19–36 / 64 sonuç gösteriliyor

Sale!

Sesimiz

20,00 16,00

İnsanoğluna bahşedilmiş en güzel hediyelerden biri, duygularımızı taşıyan sihirli araç Sestir… Sesimizle konuşur, yine sesimizle konuşmanın özelleştirilmiş ve müzikli bir şekli olarak şarkı söyleriz. Şarkı, hem söyleyeni hem dinleyeni mutlu eden evrensel bir olgudur. Şarkı söylemek için sağlam bir beden ve ruh kadar güzel ve eğitilmiş bir sese de ihtiyaç vardır. İşte bu kitap şarkı söylemek isteyenlere yardımcı olacak, yeteneği ve iyi bir ses malzemesi olanların ellerine, altın bir anahtar verecektir. Okuyan bu kitabı bitirdikten sonra Pavarotti veya Maria Callas olamayacak belki ama iyi bir ses sanatçısı olma yolunda önemli bir adım daha atmış olacaktır. Sesi oluşturan organların yapısı, neden ses eğitimi alınmalı, nasıl nefes alınır, ses nasıl konuşma olur, diksiyon, rezonans, fonasyon, rejister nedir, ses çeşitleri ve vokal tanımlar nelerdir, ses sağlığına nasıl dikkat edilir gibi sesle ve şarkı söylemeyle ilgili çok çeşitli konular yanında, bu kitapta çok sayıda teknik çalışma ve egzersizler bulunmaktadır. Kitabın yazarı Gül Sabar, opera sanatçılığının yanı sıra, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü`nde 27 sene boyunca şan hocalığı görevinde bulunmuştur. Opera sanatçımız birçok operanın çeviri ve prozodilerini yapmış, İstanbul Devlet Operası`nın Dramaturgi, Konser ve Plan-Program bölümlerinde de çeşitli görevler almıştır. Şan öğrencileri, şan eğitmenleri ve terapistler için yazılmış bu eser, aynı zamanda insan sesiyle hayatını kazanan veya Ruhumuzun Müziğiyle ilgilenen herkese yararlı bir rehber olacaktır. -Mehmet Ömür-

Sale!

Sanat Felsefesi Üzerine

17,00 15,30

Cevad Memduh Altar, sanat tarihçisi, müzikolog, araştırmacı ve eğitmen kimliğiyle ömrünü ülkesinin çağdaş ve evrensel sanat yolunda ilerlemesine ve hak ettiği yere gelmesine adamış önemli bir kültür adamı. Sanat Felsefesi Üzerine, Altar`ın, güzelin ve güzelliğin yorumu, sanatta estetik yargı, sanatsal yaratıda özgürlüğün rolü, estetik duyarlılık, sanat yaratıcılığında temel öğeler, estetiğin antik dönemden bu yana kronolojik evrimi, güzel sanatların oluşturduğu estetik yargı, müzik estetiği ve müzik sanatının anlatım gücü gibi konular üzerine yazdıklarını bir araya getiren değerli bir referans kitabı. Cevat Memduh Altar, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konsertuvarı`nda lisansüstü program çerçevesinde verdiği Sanat Felsefesi ve Müzik Estetiği derslerinin notlarından oluşan bu kitabında, sanatın ve müziğin güzelliğini algılayabilme yolundaki düşünce ve kavramları örnekleriyle bizlere aktarıyor.

Sale!

Saint Saens

10,00 8,00

Saint-Saens kadar müzisyen olunabilir; ama ondan daha fazla müzisyen olmak, işte bu imkansız! Franz Liszt (1870) Mösyö Saint-Saens`ın kim olduğunu kısmen gazetelerden, kısmen de özel haberlerden biliyoruz. Peki ama ne yapmaktadır Mösyö Saint-Saens? Minyatür oda müziği yapmakta ve bunda bir şair bozuntusundan aldığı ilhamla geliştirdiği boş fikirlerini zengin bir orkestra giysisi ile süsleyerek bu abesliğe Danse macabre adını verecek kadar ısrarcı olmaktadır Mösyö Saint-Saens`ın böyle zor sindirilebilir bir fikri işleyebilecek zihniyette olup olmadığı, Abbe Liszt`in Danse macabre yapıtı ile bunun duygusal bir minyatürü olan Saint-Saens`in Danse macabre`nin mukayesesinde ortaya çıkmaktadır. Sonuncusu elbette belirli bir ruha sahiptir. Ancak bu adam neden senfonik program müziğine atılmaktadır. Onun bir Samson operası hazırladığı söyleniyor: görünüşe göre Rusya`da yasaklanması gereken bir kadın işleri propagandası (coup de cheveux). Ben, Mösyö Saint-Seans`ın sahnelemeye ilişkin yeniliklerine inanmadığım için, onun Samson`una da inanmıyorum. Modest Mussorgsky (1875)

