4 sonuç gösteriliyor

Sale!

Bülent Ortaçgil “Ayrı Düşmüşüz Yan Yana”

21,00 18,90

Müzik dünyamızın önemli sanatçılarından Bülent Ortaçgil’in hayatı…

“Şık Latife”den “Benimle Oynar mısın”a “Suna Abla”dan “Kediler”e, “Çığlık Çığlığa”dan “Beni Kategerize Etme”ye, “Sensiz Olmaz”dan, “Bu İş Çok Zor Yonca”ya açılan ve eskimek bilmeyen parıltılı şarkılarıyla pop müziğimizin en önemli yaratıcılarından biri Bülent Ortaçgil.

Orhan Kahyaoğlu, elinizdeki kitapta, ülkemizin müzik yazarlığı serüveninde örneğine az rastlanan araştırmacı yaklaşımla, Ortaçgil şarkılarının ve Türk Pop Müziği’nin derinliklerine iniyor, bir senteze ulaşıyor. Sanatçının özel yaşamına dair ilginç notlarla birlikte Türkiye’nin siyasi-kültürel tarihinin Ortaçgil’in çalışmalarına yansımalarını da ele alan Ayrı Düşmüşüz Yan Yana, müzik dünyamızın önemli sanatçılarından birine odaklanan temel bir kitap.

Eylülde Gel – Anılar

Türk pop müziğinin kült isimlerinden Alpay bu kez de anılarıyla gönüllerde iz bırakacak. Kendi deyimiyle çalakalem ve daldan dala konarak yazdığı anılarının her biri adeta birer öykü. Alpay uzun yıllara dayanan müzik serüvenini aktardığı kitabında, haşarılıklarla dolu çocukluk günlerine dönerken okuyucuyu da beraberinde o yıllara götürüyor. Şarkıları gibi derin bir içtenlikle ördüğü anlatısında Yurdatapan kardeşler, Atatürk’ün silah arkadaşlarından Hüsrev Gerede, yakın arkadaşlarından Murat Sungar, Abdi İpekçi, Fecri Ebcioğlu gibi pek çok ünlüye de rastlıyoruz.
Müzik hayatının başlangıcında yıllarca hiç fotoğraf çektirmeyen ve yalnız sesiyle tanınmanın zevkini doyasıya çıkaran Alpay, daha sonra basına dedikodu malzemesi oluşunu, izlerini hâlâ taşıdığı aşkları, Kim Novak’a tıpatıp benzeyen Carmen’le Madrid-İstanbul hattında yaşadıklarını ve hiç tüketmediği haşarılıklarını çok keyifli bir dille aktarıyor. Çorapçılıktan kulüpçülüğe sayısız işe girip çıkan Alpay, “Keşke gerçek bir yazar olabilseydim” diyor; ne var ki çocukluğunu hiç yitirmeyen ünlü şarkıcının anıları gerçek bir yazara taş çıkartıyor.

Sale!

Bağımıza Gazel Düştü

16,00 14,40

Müzik, kimine göre daha çok bir zevk ve eğlence aracı, kimine göre yorgunluk ve efkar dağıtan bir müsekkin. Müziği, insani duygu ve düşüncenin en rafine ifadesi olarak görenler olduğu gibi, onu günah ve harama açılan kadim bir kapı olarak görenler de var. Devlet için en az iki yüz elli yıldan beri ‘toplum mühendisliği’ projelerinin önemli unsurlarından biri olan müzik; aydınlar içinse daha çok kendi ideolojik/politik tercihlerine göre anlam yükledikleri bir sanat… Bütün bir geleneksel musiki kültürümüzü ‘çağdaş’lığın önünde en büyük engel olarak görenler için müzik 9. Senfonidir ve gerisi Şark’ın ‘şarkı’ları ile Türk’ün ‘türkü’lerinden ibarettir ki her ikisinin de ‘çağdaş Türkiye’ fotoğrafındaki yerleri bitmeyen bir tartışma konusudur. Değişme, gelişme ve yozlaşmanın bir arada yaşandığı müzik dünyamızda ne yazık ki kötü müziğin iyi müziği kovduğu ve çoktandır mevsimin hep güz, bağımızın serapa gazel olduğu da acı bir gerçek. Usta bir türkü icrası olarak; müziğin arayan dinleyici ile dinleyicisini arayan müziğin buluştuğu başarılı televizyon pragramları da hazırlayıp sunan Bayram Bilge Tokel, ağırlık noktasını türkülerin ve halk müziğinin oulşturduğu bu kitaptaki yazılar ile müzik gündemimizi tarih ve kültür perpektiften yorumlayarak farklı görüşler, yeni bakışlar teklif ediyor.

Aşk Cumhuriyeti – Türk Popüler Müziğinde Kültürel Mahrem

Balkanlar, Ortadoğu ve özellikle Türkiye’deki popüler müzik ve kültür üzerine çalışmalarıyla tanınan Martin Stokes, son kitabı Aşk Cumhuriyeti’nde Zeki Müren, Orhan Gencebay, Sezen Aksu ve popüler müzik üzerinden Türkiye’nin 1950’lerden itibaren geçirdiği dönüşümü mercek altına alıyor. Bunu yaparken de kültür bilimlerinde görece yeni bir bakış açısını yansıtan, duygusallık ve kişiselliğin nasıl toplumsallaştırıldığına, iktidar ilişkileri ağına nasıl sokulduğuna odaklanan “kültürel mahrem” perspektifini temel alıyor. Türkiye’nin yakın tarihinde artık birer ikona dönüşmüş bu üç sanatçının müziklerinin Türkiye’de “aşk” kavramının gelişimine katkılarını inceliyor.

Müren, Gencebay ve Aksu Türkiye’de müzik dünyasında da gündelik yaşamda da derin, çoğalan bir etki yaratmalarına rağmen ne akademik ne entelektüel ortamın ilgisine mazhar olmuş üç önemli isim. Stokes kitabında, bir yandan bu üç ikonun müziklerini özellikle taşıdıkları duygusal boyut üzerinden anlamlandırmaya ve kamusal kişiliklerini çözümlemeye girişiyor, bir yandan da popüler kültürde yarattıkları derin etkiyi tarihsel, toplumsal bir çerçeveye oturtup Türkiye’de yaşanan liberalleşme, küreselleşme süreçlerini, iktidarın işleme biçimlerinde yaşanan dönüşümleri kurcalıyor. Yazar, bu üç ulusal ikonun resmi Türk kimliğinden daha samimi ve değişken bir Türklük kavramı çağrıştırdığını öne sürüyor. Anlatısını resmi kültür, kamusal kimlik, yurttaşlık bilinci, kozmopolitleşme, küreselleşme, köyden kente göç, İslami hareket, toplumsal cinsiyet, aşk, duygunun siyaseti gibi temalar üzerinden dokuyan Stokes, kuru bir akademik çalışmanın çok ötesine geçerek meselesinin izini sokaklarda, gazinolarda, odalara asılan posterlerde, belediye bültenlerinde, parklarda, bahçelerde, kaset kapaklarında, radyo programlarında sürüyor.

Uzun yıllar Chicago Üniversitesinde çalışan Prof. Dr. Martin Stokes, 2007’den bu yana Oxford Üniversitesi St. John’s College’da etnomüzikoloji dersleri veriyor.