10 sonuç gösteriliyor

Sale!

Pireneler’deki Şato

15,00 12,00

Stein ve Solrunn birlikte oldukları 70’li yıllardan bu yana görüşmemişlerdi. Bir gün 30 yıl önce kaldıkları otelin ahşap balkonunda karşılaştılar. Otuz yıl önce başlarından geçen sarsıcı bir olay, sonunda ayrılmalarına neden olmuştu. Bu olayı aralarında bir sır olarak saklamaya karar vermişlerdi. İkisinin dünya görüşleri farklı olduğu için bu sırra bakışları da farklıydı.

Karşılaşmaları bir tesadüf müdür?

Bilim dünyayı açıklamaya yeter mi?

Dünyayı yöneten başka güçler var mıdır?

Sofie’nin Dünyası’nın yazarı Gaarder’in yeni romanı Pireneler’deki Şato, dünyayı anlamaya yönelik felsefi sorularla örülmüş bir aşk hikâyesi.

Sale!

Müzik

25,00 22,50

Flamenko Sanatı ve Gitar

M.SAFA YEPREM
1974′ te Ankara’da doğdu. Müzik çalışmalarına 1983’te başladı. Klasik, akustik elektro ve bas gitar çalışmaları yaptıktan sonra 1991 yılında Marmara Üniversitesi Müzik Eğitimi bölümüne girdi. Klasik gitar literatürünün seçkin örneklerinin yanısıra Latin Amerika ve Flamenko müzikleri üzerinde çalışmalarda bulundu. 1995’te Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’nün lisans programından mezun oldu ve aynı yıl M.Ü. Fenbilimleri Enstitüsü’nde master programına başladı. 1998’de master programından başarı ile mezun oldu. Gitar ve oda müziği için beste ve düzenleme çalışmaları yaptı. Yurt içinde ve yurt dışında birçok konser verdi. “Süite de la Caloriferre” (1997), “Midnight” (1997) ve “Cafe turc” (1998) isimli eserleri Kanada’da “Les Productions d’OZ” tarafından yayınlandı. Bu eserler çeşitli ülkelerde birçok gitarist tarafından yorumlanmaktadır, 2002 yılında “Klasik Gitar İçin Halk Şarkıları” isimli eseri Bemol Müzik Yayınları tarafından yayınlandı. 1991 – 2001 yılları arasında üzerinde çalışmış olduğu “Flamenko Sanatı ve Gitar” isimli eğitim projesi ile temel gitar eğitimine farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Bu kitabın ilk baskısı 2001 yılında Bemol Müzik Yayınlarınca yapılmıştır.

Sale!

32 Usta’dan 102 Pop Rock Repertuarı

22,00 19,80

102 Pop Rock Repertuarı kitabımız bir çok enstrumanda kullanılabilmesi için üst düzey çalışma yapılarak oluşturulmuştur. Bu nedenle; İntroları yazdık, parçanın tonu için. Tablatürü ekledik, notayı kullanılmayanlar için. Ölçüleri yazdık, parçanın trafiğini takip için. Kontürşanları ve Soloları ekledik, eşlik partisi için. Kitabımızla müzik eğitimine dikkat çekmek istedik. Eğitime katkısı olması ümidiyle. Kitapta yer alan besteci ve yorumcu sanatçılarımıza, müzik eğitimine kattıkları renklerden dolayı teşekkür ediyoruz. (Kitabın İçinden)

Sale!

