4 sonuç gösteriliyor

Ferhunde Erkin: Tuşlar Arasında

1.Dünya Savaşı’ nın sürdüğü yıllarda Bandırma gibi küçük bir yerleşim yerinde olamlarına karşın iki çocuğunun müzik dersleri almasını sağlayan bir subay baba. Herşeyiyle, çocuklarına destek ve arkadaş bir anne.

Böyle bir ailede yetişen Ferhunde Erkin, savaş yıllarında başladığı piyano derslerini İstanbul’da da sürdürür.

İşgal altındaki bu şehirde henüz 11 yaşındayken kardeşi ile birlikte ilk konserlerini verir. Yurt dışında da eğitim alır.

Tüm birikim ve yeteneğini, Cumhuriyet Türkiye’sinde eğitmek ve öğretmek için esirgemeden kullanır. Hem iyi bir eğitmen hem de iyi bir konser piyanisti olarak müziğe önemli katkılarda bulunur. Bu değerli katkıları nedeniyle 1999’da Sevda- Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirilir. Onunki, taşıdığı yaşam sevinci, çok yönlü birikimleri ve yetenekleri ile parıldayan bir yaşamdır tuşlar arasında.

Cemal Reşit Rey – Unutulmaz Marşın Büyük Bestecisi

Besteci, orkestra şefi ve eğitimci… Türk Beşleri’nin seçkin üyesi… Ama öyle iki eseri var ki, O’nu unutulmaz kılan… Aşılamayan marşın, 10. Yıl Marşı’nın bestecisi O… Yıllara ve bestelenen nicesine karşın, 75. Yılda da herkesin dilindeki bu marş, adeta Cumhuriyetin simgesi… Diğer yandan temsil rekorları kıran, oyuncularının sahnede bu eserle yaşlandığı “Lüküs Hayat” operetinin bestecisi… Oysa az bilinen, az seslendirilen daha nice güzel eserlerin sahibidir Cemal Reşit Rey. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca 1995’de Onur Ödülü Altın Madalyası’yla “postmorterm” olarak hatırlanan Cemal Reşit kimdi? Nasıl müzikçi oldu? Neler besteledi? Bu soruların yanıtlarını, bu kitapta müzik eğitimcisi ve yazarı Prof. Filiz Ali’nin kaleminden bulacaksınız.

Sale!

A. Adnan Saygun

6,00 5,40

Çağdaş Türk Müziğinin ulu çınarı Saygun, Cumhuriyet döneminin en başta gelen bestecisidir. Eserlerinde insani değerleri yücelten Saygun, 1942 yılında bestelediği Yunus Emre Oratoryosu ile Batı müziğini Anadolu müziğine indirgedi. Böylece doğu ile batı arasında evrensel bir müzik köprüsü kurulmasını sağladı. Adnan Saygun, Cumhuriyet kültür ve tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan müzik devriminde önde gelen bir besteci olarak önce ülkemizde, daha sonra da tüm dünyada derin akisler uyandıran eserleri ile modern Türkiye Cumhuriyetinin kültür ağacında yerini aldı. Kurumlaşan çok sesli çağdaş Türk müziği Bestekarı’nın besteleri 5 Operası, Yunus Emre Oratoryosu, 5 Senfoni, 5 Konçerto, 6 Yaylı Çalgılar Kuarteti ve sayısız eserleri ile çağdaş Türk müziğinin anıt ismi Adnan Saygun, müzik tarihimize damgasını vurmuş, yurtiçinde ve yurtdışında aldığı başarı ödülleri yanında, Türkiye’de ilk Devlet Sanatçısı ve ilk müzik profesörü olan bu değerli müzik adamının biyografisi, araştırmacı yazar Olcay Kolçak’ın özenli kaleminden sizlerle…

Sale!

Saint Saens

10,00 8,00

Saint-Saens kadar müzisyen olunabilir; ama ondan daha fazla müzisyen olmak, işte bu imkansız! Franz Liszt (1870) Mösyö Saint-Saens`ın kim olduğunu kısmen gazetelerden, kısmen de özel haberlerden biliyoruz. Peki ama ne yapmaktadır Mösyö Saint-Saens? Minyatür oda müziği yapmakta ve bunda bir şair bozuntusundan aldığı ilhamla geliştirdiği boş fikirlerini zengin bir orkestra giysisi ile süsleyerek bu abesliğe Danse macabre adını verecek kadar ısrarcı olmaktadır Mösyö Saint-Saens`ın böyle zor sindirilebilir bir fikri işleyebilecek zihniyette olup olmadığı, Abbe Liszt`in Danse macabre yapıtı ile bunun duygusal bir minyatürü olan Saint-Saens`in Danse macabre`nin mukayesesinde ortaya çıkmaktadır. Sonuncusu elbette belirli bir ruha sahiptir. Ancak bu adam neden senfonik program müziğine atılmaktadır. Onun bir Samson operası hazırladığı söyleniyor: görünüşe göre Rusya`da yasaklanması gereken bir kadın işleri propagandası (coup de cheveux). Ben, Mösyö Saint-Seans`ın sahnelemeye ilişkin yeniliklerine inanmadığım için, onun Samson`una da inanmıyorum. Modest Mussorgsky (1875)