1–18 / 46 sonuç gösteriliyor

Sale!

Müzik Sosyolojisi

30,00 27,00

Sorunlar – Yaklaşımlar – Tartışmalar

Sale!

Kazım’ın Sevdası

20,00 18,00

Yaşasaydı memleket müziğine büyük katkılar sağlayacağı aşikâr olan Kazım Koyuncu’nun anısına, onun hayata ve müziğe dair sevdasına daha yakından bakmak için önemli bir kitap.

Sale!

Erzincan ve İdil Ural Bölgesi’ndeki Ezgilerin Pentatonik Bakımdan Benzeşmesi

20,00 18,00

Pentatonik, 5 tam sesten meydana gelen bir dizi olup, ilk defa Orta Asya Türkleri’nde ve Çin müziğinde görülmüştür. Kültürlerarası etkileşimlerle Türkler ve Çinlilerde var olan bu dizi Japonya’ya, oradan Amerika’ya kadar, batıya doğru ise, Anadolu, Kafkaslar, Balkanlar ve Avrupa’nın en uç yerlerine kadar ulaşmıştır.
Kitabın içeriği, Türk Musikisi esas alınarak, Türk dünyası kapsamında olan Türkiye sınırları dışındaki Türkî Cumhuriyetlerden İdil-Ural (Tataristan-Başkurdistan-Çuvaşistan) bölgesi ezgileri ile Erzincan-Merkez ilçe ezgilerinin melodik-ritmik ve edebî mukayeselerinden ibarettir. Müzikal analizleri yapılan Erzincan-Merkez ilçesine ait bazı ezgilerin pentatonik yapı özelliği gösterdiği ortaya konulmuştur.

Sale!

Gürültüden Müziğe

15,00 13,50

Önce kaos vardı… Ve gürültüler…
Jacques Attali bu gözlemden yola çıkarak müziğin ekonomi-politiğini inceliyor ve şu sonuca varıyor: Müzik ileriyi görür.
İlkçağlardan başlayarak toplum, iktidar ve müzik arasındaki bağları ele alan Attali, bu kitabında müziğin, kurban ayinlerinden saraya isyanlardan uzlaşmalara, iktidardan ekonomiye uzanan bütün tezahürlerini inceliyor. Gürültünün bir silah, müziğinse onun biçim verilmişi, evcilleştirilmişi olduğunu gösterirken, dünyanın gürültülerine kulak vermenin, geleceği görmemize ve düzenlememize yardımcı olacağını ileri sürüyor. Attaliye göre gramafonun icadı gibi yenilikler, insanların yerini makinelerin alacağını ve her şeyin seri olarak kopyalanacağını bildirmişti; kayıt teknolojisi ise tüketim toplumunu… Sanatçıların ve müzik yayıncılarının telif hakkı talepleri, tüketim toplumunda korsanlığa zemin hazırlayacaktı…

Sale!

Apollon ve Müzik

16,00 14,40

Müzik sanat dallarının olasılıkla en eskisidir. İlkçağ düşünürleri, müziğin temelini içinde yaşadığımız evrenin doğal ritmik düzenine ve uyumuna bağlamışlardır. Ay, güneş, gezegenler, gece-gündüz, mevsimler, her biri belli bir ritim içinde devinen, belli bir uyum sergileyen nesneler ve olaylardır. Ayrıca insan bedeninin yapısı, işleyişi de müzikteki gibi ritim ve uyum öğelerini taşır. Bugün karmaşık bir sanat dalı olarak uzun yılların eğitimini ve emeğini gerektiren müzik sanatı, diğer sanat dalları arasında en ilkel ve en temel güdülerden kaynaklanmış olanıdır. İlk insanın doğa seslerini yansıtması, kendi sesini rüzgârın, denizin, kuşun sesine benzetmesi, ezginin doğması yolundaki ilk adımlar olmuştur.

