2 sonuç gösteriliyor

Türk Musikisi Temel Bilgileri

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız. Sanatkâr, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz. Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.
M. Kemal ATATÜRK

İlhan Usmanbaş – Ölümsüz Deniz Taşlarıydı

Usmanbaş için önemli olan melodik çizginin akışından çok, ses yoğunluğunun kendi içinde bir derinlik kazanması, bağımsız devinimler içinde fikrin gelişmesidir. 1943’te ortaya çıkan ilk denemeleri Neo-Klasik biçemde ve bir çeşit kolaj uygulamasıdır. Ancak bestecinin daha sonraki evrelerinde yer alacak “özgürlüklerin” hazırlandığı da satır aralarında duyulur. Kendisinin “ilk ciddi yaratı denemesi” olarak kabul ettiği Piyano İçin Altı Prelüd’de Igor Stravinski, Gabriel Fauré, Maurice Ravel gibi 20. yüzyılın hemen başındaki kimi bestecinin ve caz müziğinin etkisi görülür. Yine de bu ortamda bestecinin sonradan kendine özgü biçimde kanatlanıp uçacağı noktalar gizlenmiştir. Konservatuvar’dan mezun oluncaya dek yazdıklarında Hindemith ve Bartók etkileri, ayrıca kendi hocaları olan ilk kuşak çoksesli Türk bestecilerinin izleri de göze çarpar. Aynı yıllarda Bülent Arel4 ile birlikte keşfettikleri bestecilerden birisi de Bohuslav Martinu’dur (1890- 1959). Bu Çek bestecisinin Neo-Klasik yaklaşımı o günlerde genç besteci adaylarına yeni ufuklar açmaktadır. Martinu, Paris’te Roussel ile çalışmış, 20. yüzyılın ilk müzik atılımlarının içinde yetişmiş, her ortam için pek çok beste yazmış bir sanatçıdır.