Ali ŞİMŞEK

Temmuz ayında avangard müziğin önemli isimlerinden İlhan Mimaroğlu’nu kaybettik. Mimaroğlu yıllarca bildiğimiz ve alıştığımız tonalitenin ötesinde bir kulak aramıştı; anlaşılmamayı da göze alarak. Mimaroğlu’nu kaybettiğimiz günlerde ne tesadüf ki onun en büyük esin kaynaklarından olan John Cage anısına Kuad galeri bir sergi açılışı yaptı. 20. yüzyılın en orijinal bestecilerinden John Cage’in 100. yaşı dünyanın her köşesinde kutlanırken “Fluxus 50” sergisinin hemen ardından açılan sergi ile çeşitli disiplinlerden sanatçılar aynı mekanda yan yana geliyor. Yirminci yüzyılın başından itibaren avangard modernizmin en büyük silahları kolaj, kesinti, şok, skandal ve kavramsal olmuştu. Resim ve heykel alanındaki hızlı süreç müzisyenleri de etkilemekte gecikmedi Webern bir tarafıyla armoninin kendisini sorgulayarak atonal bir ses ararken aynı modernist yöntemler elle tutulamayan, gözle görülemeyen ses üzerine de uygulanmaya çalışıyordu.

Avangardın uyumsuzluğu müzik gibi binlerce yıldır kendini armoni (uyum) üzerinden tanımlayan bir sanat için daha bir zorluydu.Müziğin zamana bağlı ve kaybolmaya zorunlu “an”lık ediminde her bir kesinti büyük bir rahatsızlık ve gürültüydü; ya da şaşırtan bir sessizlik faslı. Cage’de 60’lı yılların Fluxus’un ikinci avangard akışında müziğin dışında tutulan gürültüyü, cızırtıyı ve armoniyi kesintiye uğratan “boş”lukları ile dikkat çekiyordu. Cage, İlk yapıtına “Landscape No: 5″ adını vermişti. 42 plaktan çıkan sesleri önce bir manyetik teyp bandı üzerine kaydetmiş, sonra bunu kesip, değiştirip tekrar birleştirmişti. 29 Ağustos 1952 tarihinde üç akımı bir tek nota çalmadan canlandıran4’33” (dört dakika otuz üç saniye) adlı bestesiyle sessizliğin, müziğin bir öğesi olduğu mesajını vermişti. Cage, bu besteyi yapmasına neden olan en önemli etkenin, yakın arkadaşı ressam Robert Rauschenberg olduğunu söylemişti. Kuad galeride bir araya gelen farklı disiplindeki sanatçılar farklı Cage yorumlarıyla selam yolluyorlar.

Michael Snow daha önce Centre Pompidou’da sergilenen bir ses yerleştirmesiyle katılıyor sergiye; Sarkis doğrudan Cage’e gönderen neonlu bir işiyle yer alıyor; Peter Downsbrough her zaman olduğu gibi yine mekana müdahale ediyor; Esther Ferrer iki Erik Satie portresi; Cage’in öğrencilerinden Tom Johnson da notasyon desenleriyle katılıyor. Su-Mei Tse ise siyah-beyaz bir fotoğraf seçti Cage için; Stéphane La Rue’den Morton Feldman kağıtlarıyla geldi; Teoman Madra altmışlarda yaptığı ışık oyunlarını sergilliyor. Peri Sharpe ve Tolga Tüzü isen Fontana Mix’e gönderme yapan bir interaktif bir iş üretti. Ayrıca Lynn Criswell keçe üzerine yaptığı bir çalışmayla yer alıyor. Bizden bir sanatçı Ilgım Veryeri Alaca ise bir sanatçı kitabıyla katılıyor. Ayrıca, serginin son günlerinde galeri mekanında çeşitli etkinlikler, performans gösterileri ve 4 Eylül’ü 5 Eylül’e bağlayan saatlerde küçük bir konser gerçekleştirilecek. Sergiyi gezerken İlhan Mimaroğlu’na selam göndermeyi unutmayın derim.

Birgün, 3 Ağustos 2012

Etiketler:
X