10 sonuç gösteriliyor

Sale!

Kültürlerarası Hümanizmanın Müzikteki Simgesi

28,00 25,20

ÇAĞDAŞ İKİ ORATORYO:  A. ADNAN SAYGUN’UN YUNUS EMRE VE MICHAEL TIPPETT’İN ZAMANIMIZIN ÇOCUĞU ORATORYOLARININ YAPI, STİL VE İÇERİK YÖNLERİNDEN KARŞILAŞTIRMAI İNCELEMESİ

Sale!

Sıfırdan Başlamak

24,00 21,60

“Yirmi sekiz yaşımı görebileceğimden emin değilim, fakat bir yandan da son üç yılda o kadar çok güzellik yaşadım ki… Dünya bana hiçbir şey borçlu değil.”

“Jimi ilk kez kendi cümleleriyle; saf ve sansürsüz. Okurken kafamın içinde sesini duyabiliyorum.”
-Leon Hendrix, Kardeşi-

“İçten ve büyüleyici.”
-Observer-

NME dergisi “2013ün En İyi Müzik Kitapları” seçkisinde

“Öğretmen, Kendini nasıl hissediyorsun? diye sorardı ve ben, Bu Marsta insanların kendilerini nasıl hissettiğine bağlı, gibi uçuk bir karşılık verirdim. Ona başka ne diyeceğimi bilemezdim.”

Bu cevabı ceza aldırmıştı çocuk Jimiye. 25 yaşına geldiğinde ise artık kendisi değil onun müziğini dinleyenler Jimi Hendrixin başka bir gezegenden olduğunu düşünüyordu. “Sesler duyuyorum ve onları ben bir araya getirmezsem kimse getirmeyecek” diyordu Hendrix. Müziği ve gitarıyla yaptıkları öylesine özgün ve çarpıcıydı ki hayallerinin peşinde sırtında gitarı yola çıkan “otoban çocuğu”, sadece dört yıl içinde zamanının -ve sonrasında tüm zamanların- en büyük müzik ikonlarından birine dönüştü.

Bu kitabı gerçekten Jimi Hendrix yazdı, her bir cümle ona ait. Sigara paketlerinden otel kırtasiyelerine dek elinin altındaki her kağıt parçasına bir şeyler karalama takıntılı bu genç adam, yaşamın üstünde bıraktığı izleri günlükler, şarkı sözleri, mektuplar ve küçük notlar halinde yazıya dökmüş, yazmadıklarını da röportajlarında seslendirmişti. Sıfırdan Başlamak bu çok parçalı yapbozun birleştirilmesiyle ortaya çıktı. Bu onun hayat hikâyesi. Sadece kendisinin anlatabileceği türden bir hikâye; fazlasıyla dürüst ve saf. Önce yokluk sonra bolluk ve şöhretle başa çıkmak zorunda kalmış bir müzik dahisinin telaşlı, meraklı, yaratıcı ve çelişkilerle dolu zihnine yolculuk.

Sale!