Antik Dönem’de gerek günlük yaşam gerekse inanç sistemleri gereğince insanlar özel günler için çok sayıda enstrüman kullanmışlardır. Bu çalgıları iki kategoride incelemek mümkündür. Kültüre ve bölgeye özel, diğeri ise kültürlerin paylaştığı çalgılardır. Çok tanrılı dinlerde tanrı, tanrıların ve yarı tanrıların sembolleri olması gelenektir. Olympos’un 12 büyük tanrısından olan Apollona da şekli, sesi evrimleşerek günümüze kadar uzanan lyra ve kithara atfedilmiştir. Hellen toplumunda müzik yapmak bir ibadetti. Tanrıyla iletişim kurma yoluydu ve şenliklerde insanlar tanrılara müzikle teşekkürlerini sunuyorlardı. Şenliklerde yapılan müzik, dini amaçlıydı, kutsaldı ve ancak tanrılar için yapılabilirdi. Bu müzikten zamanla din dışı birçok yeni form doğmuştur. İşte bu toplumsal işlevlerde çalınan çalgıların en yaygınlarında birisi de lyradır.

Sale!

Hulusi Tunca ile Seksenler

23,00 20,70

Efsanevi HEY dergisinin son Genel Yayın Yönetmeni Hulusi Tunca, müzik tarihimizin arşivini paylaşmaya devam ediyor. Hulusi Tunca ile Yetmişler kitabının ardından sıra 80li yıllarda…
1980li yıllarda yaşanan önemli siyasi gelişmelerin müzik tarihimize etkisini anlamak, yazı ve röportajları okumak, HEY dergisinin Türk Müziği ve Pop Müziği listelerini hafta hafta takip etmek için Hulusi Tunca ile Seksenler tam bir başucu kitabı.

Sanatçılar askeri yönetim için aynı görüşte birleşti:
“Mutluyuz. 12 Eylül ülkemize hayırlı olsun.”

Bir 12 Eylül sabahı… Kenan Evrenin sesiyle uyandın mı hiç?

Bülen Ersoy, sahneye çıkabilecek mi?

İlhan İrem: “Yeter artık! Pop Müziği bırakıyorum.”

Zeki Müren: “Müziği son nefesimi verirken bırakacağım.”

Doğumdan çıkınca ilk sorusu; “Kulakları büyük mü?” oldu.
“Minik Serçe” oğlan doğurdu!

Barış Manço, doğum günü pastasına 40 mum yerine 40 hıyar dikti…

Cem Karaca, 10 gün içinde Türkiyeye dönmezse vatandaşlıktan çıkartılacak!

Durul Gence, “Arabesk bir sorun değil bir sonuçtur” dedi…

Ajda Pekkan ilk kez bu kadar dobra dobra konuştu…

Orhan Gencebay yorumluyor: “Her Mecnunun bir Leylası vardır”

Bu topluluğun tüm elemanları üniversiteli
Yeni Türkünün Dünü, Bugünü, Yarını!

Hülya Avşarın Heyin sayfalarına yansıyan ilk tam sayfa haberi…

Ferdi Özbeğen: “Ayıp değil ya… Pavyondan geldim.”

Müzik Tarihi Başlangıcından Günümüze Müziğin Evrimi

Mehmet Kaygısız, bu çalışmasında, müziğin tarihini, tarihten, felsefeden, kültürden, sanat ve estetikten önemli ölçüde yararlanarak, toplumcu kuram ışığında değerlendiriyor.

Dünyada Avrupamerkezli yayınlar egemen olduğundan, müziğin serüvenini onların “verdiği kadarıyla” öğreniyoruz. Bu anlayışa göre, müziğin merkezi Avrupa’dır. Müzik orada başlayıp, orada sürmüş ve bugüne gelmiştir. Ayrıca Hıristiyanlığın (kilisenin) müziği geliştirdiği, Müslümanlığın ve diğer Doğu dinlerinin gerilettiği, dolayısıyla kilisenin ilerici, cami ve tapınakların gerici olduğu tezi işlenmektedir. Tarihi, toplumsal yapıdan bağımsızlaştırarak ele alan metafizik anlayışlar, konunun anlaşılmasını zorlaştırdığı gibi, Batı ve kilisenin üstünlüğü tezini işleyen Ari-ırk teorisine hizmet ediyor.

Kaygısız, bu eserinde, çoğu kez tersyüz edilmiş müzik tarihini, ayakları üstüne oturtmaya çalışıyor. Bunu yaparken öznelcilikten kaçınarak, konuyu, mümkün olduğunca nesnel gerçeğe dayanarak, eleştirel bir görüşle ele almaya, müziğin serüvenini, tarihi gelişme sürecinde sebep-sonuç ilişkisi kurarak açıklamaya çalışıyor.