4 sonuç gösteriliyor

Sale!

Anılar: 19. Yüzyılda Saray Haremi

12,00 10,80

Çocukluğunun ve gençliğinin en güzel yıllarını Çırağan Sarayı’nda geçiren Şair Leyla Hanım, son derece ince, zarif ve eşsiz zenginlikteki ortamı betimlerken, görkemli oldukları kadar kibar da olan sultanların ve saray’da yaşayan kızların, yani kısacası saraylıların yaşamlarını mükemmel akıcı bir dille aktarıyor.

Sale!

Osmanlı Dönemi Türk Mûsikîsi

20,00 18,00

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dinî, klasik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanat olarak bir ucu Çin’e, bir ucu Fas’a kadar uzanan yirmi beş yüzyıllık Türk mûsikîsinin yaklaşık beş yüz yıllık bir bölümünü teşkil eder… Türk Halk Müziği adı verilen Anadolu folklor mûsikîsinin, klasik Osmanlı mûsikîsinden bazı şekil farklılıkları gösteren güfte, beste ve çalgı özellikleri vardır. Esasen halk mûsikîsi ile “klasik” denen mûsiki, biri diğerinden çıkmış ve birbirini sürekli etkilemiş, farklı çevrede icra edilen aynı mûsikî kültürünün ürünleri olarak aynı ses sistemi ile çok az farklı makam, usûl ve form yapısına sahiptirler. Geçen yüzyıl ortalarında milliyetçilik hareketlerinin doğmasından sonra, folklor mûsikîsi ürünleri, okumuş şehir ahalisince yüzyıllar boyu “basit köy türküleri” olarak değerlendirilmişti. Ancak bugün, ciddi müzisyenlerin tartışma konusu dahi yapmadıkları gerçek şudur ki, ne klasik Osmanlı mûsikîsi folklor mûsikîsinin “gelişmiş şekli”dir, ne de folklor mûsikîsi klasik şehir mûsikîsinin “ibtidâî şekli”. Tanzimatla gelen Doğu-Batı kültür çatışmasının sembolü alaturka-alafranga zıtlığı ile teksesli-çoksesli çekişmesi gibi, Türk Sanat Müziği-Türk Halk Müziği şeklindeki zorlama terminoloji de Osmanlı asırlarında hiç mevcut olmamıştı.

Sale!

Tütün Ve Kola

20,00 18,00

Orhan Gencebay’ın sesi, tütün gibidir. Orhan Gencebay, tütünün hem tadına, hem rengine benzer. Gencebay’ın içe işleyen buğulu sesinde tütün sarısı hüzünle, ateş mavisi öfke, yan yanadır. Değişim sürecinin sancılarını yaşayan bir ülkenin uzun sürmüş yalnızlıklarındaki hüzün ve öfke, seslerden yontulmuş bir sessizlikte çoğalır.

Sezen Aksu’nun sesi kola gibidir. Sezen Aksu, kolanın hem tadına, hem rengine benzer. ‘Sezen Aksu’nun sesinde ve ruhunda; neşenin, oynaklığın, güneşin kırmızılığı ile ölümün, hüznün, gecenin siyahlığı, özel ve parlak bir biçimde iç içedir.

‘Doğulanmış Akdeniz hüznü’nün kırılganlığında, imkânsız aşklar yaşayan bir toplumun son 30-40 yılında, kaç kişi vardır ki ‘Vazgeç Gönlüm’, ‘Bir Teselli Ver’; ‘Unut’, ‘Adı Bende Saklı’ demesin, dememiş olsun Şarkılardan kurulu bir geçmişin, şarkılarla dokunulan her anısında, biraz Orhan, biraz Sezen vardır, biraz tütün, biraz kola olduğu gibi…

Orhan’sız, Sezen’siz bir ‘Yakın Türkiye Tarihi’, her zaman eksik kalacaktır.

Sale!

Eksik Şiir

22,00 19,80

Sezen Aksu’nun 1975-2006 arasında yazdığı dört yüzün üzerinde şarkı sözünden seçtiğimiz 197’si yer alıyor kitapta. Bazılarını çok iyi hatırlayacaksınız – kendi kendinize mırıldandığınız, hiçbir zaman unutamadığınız şarkılar… Ama muhtemelen bilmediklerinizle, duymadıklarınızla da karşılaşacaksınız.

Türkiye’de art arda 3-4 kuşağın hatıralarında yer etmiş Sezen şarkılarını böyle bir kitap bütünlüğü içinde, bu kez “okunacak” bir şey olarak sunarken, sanatçının şarkı sözlerinin taşıdığı şiirselliği okurla paylaşmak, kendi müziklerine kavuşmazdan önce, kâğıt üstüne ilk geldikleri halleriyle okutmak istedik.

Eksik Şiir, aşk ve sevgi, tutkularımız, vazgeçişlerimiz ve hep yeniden umutlanışımız üzerine bir kitap. İnsan olmakla ne kadar kırılgan olduğumuzu, ama her şeye rağmen yaralarımızı sarıp ayakta durabilecek güce sahip olduğumuzu kanıtlıyor.