Müzikte Yabancılaşma

15,00 13,50

“Emre Karacaoğlunu 2003 yılında önce bir Anathema sever olarak tanımıştım. Gruba karşı bu sevgisinin yüzeysel olmadığını gördüm. Duncan Pattersonla kurduğu muhabbet, sonunda Antimatteri Kemancıya getirmişti. Hikmet Temel Akarsunun, manevi kardeşi olarak tanıştırdığı bu müzik severle dostluğumuz, Yüxexes dergisinin sayfalarında da sürdü. “Karanlık Sözler ya da Müzikte yabancılaşma ve Noir Üzerine Bir Deneme”leri bir dizi olarak başladığı ilk sayıdan itibaren, kendisine özel bir takipçi grubu oluşturmuştu. Eski bir Stüdyo İmge okuru olarak, onca yıldan sonra şarkıları masaya yatıran, üstelik de işin “Noir” yani karanlık yanını deşen böyle bir inceleme dizisini ben de çok özlemiştim.
Ben bu dizinin, derginin gittiği yere kadar gitmesini isterken bir süre sonra kendisini tekrarlamak istemeyen bir müzik yazarıyla karşı karşıya olduğumuzu gördüm. Ki gerçekten de bu dizinin ardından başlattığı “Açık Mektuplar”la Emrenin ulaşabileceği üst noktaya geldiğini sanmış ve bari bunu tam tadını almışken sonlandırmamasını dilemiştim. Emre o diziden de sıkılıp bu kez “Müselles” dizisine başladığında artık ben yanılmış olmaktan iyice keyif alır hale gelmiştim. Emrenin duygu ve matematik dengesi içinde kurduğu dünyasından bize mesajlar gelmeye devam etti. İçinde akıp gittiğimiz normal koşullar içinde, aynı cümlede bir araya getirmemizin oldukça zor olduğu kimi isim ve kavramlar, bu dizide bir araya gelebiliyordu.
Şimdi bir dileğim gerçekleşiyor. Yayıncılık maceramız içinde, yayınlama hayalini kurduğum ve bu yazıların derlemesinden oluşan bir kitap şimdi karşımıza geliyor. Kitap ve dergi yayıncılığının ne kadar zor ve özveri isteyen bir iş olduğunu bizzat yaşayarak gördüm. Şimdi tasarım, basım, dağıtım ve reklam gibi dünyanın yükünü benim yerime sırtlayıp, bu kitabı oturduğum yerden bana sunan yayınevine de ayrıca bir teşekkürü borç bilirim.” Güven Erkin Erkal

Sale!

Ozanların Dili Notalarıyla Deyişler – Nefesler – Semahlar

15,00 13,50

Taşı toprağı burcu burcu uygarlık kokan Anadolu’nun bağrı yanık, yüreği sevgi dolu insanlarının dilidir türküler. Hamdi Tanses de bu türkülere gönül vermiş ozanlarımızdan biri. İlden ile, dilden dile, Gönüllerde türküler var, Deyişlerde, semahlarda, Telden tele türküler var. (Arka Kapak)

Sale!

Bağlama Düzeni Metodu -1

25,00 22,50

Saz kursu eğitimi, son 30 yılda Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkenin her yerinde aralıksız sürdürülmektedir. Bu eğitimin ortak dili yoktur. Çünkü bağlama eğitimi, kursu veren hocanın bilgi ve birikimi oranındadır. Hal böyle olunca ortak amaçları bağlama öğrenmek olan kursiyerlerin ortak bir eğitim kitabı bulunmamaktadır. Bu düşünceler bana bu kültüre gönül veren bağlama öğrencilerine yönelik bir kitap çıkarmayı düşündürdü. Amacım saz kursu öğrencilerine öğretilecek belli başlı konuları belli bir sıralama ile öğretmektir.

Her eğitimde olduğu gibi bağlama eğitiminde de belli aşamalar vardır. Örneğin, kursa yeni başlayan öğrenci, ilköğretime yeni başlamış bir öğrenci konumundadır. Haftalar ve aylar geçtikçe öğrencinin seviyesi gelişir. Bu gelişme sınıf atlama olarak değerlendirilmeli ve öğrencinin bilgi ve birikimi oranında dersler yoğunlaştırılıp geliştirilmelidir. Nasıl ki ilköğretimden sonra lise, liseden sonra üniversite, üniversiteden sonra mastır, doktora, doçentlik ve profesörlük varsa bağlama eğitimine de bu mantığı uygulamalıyız. Bu aşamalar öğrenciye yeri ve zamanı geldikçe anlatılmalı, neyin ne zaman öğretileceği konusunda fikir verilmelidir.

Elinizdeki bu metot ve serileri, bu mantık üzerine yazılmıştır. Amaç bağlama öğrencilerine bağlama eğitimi sırasında ders notlarını kitap halinde sunmak, bu işin derinliğini ve önemini hissettirmektır.

Sale!

