4 sonuç gösteriliyor

Alevi Bektaşi Nefesleri

XIII. yüzyıl, Anadolu’da, Türk diliyle meydana gelen edebiyatın bir dönüm, bir ayrım devirler. Bu devirde yetişen ve devirler aşan büyük şair Yunus Emre, bir yandan İran edebiyatından aldığımız kelimelerle örülmüş, aruzla meydana gelmiş şiirlerle, çağdaşı Sultan Veled gibi divan edebiyatını hazırlarken öbür yandan heceyle ve yabancı kelimelerden kaçınarak oldukça katıksız bir Türkçeyle yazdığı şiirlerle halk edebiyatına tükenmez bir ilham kaynağı sunuyordu.

Sale!

Tango: Tutku’nun Ekonomi Politiği

25,00 22,50

Tango nedir? Tehlikeli yakınlaşmaların ve inatçı karşılaşmaların dans, müzik ve şarkı sözleri eşliğindeki tarihidir. Öfkeli ve kavgacıdır. Ama aynı zamanda bir felsefe, bir strateji, duyguların emperyalist dolaşımında egzotik ve tutkulu bir meta, hatta bir hastalıktır. Bu kitap, tangonun Buenos Aires`in genelevlerinden, Paris`in kabarelerine, oradan Tokyo`nun kulüplerine uzanan yolculuğunu izlerken aynı zamanda tangonun politik karakterine bakıyor. Yol boyunca macoluk ve kolonyalizm, postmdernizm ve ataerkilik, egzotizm ve metalaştırma arasındaki ilişkileri çözümlüyor. Egzotik olanın sadece emperyal Batı`nın zevk nesnesi değil, aynı zamanda kolonileştirilmiş ambalajında satılan tutku paketine dönüştüğünü gösteriyor. Yazar, birbirinin içine girmiş cinsellik, toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf ve ulusal kimlik öykülerini anlatmak için kendi tango dilini, kişisel ve politik sesini yaratıyor. Aynı anda hem tangonun ezgotikleştirilmesine, hem bir Üçüncü Dünya kadın entelektüeli olarak kendi yazgısına bakıyor, hem de okurun önünde tango yapıyor: Tango benim rahmin, dilim, `evrenselciliğin` kolonyal davetlerine karşı durabileceğim, sığınabileceğmi bir siper.` Üstelik bunu yaparken, Latin Amerika`nın direnişçi tarihinden, özellikle de Che`den ilham alıyor: Che gibi ben de, amacımın galibiyet olduğunu açıkça söylüyorum. Kendi örneğimde, bunu bozguncu ezgilerin tangosunu yaparak ve akademik sessizliklerin ritmini kırarak gerçekleştiriyoru diyor. Sonunda öğrendiklerini terk eden, unutan bir entelektüel olarak dekolonileştirici bir söyleme ulaşıyor. Savigliano, bir kadın, bir feminist ve bir tango dansçısı olarak, tangonun insanları hem cezbeden hem de rahatsız eden yönlerini cesurca ortaya koyuyor. Onun anlattığı biçimiyle tango tarihi, kolonileştirilmiş bir ülkenin tarihi olmanın, yanı sıra, `Öteki` olarak tanımlanmış kadınların da tarihi.

Naum Tiyatrosu – 19.Yüzyıl İstanbul’unun İtalyan Operası

İtalyan operasının 19. yüzyıl İstanbulu’nda ciddi anlamda filizlenmeye başlayarak geliştiği Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu, yandığı 1870 yılına kadar yaklaşık 30 yıl boyunca şehrin kültür ve sanat hayatında çok önemli bir rol oynamıştı. Bugün yerinde Çiçek Pasajı’nın bulunduğu sahne ilk olarak ilüzyonist Bartolomeo Bosco tarafından inşa edilmiş ve ardından idare arsa sahibi olan Halepli Naum ailesine geçerek zaman içerisinde Naum Tiyatrosu adını almıştı. 1848’de kârgir olarak yeniden inşa edilen bina, Sultan Abdülmecid’in de maddi ve manevi desteğini almış ve İstanbul’da opera sahneleme imtiyazını da kazanarak bir tür imparatorluk tiyatrosu haline gelmişti. Emre Aracı’nın yerli ve yabancı pek çok kaynağı tarayıp, arşiv belgelerini inceleyerek bir araya getirdiği bu kaynak kitapta, Naum Tiyatrosu inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozaiğine, sahnelenen opera repertuvarından varyete temsillerine, karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar pek çok değişik yönüyle ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Sale!

Konya Halk Müziği

40,00 36,00

Eserde, Konya Halk Müziğine dair geniş bilgi ve notalarıyla birlikte zengin bir repertuar mevcuttur. Anadolu Halk Müziği içerisinde önemli bir yeri haiz olan Konya Halk Müziği bugün itibarı ile hak ettiği değere malik değildir. Gerek repertuar zenginliği, gerekse tavrı, üslûbu ile mahallî icraların dışına taşamamıştır. Özellikle 1940 yılında Ankara Devlet Konservatuarınca yapılan derleme çalışmalarında 500’ün üzerinde olduğu tespit edilen ezgiler notaya aktarılamamış, birçoğu arşivlerde plak ve bant malzemesi olarak kırılmış, çürümüş, atıl hale gelmiştir. Cumhuriyet döneminde Konya havaları layıkıyla icra edilememiş, özellik arz eden mahalli coşku ve ruh yansıtılamamıştır. Eser, Konya Halk Müziği’nin hak ettiği itibara kavuşması için önemli bir adımdır.