5 sonuç gösteriliyor

Sale!

Ben Nevit Kodallı

20,00 18,00

Mersin Yazıları

Sale!

Apollon ve Müzik

16,00 14,40

Müzik sanat dallarının olasılıkla en eskisidir. İlkçağ düşünürleri, müziğin temelini içinde yaşadığımız evrenin doğal ritmik düzenine ve uyumuna bağlamışlardır. Ay, güneş, gezegenler, gece-gündüz, mevsimler, her biri belli bir ritim içinde devinen, belli bir uyum sergileyen nesneler ve olaylardır. Ayrıca insan bedeninin yapısı, işleyişi de müzikteki gibi ritim ve uyum öğelerini taşır. Bugün karmaşık bir sanat dalı olarak uzun yılların eğitimini ve emeğini gerektiren müzik sanatı, diğer sanat dalları arasında en ilkel ve en temel güdülerden kaynaklanmış olanıdır. İlk insanın doğa seslerini yansıtması, kendi sesini rüzgârın, denizin, kuşun sesine benzetmesi, ezginin doğması yolundaki ilk adımlar olmuştur.

Antik Dönem’de gerek günlük yaşam gerekse inanç sistemleri gereğince insanlar özel günler için çok sayıda enstrüman kullanmışlardır. Bu çalgıları iki kategoride incelemek mümkündür. Kültüre ve bölgeye özel, diğeri ise kültürlerin paylaştığı çalgılardır. Çok tanrılı dinlerde tanrı, tanrıların ve yarı tanrıların sembolleri olması gelenektir. Olympos’un 12 büyük tanrısından olan Apollona da şekli, sesi evrimleşerek günümüze kadar uzanan lyra ve kithara atfedilmiştir. Hellen toplumunda müzik yapmak bir ibadetti. Tanrıyla iletişim kurma yoluydu ve şenliklerde insanlar tanrılara müzikle teşekkürlerini sunuyorlardı. Şenliklerde yapılan müzik, dini amaçlıydı, kutsaldı ve ancak tanrılar için yapılabilirdi. Bu müzikten zamanla din dışı birçok yeni form doğmuştur. İşte bu toplumsal işlevlerde çalınan çalgıların en yaygınlarında birisi de lyradır.

Sale!

Şematizmden Yaratıcılığa

16,90 15,21

Murat Katoğlu hiçbir önyargının peşine takılmadan, herhangi bir kompleksin tuzağına düşmeden Cumhuriyet döneminde yaşanan toplumsal ve kültürel dönüşümün muhasebesini yapıyor. Hırpalanmış, değeri bilinmeyen bir dönemin (1923’ü izleyen yılların) onurunu iade ediyor.
Şematizm doğu geleneğinden yaratıcı Cumhuriyet’e yapılan bu yüz yıllık zahmetli mücadelenin adı “Türk Rönesansı”ndan başka bir tanım olabilir mi?

Osmanlı dünyasına egemen olmuş toplumsal, kültürel, dinsel ve düşünsel şematizmin sonucu olan kısırdöngüye, tekdüzeliğe karşı kendini yenileyen, kendini aşan, evrensel ölçütlere, nirengilere göre hiza ve istikametine bakan, bilime ve akla dayanan bir dünya görüşünün ürünü olan Cumhuriyet’in bir ütopyadan gelerek gerçeğe dönüşümü…

Kurumsuz, örgütsüz, nedensiz bir şematizmin bukağısından kurtulup yaracı cumhuriyetin özü nasıl yaratılmış olabilir?

“Türkiye bir asırlık sürede, gerçekleşme derecesi ne olursa olsun, toplum yapısı nasıl ümmetten millete; teba olmaktan yurttaş olmaya, kuldan bireye geçmiş ise, aynı şekilde, yüzeysel bir nakış, şematizm, illüstrasyon anlayışına dayanan sanat dilinden ve ifade aleminden insanın, toplumsal ilişkilerin, psikolojik çatışmaların derinlikli bir şekilde irdelenmesine olanak veren dramatik ifade zenginliğine ve din bilgisi çerçevesinden uluslar arası geçerliği olan bilimler dünyasına geçmiştir, uygarlığın ortak dilinin üyesi olmuştur.”

“Şematizmden Yaratıcılığa” başlığının anlamı da budur! F. R. Atay’ın dediği gibi “Anadolu’nun tenhalığı bu halkın canlılık noksanından değildir. Doğanların büyümesine, büyümüş olanların yaşamasına imkân veren şartlar ancak Cumhuriyet idaresi ile varlaşabilmiştir.”

Murat Katoğlu, işte bu “varlaşma”nın öyküsünü, kısır bir “düalizm”den kurtuluşun kültür tarihini sunuyor.

Özdemir İnce

Sale!

Halil Bedi [Yönetken]’den Seçme Müzik Makaleleri

20,00 18,00

Atatürk önderliğindeki Türk müzik devriminde, başta Ziya Gökalp olmak üzere Türk Beşleri olarak bilinen müzik adamlarımızın yanı sıra başka müzikçilerimizin de çok önemli bir yeri vardır. İşte bunlardan biri kuşkusuz Halil Bedi Yönetken’dir. Ne var ki onun “Türk Harf Devrimi”nden önce 1922-1928 yılları arasında yayınlanmış makalelerine yeni Türk harfleriyle yazılmış biçimde ve derli toplu erişmek şimdiye kadar olanaksızdı…
Kitaptaki 24 seçme makale Yönetken’in “erken dönem” çalışmalarıdır. Makalelerden ilkini yazıp yayınladığı sırada henüz 23 yaşında bir “ilkokul gezici müzik öğretmeni”dir. İlk üç seçkiyi oluşturan “Bugünkü Musikimiz”, “Yarınki Musikimiz” ve “Millî Musiki” başlıklı makaleler bir bütün olarak Türk müzik devriminin 1920’lerdeki durumunun özlü bir betimlemesi gibidir. Bugünkü deyişle “Musiki Öğretmenlerimiz ve Musiki Öğretimimiz” başlıklı dördüncü makale, Millî Eğitim Bakanlığı’nda oluşan Müzik Alt Kurulu’nda üye olarak çalışmış çiçeği burnunda müzik eğitimcisi Halil Bedi’nin o yıl kurulmakta olan Musiki Muallim Mektebi’yle ilgili çok önemli saptama, eleştiri ve önerilerini kapsamaktadır. Öbür makaleleri de döneme ışık tutan ilginç ve ufuk açıcı çalışmalardır.

Çevriyazımcıların verdiği “dipnotlar” ve kitabın sonuna eklediği geniş kapsamlı “Sözlük” bölümü, makalelerde geçen ve zamanla çoğu kullanımdan düşmüş eski sözcüklerin o dönemdeki tüm anlam ve günümüzdeki karşılıklarını vermektedir. Bu özellikleriyle kitap Türk Müzik Devrimi, Çağdaş Türk Müzik Kültürü ve Eğitimi Tarihi alanlarında derin bilgi sahibi olmak isteyenlere, araştırma ve inceleme yapanlara çok değerli, seçkin bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Prof. Dr. Ali UÇAN