Okan KONURALP/okonuralp@hurriyet.com.tr

1954-1959 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Dinler Tarihi Profesörü olarak da görev yapan Annemarie Schimmel İslam Tasavvufu konusundaki en önemli isimlerden biriydi. 1922 yılında doğan Schimmel 2003 yılında hayatını kaybettiğinde aralarında Türkçeye çevrilen Ben Rüzgarım Sen Ateş- Mevlana Celaleddin Rumi, Yunus Emre ile Yollarda, Dinler Tarihine Giriş, İslam’ın Mistik Boyutları, Tanrı’nın Yeryüzündeki İşaretleri, Halife’nin Rüyaları ve Hallac’ın da olduğu 30’a yakın kitap bıraktı. Kitaplarının neredeyse tümü İslam ve Sufizm üzerinedir.

‘KURTARIN BENİ TANRI’DAN’

Louis Massignon’un “İslam’ın Mistik Şehidi” adıyla Türkçeye çevrilen Hallac-ı Mansur’a dair araştırmasını en üste koyduğumuzda Schimmel’in “Al- Halladsch- O leute, rettet mich vor Gott” eseri, ikinci en önemli Hallac çalışmasıdır. Türkçeye “Hallac- Kurtarın Beni Tanrı’dan” adıyla 2011 yılında çevrilen kitaptan Hallac-ı Mansur’la ilgili öne çıkan ayrıntıları aktaracağız:

HALLAÇLAR LONCASININ PİRİ

“…Asıl anlamı ‘Ben Yaratıcı Hakikatim’ olan ‘Ene’l Hak’ sözü ‘Ben Tanrıyım’ şeklinde yorumlanmış ve İslam’ın ilk devirlerinden beri tasavvuf çevrelerinde Allah’ın en güzel 99 isminden biri olan Hak sözcüğü Hallac’a istinaden, Allah yerine kullanılmıştır. Hallac sadece sufilerin arasında değil halk arasında da tanınıp bilinmektedir. Bir defasında, İstanbul’da yataklarımızın keçeleşen pamuklarını, yay ve tokmağın ritmik vuruşlarıyla çözüp ayıran bir hallaçtan, Hallaçlar Loncası’nın piri sayılan Büyük Mansur’un yaşadığı ıstırabı ve acıklı ölümünü bütün teferruatıyla dinlemiştik…”

KÜLÜNÜ GÖĞE SAVURDULAR

Annemarie Schimmel, Hallac’ın hepimiz tarafından bilinen öldürülüşünün hemen öncesindeki vakur duruşunu Feridüddin Attar’ın satırlarından aktarır: “Feridüddin Attar, takriben sekiz yüz yıl önce manevi mürşidi Hallac’ın hayatı ve ölümüyle ilgili, daha sonraki yüzyıllarda kanun hükmü kazanan bir şerh yazmıştır. Attar, Tezkiretü’l Evliya adlı eserinde çileyi bile isteyerek çeken şehit sufinin Tanrı aşkının belki de en kısa özetini yapmıştır: Bir derviş zindanda Hallac’a ‘Aşk nedir?’ diye sordu. Hallac, ‘Aşkın ne olduğunu bugün, yarın ve öbür gün göreceksin’ dedi. O gün onu katlettiler. Ertesi gün ateşte yaktılar. Üçüncü gün külünü göğe savurdular.

BANA İSTEDİĞİNİ YAP

Annemarie Schimmel çalışmasında Hallac’a ait olduğu rivayet edilen “İşte buradayım benim sırrım, sırdaşım/ Buradayım, emrine amade gayem, arzum/ Sana sesleniyorum: aslında seslenen Sen’sin bana/ Sen benimle konuşmasan bir şey söyleyebilir miyim ben sana?” dizelerine yer verir ve Hallac’ın şu duasını aktarır: “Yarattıklarının hepsini affet, beni affetme; onlara merhametli ol, bana merhamet etme! Sen’den kendim için bir şey istemiyorum. Ben kendimi sana teslim ettim, bana istediğini yap.”

ZİNCİRİN İLK HALKASI

Tarihler 26 Mart 922’de Hallac-ı Mansur’un darağacı ve çarmıha çakılarak öldürüldüğünü yazar. Annemarie Schimmel’e göre Hallac’ın öldürülmesinin sonrasına etkisi şöyledir: “Ölümü sevgiliye götüren bir köprü gibi gören, uzun şehit sufiler zincirinin ilk halkasıdır. O günden itibaren Hallac’ın adı, aşk yolunda kendini mutlak aşka kurban eden ve aşığın maşuktan gelen her cefaya severek katlandığını ve hatta bu cefayı hararetle arzuladığını örnek alan ve bu yüzden duygusuz din adamları ve zalim yönetimler tarafından öldürülen herkes için bir sembol olmuştur.”

RÜZGÂR ALIP GÖTÜRSÜN DİYE

Yeniden Feridüddin Attar’a dönelim Halac’ın son anları için: “…kesik bileklerinden akan kanı, kolları ve yüzü kan içinde kalana kadar yüzüne sürdü. “Niçin böyle yapıyorsun? diye sordular: Çok kan kaybettim. Biliyorum ki şimdi benzim sararmıştır. Korkudan rengimin sarardığını zannedeceksiniz. Kanı yüzüme sürdüm ki gözünüze yüzüm kırmızı (şerefli) görünsün. Yiğitlerin gül rengi kanlarıdır.” Peki, neden kanını dirseklerine kadar sürdün?” diye sorulunca: Aşk abdesti alıyorum” dedi. Sonra boynu vuruldu; bedeni bir hasıra sarılarak, üzerine katran yağı döküldü ve yakıldı. Külleri bir minarenin üzerine çıkarılıp “Rüzgâr alıp götürsün” diye bırakıldı.

Hürriyet, 16 Ağustos 2012

Etiketler:
X