Piyano Tekniğinin Biyomekanik Temeli

Elinizdeki kitap piyano eğitimine, hatta diğer enstrüman eğitimlerine değişik bir bakış açısı kazandırmayı amaçlayarak piyano çalmada geleneksel eğitimin getirdiği rahatsızlık ve sakatlıkların bundan böyle yaşanmaması için anatomo-fizyolojik, psikolojik eğitime ve beynin yeniden eğitimine dayalı bir piyano tekniği temeli önermektedir. Bu temel, konsantrasyona, meditasyona, gerginlikten arınmaya dayalıdır ve yaratıcılığa yöneliktir. Bir yandan piyano pedagojisinde psikolojinin önemi, müzik ve yaşam felsefelerinin birlikteliği, diğer yandan tıp alanındaki bilimsel kanıtlarla, kitap, genç müzisyenlere olduğu kadar müzikseverlere, tıpla uğraşanlar kadar sanatlar tıbbıyla ilgilenmek isteyenlere de ulaşmayı hedeflemiştir. Piyanist Seba Baştuğ Şen, İstanbul Belediye Konservatuvarı`nda Anahit Hanesyan`la başladığı piyano eğitimine Ferdi Statzer ile devam etti. Cemal Reşit Rey`le 8 yıl piyano, armoni, kontrpuan ve füg çalıştı. Devlet Konservatuvarı`nda 2 yıl öğretim üyeliği yaptı. Daha sonra Fransız bursuyla gittiği Paris`te, sırasıyla Lucille Bascourret, Cecile de Brunhoff ve Monique Deschaussees ile çalışarak, Ecole Normale de Musique`den Diplome Superieur d`Enseignement (Licence d`enseignement) aldı. Yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. Uzun yıllar Fransa`da çeşitli konservatuvarlarda öğretim üyeliği ve jüri üyelikleri yaptı. Halen Avrupa Sanatlar Tıbbı Birliği`nin üç ayda bir çıkardığı bilimsel dergide makaleleri yayınlamakta ve bu kuruluşun üyesi olarak çalışma ve araştırmalarını sürdürmektedir.

Orkestra Kuralım

Ses bir doğa olayıdır. Müzik `ses`ten meydana geldiğine göre müziği her yerde duyabilirsiniz. Rüzgarın sesinde, yağmurun damlasında, kuşun cıvıltısında. Doğadaki her sesi, müziği oluşturan birer araç olarak kabul edersek, `gürültüyü`de, dinleyenin hoşuna gitmeyen ve onu rahatsız eden bir müzik olarak tanımlayabiliriz…

Operada Gerçekçilik ve Beş Gerçekçi Opera

Operada Gerçekçilik, ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısından sonra edebiyat ve güzel sanatlarda önemli bir yer kazanan gerçekçi akımın opera sanatındaki yerini ve günümüze dek gelişimini inceler. Kitabın ikinci bölümünde ise Verismo olarak bilinen operada gerçekçilik akımının beş önemli ürünü tanıtılır. Carmen, Cavalleria Rusticana, Pagliacci, Madama Butterfly ve Il Tabarro. Ele alınan bu operalar, konularının seçimi, libretto`ların yazılması, bestecinin çalışmaları, temsil hazırlıkları, ilk temsil ve sonrası gibi aşamalar üzerine ayrıntılı bilgiler verilerek tanıtılmaktadır. Ardından, ülkemizde opera repertuarlarında en sık görülme durumları da göz önüne alınarak seçilen bu beş operanın konusu dramatik yönüne ağırlık verilerek anlatılır.

Sale!