Altkültür

13,00 11,70

Kimiz biz? Toplumsal varlığımızı ortaklıklar mı? yoksa farklılıklar mı tanımlıyor? Aynı toplum içinde yaşarken bizi birleştiren nedir? Yoksa toplum denen denizde birer ada mıyız? Sosyolojinin merkezine oturan toplum kavramı bu adacıkları zorla birbirine bağlayan keyfi bir analiz aracı, birlik ve beraberlik söylemi uyum yerine çatışma yaratan bir istek olmasın? Toplum ve toplumsallık üzerine çok fazla düşünülmüş olmasına rağmen farklılık bilgisi çok az, neden? Bir proje olarak sıkça tasarlanan toplumsallığın barındırdığı sonu gelmez çatışmaların bir nedeni de farklılık bilgisinin eksikliği olamaz mı? Belki de artık incelenmesi gereken ortaklık kültürü değil, farklılık kültürüdür! Peki, bu tartışmaların arasına sıkışmış olan altkültür nedir? Altkültür kavramı Chris Jenks`e göre toplumbilimlerinin yüzleşmesi gereken önemli bir paradoksu barındırır. Altkültür fikri farklılığı yalıtsa da, farklılık odağındaki ortaklığı anlatır. Jenks, bu kavramın toplum bilimler içerisindeki çözümlemesiyle işe başlıyor; Tönnies, Durkheim ve Marx ile Weber gibi usta kuramcıların çerçevesinde yaptığı arkeolojik kazıyla, altkültürün tarihöncesini açığa çıkartıyor. Parsons`ın sistemler sosyolojisi ile birlikte kavramın son yapısal izi sürülürken, Stuart Hall ve Birmingham Okulu`nun çığır açan eserleri, Althusser ve Gramsci`nin ideoloji anlayışıyla birlikte kavramın haritasını tamamlıyor. Jenks`in gözler önüne serdiği bu haritada ilkel toplumların tabuları, organik ve mekanik yapılar, iç içe geçmiş sistemler, kapitalizmin gözden çıkardığı lümpenler, toplumsallaşan benlikler, canlı bir kent, tutunamayan esrarkeşler, sefil göçmenler, avangard bohemler, açık fikirli mafya babaları, asi gençler, kayıp ötekiler ve derinden derine bir sınır deneyiminin dünyası var. İşte bu sınır deneyiminin yok sayılması kültür kavramını postmoderniteye bağlayarak onun zayıflığını açığa vurur: Jenks`e göre farklılığı anlamlandırmak onu sınırlandırmayı gerektirir ve bu sınırı bir tek toplumsal olan belirleyebilir. Tıpkı postmodernitenin modern sınırları çoğaltarak silmeye çalışması gibi, altkültür de beyhude bir çabayla ortak kültürün sınırını geri almaya uğraşır. Altkültür kavramı, diyor Jenks, hiçbir kuramcının elinde faydalı bir araca dönüşmedi; aksine, kuramcının yalıtmasını sağladı. Toplumsalı farklılıkla açıklamak, toplumsalı toplumsalla açıklama vaadini hiçe saymak, farklı olanı ortak dünyadan dışlamaktır. Altkültürleri yeni kimlik kaynakları, yeni farklılık göstereni olarak almak,; farklılığı ortaklıklar üzerinden tekrar düşünmek ve öteki benliğin haritasından silmemek isteyenlere… Altkültür kavramını ciddi ve dikkatli bir şekilde masaya yatıran bir kitap… incelikli ve içgörülü. – Jim McGuigan

Sale!

Müzikli Aklın Defteri

15,00 12,00

Toplumbilimsel Değinmeler, Kitap-CD Eleştirileri, Konser İzlenimleri, Portreler, Türkiye`de Müzik ve Modernleşme adlı bölümleri içeren bu kitap, Ali Ergur`un çeşitli zamanlarda yayımlanmış yazılarından oluşmaktadır. Bu kitaba Müzikli Aklın Defteri adını vermeyi tercih ettim. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle, her üç sözcüğün herbirinin ayrı ayrı anlamları bu karışık metinler derlemesinde mevcuttur. Beni müzik yolculuğuma elbette onunla yaşadığım bir gönül macerası sürüklemiştir; bu bakımdan, müzik, birçok insanda olduğu gibi benim için de duygusal bir meseledir. Ama müziğin dünyasına nüfuz etmeye başladığım andan itibaren, pusulam aklım olmuştur. Aklın bunca toptan reddiyesinin kimi entelektüel çevrelerde pek marifet sayıldığı günümüzde, liberal-araçsal olmayan başka bir aklı yeniden inşa etmek için, kuramsal kılıflar giydirilmiş, araştırma ve fikir tembeli çağdaş pozlardan başka bir tavır gerektiği kanısındayım. Bu yüzden, `akıl` sözcüğü son derece bilinçli seçilmiştir. Ancak bu, müzikli bir akıldır; uğradığı duraklardan analitik rasyonellik kadar, adı ancak euphoria olabilecek bir aşkta bulunacak kadar yoğun bir öznellik ve affect de derler. Nihayet, bunca sözün, varsa bir damla özgünlüğün, bir karalama defterinin sayfalarından taşanlar olduğu unutulmamalıdır. Müzikli Aklın Defteri, bütün kusurlarıyla, bir ressamın gündelik eskiz defteri gibi kabul edilmek gerekir; daha fazla bir değer ve iddia da taşımamaktadır. -Ali Ergur-