Türkiye’de yayıncılık yapmanın ne kadar zor olduğunu ve ne büyük fedakârlıklar gerektirdiğini –bir yayıncı kadar olmasa da- az çok bildiğimi söyleyebilirim. Bundan yirmibeş-otuz yıl önce; “Şartlar her zaman yayınevinin aleyhine işler. Kâğıt fiyatları sürekli yükselir, kitaplar yeterince satmaz, okuyucunun kitaba ayırdığı para fazla değildir, okumaya da pek zamanı yoktur” gibi bir yığın mazeret saymak ve bu tür yakınmalar işitmek mümkündü. Bütün bunlara rağmen yayıncılık yapmayı göze almak hakikaten cesaret işiydi. Bu şartlar altında yayıncılık yapmaya kalkışanların ya batıracak çok parası var, ya ayakları yere basmıyor, ya çok maceraperest, ya çok idealist diye düşünebilirdiniz. Nitekim, büyük heyecanlarla açılan ve ne yazık ki kısa bir süre sonra kapısına kilit vuran, kâğıtçıya, matbaaya, yazara borçlanıp piyasadan çekilen yayıncılar oldu. Bunun yanında, kitap çeşitliliği ile değişik okuyucu profillerine ulaşarak başarılı olan, ayakta kalabilen ve yayınevinin tekerleğini bu şekilde döndüren ve yıllardan beri yine olumsuz piyasa şartlarına rağmen hâlâ döndürmekte olan yayınevleri var. Bir yayınevi, yayın yelpazesini geniş tutarsa, kaliteli yazarların eserlerini yayınlarsa her çeşit okuyucuya kitap satabilir. Ama sadece bir alana yönelik yayıncılık yaparsa, battığının ya da çok yakın bir gelecekte batacağının resmidir. Hele Türkiye gibi bir ülkede yayıncılık yapmayı tasarladığınız alan müzik olursa, baştan kaybettiniz demektir. Çünkü ülkemizde müzik kitabı okuma alışkanlığı pek oluşmamıştır. Müzik, dinlemek içindir … okumak için değil.

Pan Yayıncılığın müzik yayıncılığı macerası da tam bu kritik dönemlerde ve bu okur profilinin revaçta olduğu dönemlerde başladı. Ben buna bir macera diyorum, çünkü başınıza her türlü yayın piyasası musîbetinin gelme ihtimalinin yüksek olduğu bir sahaya giriyorsunuz. Paranız var veya yok, ama varsa batırmak yoksa da borçlanmak için ideal bir ortam. Her türlü matbaa ve kâğıt dümenlerinin döndüğü, üstelik korsan yayıncılığın da başını alıp gittiği zamanlar. Bundan tam yirmibeş yıl önce Ferruh ve Işık Gençer isimli, tam da birbirini bulmuş “maceraperestlik kıvamı oldukça yüksek” Boğaziçi mezunu genç çiftin, bir nevî “Nasreddin Hoca”nın göle maya çalması” gibi bir girişimiyle kuruldu Pan Yayıncılık. İlk olarak da, -yanlış hatırlamıyorsam- Rauf Yekta Bey”in, Albert Lavignac”ın yönettiği “Encyclopedie de la Musique (Müzik Ansiklopedisi)” için yazdığı “Türk Müziği” maddesinin Orhan Nasuhioğlu tarafından yapılan çevirisiyle yayın hayatına başladı. Hemen ardından da Anton Webern”in “Yeni Müziğe Doğru” adlı ders notlarını yayınladı. O günden bugüne yüzyirmibeş kadar birbirinden önemli –te”lif ve tercüme- müzik kitabı yayınladılar ve yirmibeş yılı da tamamladılar. Bu arada, muhakkak yayıncılığın acımasız şartlarına dayanabilmek için bir o kadar da müzik dışında kitap yayınladılar. Yirmibeş yıl önce Beşiktaş Barbaros Bulvarı”ndaki bir apartmanın yüksek girişinde yayıncılığa başladılar ve yirmibeş yıldır da aynı mekânda, son derece düzeyli bir yayıncılık anlayışıyla, Türkiye müzik yayıncılığının önemli bir temsilcisi ve tabii giriştikleri maceralı yolculuğu sabırla, bıkıp usanmadan sürdürüp bu günlere ulaşmış iki maceraperesti olarak bugünlere ulaştılar. Dostluklarına sığınarak şunu da söylemek istiyorum: Allah Ferruh ve Işık Gençer çiftini “bir yastıkta ve bir yayınevinde” kocatıyor. Hem birlikteliklerinin hem de Pan Yayıncılık”ın nice yirmibeş yıllara ulaşmasını diliyorum.Şu günlerde yayınlarını eskiden olduğu gibi günü gününe takib edemediğimi samimiyetle itiraf etmeliyim. Ama ilk yayınlarını büyük bir heyecanla hatta ikişer tane alıp çok kısa sürede okuduğumu ve bu okumalarımı uzun süre devam ettirdiğimi de söylemeliyim. Pan Yayıncılık”ın yayınladığı bazı müzik kitapları, benim müzik ufkumu genişletmiştir, müzik hakkında bir parça bir şeyler öğrendiysem bunda Pan Yayıncılık”ın kitaplarının payı olduğunu yine samimiyetle belirtmeliyim. Pan Yayıncılık, benim gibi birçok müzik ilgilisine, müzik meraklısına katkı sağlamış önemli bir yayınevidir… öyle tanıdık ve hâfızalarımızda bıraktığı iz hep öyle kalacaktır.

Pan Yayıncılığı ve Türkiye yayıncılık sektörünün bu iki bilge insanını… sevgili Ferruh ve Işık Gençer”i bu alanda yalnız bırakmamak ve yanlarında olmak gerekiyor. Dün, Pan Yayıncılık”ın yirmibeşinci kuruluş yıldönümünü kutladılar… büyük bir incelik gösterip davet de ettiler, ancak Bilim ve Sanat Vakfı”nda aşağı yukarı aynı saatlere denk gelen derslerim dolayısıyla gidemedim. İyi ve kötü günleri birlikte yaşayarak yayınevini yirmibeş yıldır ayakta tutan, bugünlere ulaştıran Gençer çiftine teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Yirmibeş yıl önce göle çaldıkları maya galiba tuttu.

 

Yalçın Çetinkaya, Yeni Şafak, 25 Aralık 2011

Etiketler:
X