "Sofie'nin Dünyası" neyi anlatıyor ki, insanların bu kadar ilgisini çekti? Cevap: Felsefe!

Felsefi yazıların, yayınların hemen hiç okunmadığı içinde bulunduğumuz yıllarda bu cevap daha da şaşırtmıştır sizi. Hemen karar vermeyin, biraz açıklayalım, kitabı anlatalım ondan sonra fikrinizi söyleyin. Norveçli öğretmen-yazar Jostein Gaarder daha önceleri birkaç gençlik kitabı yazmış. Gençlerle haşır-neşir olduğu için onların dünyasını iyi tanıyor; dillerini biliyor. O nedenle "Sofie'nin Dünyası" inanılmaz bir akıcılık taşıyor. Gaarder bir roman kurgusunun içine "felsefe"yi gizliyor ve serüvenin gizine kendini kaptıran okura farkında olmadan "felsefe yapıp" yediriyor! Avrupa'da "90'lı yılların Alice Harikalar Diyarında'sı" olarak nitelenen "Sofie'nin Dünyası'nın en önemli özelliklerinden biri de yazarının şu düşüncesinde yatıyor: Gaarder bütün çocukların birer filozof olduğunu düşünüyor. "Çünkü" diyor, "Çoçuklar daha konuşmaya başladıkları ilk andan itibaren dünya ve çevreleri hakkında 'Bu ne?', 'Neden?', 'Nasıl?' vb. sorular sorarak tam birer filozof olduklarını gösterirler."

"Sofie'nin Dünyası"nı diğer kitaplardan farklı kılan önemli birkaç nokta da kurgusu, derinliği, içerdiği bilgi ve özgün bütünlüğü. Gaarder'in romanının kahramanı 14 yaşındaki kız çocuğu Sofie, bir gün okuldan eve döner ve posta kutusunda bir zarf bulur. Zarfın üzerinde kendi ismi yazmaktadır; arka yüzünde ise şu not vardır: "Felsefe kursu. Çok dikkatle davranınız." Sofie, zarfı açtığında üç daktilo sayfalık bir yazı çıkar içinden. Dünyanın kuruluşundan bu yana insanların kendi kendilerine, başkalarına sordukları sorular vardır kağıtlarda: Dünyanın başlangıcından önce ne vardı? Uzayın ötesinde ne var? Evrenin oluşumu bir tesadüf mü, yoksa planlı mı? Algıladıklarımızın gerçek olduğunu nereden biliyoruz?.. Ve en önemlisi de "Sen kimsin?.." İşte bu mektupla başlayan serüven, Sofie'ye gelen başka zarflardan çıkan başka sorularla bir "mektupla felsefe" öğrenimine dönüşüyor ve Sofie kitap boyunca Descartes, Spinoza, Kant, Kierkagaard, Marks, Darwin, Freud gibi düşünlerlerle tanışıyor. "Sofie'nin Dünyası", aslında bir kitap gibi görünen iç içe iki kitap: Birincisi kahramanın dünyası, ikincisiyse felsefe dünyası. Bir aspirin gibi suda eriyip karışan bu iki dünyada yazar tüm filozofların düşüncelerini Sofie'nin kendi hayatındaki sorunları çözmesinde kullanıyor ve okurlara amaçlarına ulaşmaları için gereken ipuçlarının neler olduğunu gösteriyor. Batı düşüncesinin önemli kilometre taşlarının, Aristoteles'in, Hegel'in, Kierkegaard'ın düşüncesinin evrelerinin olağanüstü basit bir dille anlatıldığı kitap, unutulmuş bir alanı; yani FELSEFE'yi yeniden gündeme getirerek zor olanı başarıyor.

Satış rakamlarına bakılırsa genç nesil Gaarder sayesinde felsefe hakkında epeyce bilgiye sahip olacak. Etrafın New-Age süprüntüleriyle dolu olduğunu söyleyen Gaarder'a göre de bu gerekli. Ona göre felsefe olmazsa olmaz bir disiplin. Yine Gaarder'a göre insanın gündelik yaşamda felsefeden kopmasının en önemli nedeni, düşünürlerin Antik Felsefe'nin doğum yeri olan Agora'dan üniversiteye çekilmesi. Yazar, "Şimdi" diyor, "felsefeyi yine ait olduğu yere, yani pazara çıkarmak gerekiyor." Ancak bunun zorluğunun da farkında: "Eskiden tek kanallı radyo ve televizyon insanları buluşturma işlevini de yükleniyordu. Oysa artık onlarca kanal arasında başımız dönüyor. Zemini yitirdik." Gaarder agoradan söz etmişken, agoraların dahi felsefecisi Aristo'ya kulak verelim. Aristo, "Felsefe insanların yaşamı merak etmesinden doğar." diyordu. Yaşamı en çok merak edenler de çocuklar ve gençler değil mi? Evet, "çıtırlara" ve "kıtırlara" felsefe kitabı "Sofie'nin Dünyası" şimdi Türkçede. Gülay Kutal'ın çevirisiyle Pan Yayıncılık kitapları arasında yayınlanan romanın Türkiye macerası bakalım nasıl olacak? Bekleyelim ve görelim.

(Mürşit Balabanlılar, Tempo, 1 Kasım 1995, sayı: 44)



  © 1998 Pan Yayıncılık. Her hakkı saklıdır.
  Web tasarımı EBİ