Sevgili,
Orhangazi İznik yolunun 15. kilometresinde, Kerametköy’ün kıyısında, Mine Sirmen’in himmetiyle oluşmuş bir yerimiz var. 22 yıldır, yalnız yazın ve baharlarda değil, kışın da zaman zaman gidip üç beş gün, hatta bir hafta kalıyoruz.
Aşağıda Göl kıyısında oturan dostlarımızdan İstanbullu ekonomist, Dr. Yavuz Tezeller, geniş arazi içindeki çok güzel evinde İznik Okulu’nu faaliyete geçirdi üç yıldır.
Londra’da School Of Life, New York’taki New School, Adatepe’deki Taşmektep’ten esinlenen İznik Okulu’nda, göl kıyısında tarih, felsefe, edebiyat, sanat ve sinema söyleşileri yapılıyor, derslerden vakit kalınca, doğa yürüyüşlerine çıkılıyor, şömine başında film gösterileri oluyor, havalar ısındığında da yelken yapılıp, göle giriliyor.
Dr. Yavuz Tezeller seçkin bir konuşmacı grubunun katılımıyla yönetiyor, İznik Okulu’nu. Konuşmacılar grubunda Kürşat Demirci, Atilla Erdemli, Nami Başar, Hayri Fehmi Yılmaz, Mario Levi gibi isimler de var.
Okul ile ilgili bilgileri Maçka Caddesi Ersoy Apartmanı Daire 5’teki merkezden (tel: 0 212 296 86 50) alabilirsin. Bilgisayarında da Google’dan “İznik Okulu”na girince, her türlü açıklamaya ulaşabilirsin.

***

15 gün önceki hafta sonumu Mine ile birlikte evime 800 metre mesafedeki İznik Okulu’nda geçirdim. Eşsiz ve unutulmaz iki gün idi.
Onur konuğu ve konuşmacı Nasrettin Hoca’ydı…
Nasrettin Hoca, ünlü bilim adamımız folklor araştırmacımız İlhan Başgöz kimliği ile gelmişti, İznik Okulu’na.
İlhan Başgöz, Hoca misali bilge, muzip, güler yüzlü idi, anlattığı Hoca Nasrettin’i kendi kimliğinde meczetmişti.
Yüzyılların içinden birikip süzülüp gelen Nasrettin Hoca ile yıllarını Türkiye ve ABD’de araştırmalara ve özgür düşünce mücadelesine vermiş olan çağımızın Nasrettin Hoca’sı İlhan Başgöz’ü bir kalıpta bir arada bulmak bulunmaz bir fırsattı.
Hem Nasrettin Hoca’yı dinledik, hem de İlhan Başgöz Hoca’yı.
Nâzım Hikmet, Türk köylüsünden söz ederken şöyle diyor:
“Topraktan öğrenip,/ kitapsız bilendir./ Hoca Nasreddin gibi ağlayıp/ Bayburtlu Zihni gibi gülendir”
Neden acaba Nâzım, “Hoca gibi ağlar” demiş?
Oysa Nasrettin Hoca denince akla gülmek ve mizah gelir.
İznik Okulu’nda İlhan Başgöz bizi kendisi gibi güleryüzlü ve iyimser bir Nasrettin Hoca ile tanıştırdı ki, tam da beklentilerime uygun düşüyordu.

***

İlhan Başgöz, öğrenciliğinden sonra asistanlığını da yaptığı değerli hocası Pertev Naili Boratav anısına ithaf ettiği kitabına şu mâni ile başlıyor:
Gülüm güle gidelim, gülüm yar
Eğlen bile gidelim, gülüm yar
Sen yağmur ol ben güneş, gülüm yar
Güle güle gidelim gülüm yar”.
Bu mâninin ardından da, eski bir Mısır hiyeroglifinden şu alıntıyı koymuş:
“Tanrılar Tanrısı güldü, bundan dünyayı idare edecek yedi Tanrı yaratıldı. Tanrılar Tanrısı bir daha, bu sefer kahkahalarla güldü, bundan ışık yaratıldı. Tanrılar Tanrısı bir daha böyle gülünce, bu sefer su yaratıldı. Tanrılar Tanrısı yedinci defa gülünce insanların ruhları yaratıldı.”
Nasrettin Hoca’yı anlatan bir yapıta, insan ruhunun Tanrı’nın yedi kahkahasının sonuncusu olduğunu söyleyen bu alıntıdan daha yakışan ne olabilirdi ki?
Sevgili, Nasrettin Hoca ve İlhan Başgöz ile iki hafta önce, İznik kıyısında bir an zaman adeta durdu.
Bu bir yanılsama idi.
Ne yazık ki, elimizde akan zamanı duran zamana çevirecek bir Tanrısal güç yok.
Ama ben o günden bu yana “Geçmişten Günümüze Nasrettin Hoca” adlı yapıtını başucu kitabım yaptım. Hem keyifleniyorum, hem de o iki günü yeniden yaşar gibi oluyorum.
Pan Yayıncılık’tan (Barbaros Bulvarı 74/4 Beşiktaş İstanbul; tel: 0212 261 80 72) çıkmış olan bu kitabı okumanı hararetle tavsiye ederim.
Bildiğin Hoca’ya, bir de bilimin gözüyle bakmış olursun.

Ali Sirmen, Cumhuriyet, 7 Aralık 2014

Etiketler:
X