Kemani Sarkis Efendi Suciyan Hayatı ve Eserleri

40,00 36,00

Aras Yayıncılık, Kimseye Etmem Şikâyet adlı nihâvend şarkısıyla hafızalara kazınan Kemani Sarkis Efendi Suciyan’ın eserlerini müzikseverlerle buluşturuyor. 1885 yılında Beşiktaş’ta doğan, müziğe olan sevgisini babası Üsküdarlı Kemençeci Onnik’ten alan Sarkis Suciyan, evde başlayan müzik eğitimini dönemin ünlü müzik hocalarından olan Kemani Aliksan Ağa’yla sürdürdü. Kemani Sarkis Suciyan, 1910’lu yıllara gelindiğinde, İstanbul genelinde nam salmış, aranan bir sanatçıydı. Kemani Sarkis Efendi Suciyan: Hayatı ve Eserleri adlı çalışma, yakın zamana kadar sadece otuz kadar esere imza attığı tahmin edilen müzisyenin saklı kalmış onlarca eserini bir araya getiriyor. Birçok eseri anonim olarak kaydedilen, bazıları ise başkaca bestekârlara mal edilen Kemani Sarkis Suciyan hakkında yayımlanmış ilk kapsamlı çalışma olma özelliğini taşıyan bu kitapta, sanatçının, “Ermeni Notası” olarak da bilinen Hampartzum notalarıyla farklı makamlarda bestelediği 100 şarkı ve kantosunu, batı nota sistemiyle izleme fırsatı sunuluyor. Kitapta ayrıca, Kemani Sarkis’in kardeşinin torunu Talin Suciyan’ın kaleme aldığı bir önsöz ile babası Hamparsum Suciyan’la yaptığı bir sözlü tarih çalışması yer alıyor. Hampartzum Notalarıyla Kemani Sarkis Suciyan Eserlerinden Örnekler başlıklı ek bölüm ise müzik araştırmacıları için önemli bir kaynak niteliğinde. 1921 yılında doğduğu şehri terk ederek ailesiyle birlikte Fransa’ya göç eden ve 1943 yılında hayata gözlerini yumana dek Paris’te yaşamını sürdüren Kemani Sarkis Efendi Suciyan, ardında, Emelimle sevdim seni, hayatım sana kurban; Seni sevmek kabahat mi güzelim?; Darıldın mı gülüm bana? gibi, sıklıkla icra edilen ölümsüz eserler bıraktı. Kemani Sarkis’in kemanı halen Paris’te, oğlu Vagharchag Sassoun Soudjian’ın ikinci eşi Suzanne Soudjian tarafından muhafaza edilmektedir.

Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben hâlime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

Sale!

Saklı Mecmua – Ali Ufkî’nin Bibliothèque Nationale de France’taki (Turc 292) Yazması

22,00 19,80

Geleneksel Osmanlı/Türk musıkisi tarihinin en önemli yazılı belgelerinden biriyle karşı karşıyayız. Tek nüshası Paris’te Bibliothèque Nationale de France’ta Şark Yazmaları (Manuscrits Orientaux) bölümünde bulunan ve [Turc 292] katalog numarasıyla tasnif edilmiş olan bu adsız elyazması, Leh mühtedisi Wojciech Bobowsky’nin –nâm-ı diğer Ali Ufkî Bey (1610-1675)– bıraktığı elyazması eserlerinden biridir. [Turc 292] yazması üzerinde bugüne dek hiçbir ciddî akademik çalışma yapılmadığı söylenebilir. Esas itibariyle Ali Ufkî Bey’in evrak-ı metrukesini içeren [Turc 292] yazması ne Mecmua-yı Saz u Söz’ün ne de başka bir kitabın taslağı, “müsveddesi”dir: Ali Ufkî bu yazmada Osmanlı/Türk musıki geleneğinin başlangıç dönemlerini aydınlatan ve başka hiçbir yerde bulamayacağımız çok önemli bilgiler, gözlemler, eserler, tanıklıklar sunuyor bize. [Turc 292] yazmasındaki belge ve tanıklıkların müzik tarihimiz açısından değeri, ve Ali Ufkî’nin bize böylece sunduğu dönem tanıklığı, bu mecmuanın salt repertuar değerinden çok daha önemlidir. [Turc 292] yazmasının yüzyıllar boyunca okunup hak ettiği şekilde değerlendirilememiş olmasına atfen, bu mecmuayı incelemeyi amaçlayan bu kitaba Saklı Mecmua adı pek uygun düşmektedir.