Ofis Faresinin Piyano Hikayesi

12,00 9,60

Bu kitap beton plaza ormanlarının karton ofislerinde sıkışıp kalmış bir ofis faresinin piyanoyla özgürlüğü yakalamasının hikâyesidir. Piyano, seni baştan çıkarıyor, sevgilinin kokusu gibi kalbinde ufacık bir yara bırakıyor, tek ilacı çalmak olan, çalamayınca içinizi sızlatan özlemiyle size tarifsiz kederler yaşatan. Yıllarca uğraşsanız da kapanmıyor bu yara kolayca, hep ilacını istiyor. İstediğini verdiğinizde de sizi bilinmedik diyarlara götürüyor.  Kitap, fantastik anekdotları, tek kollu piyanistleri, büyücü öğretmenleri, ip cambazları, mırıldanmadan çalamayan takıntılı karakterleriyle sizleri kapalı kapılar ardında gizlenmiş müzisyenlerin gizemli dünyalarında bir yolculuğa çıkartacak ve bir piyanistin kaç damla gözyaşı ve kaç damla terden inşa edildiğinin öyküsünü kah güldürerek kah hüzünlendirerek anlatacaktır.

Sale!

Nietzsche`nin Müzik Üzerine Düşünceleri

12,50 10,00

Nietzsche`nin düşünce evreninde müzik daima büyük bir yer tutar. Yazarlık yaşamının başlarında müziksel esini ve müzik heyecanını metafizik gerçekliklerin bir aracısı gibi almıştır. İnsan aklının gelişiminde ve insan ruhunun oluşumunda müziği daima ön planda tutmuştur. Müzik, o dönemde, onun düşün dünyasının neredeyse tümünü kapsıyordu. Müziğin derinliklerinde doğmuş olanlar ve bu dünya ile ilişkileri temelde müzikle kurulmuş olanlar için yazıyordu denebilir.

Sale!

Müzikte Türler ve Biçimler

15,00 12,00

Müzik bilimi 20. yüzyılın ilk yarısında büyük bir gelişme göstermiştir. Bu gelişme yalnız bilgi hazinesini genişletme ve araştırma alanlarında değil, hiç de küçümsenemeyecek bir önemi olan halka yayma alanında da olmuştur. Gene de bazı eksikliklerin bulunuşuna şaşmamak elden gelmiyor. Bu eksikliklerden biri de müzikteki biçim ve türleri topluca gösteren çalışmaların yokluğudur. Herhangi bir biçim ve tür üzerinde bilgi edinmek, onun gelişimini öğrenmek isteyen bir kimse ya bir genel sözlüğe başvuracaktır (ki buradaki bilginin tam olması beklenemez) ya da müzik tarihlerini, bestecilik el kitaplarını, estetik kitaplarını, belirli konuları ele alan kitapları karıştırmak zorunda kalacaktır. Bu küçük kitap bu boşluğu dolduracağını öne sürmüyor. Böyle bir şeyi istese de eni boyu bunu gerçekleştirmeye yetmez. Üstelik yazarı bir müzik bilimcisi ya da bir estetik uzmanı da değil; sadece bir besteci. Bunca geniş ve karmaşık bir konu üzerinde en değerli görüş bir sanatçının görüşü müdür? Bu da üzerinde durulmaya değer. Ayrıca, biçim sorunlarının teknik yönden ele alınması da istenmemiştir; bu, uzun çözümlemeleri gerektirirdi. Verilmek istenen şey her biçimin ve türün en açık çizgilerle tanımlanmasının yapılması, tarihsel bir özetinin verilmesi ve yapısının incelenmesidir.

Sale!

Müzikte Postmodernlik

12,50 10,00

Bu yapıt, bilinmezlikler ve karşıtlıklar taşıyan postmodernlik kavramının kuramsal çerçevesini çizdikten sonra, bu kavramın müzik alanında geçerliğini ve olası uygulamalarını ele almaktadır. Bir dizi kuramsal yazıdan ve müzik örneklerinden, kullanılan müzik tekniklerinden ve estetik görüşlerden yola çıkarak elde edilen veriler postmodernlik çerçevesinde yapıları, işlevleri ve getirileri yönünden irdelenmiştir. Postmodernlik ile müzik arasındaki ilişki bir müzik üslubu değil, bir davranış biçimi olarak karşımıza çıkmakta, hem bir geriye dönüş, hem de yeni bir serüven gibi görünmektedir.

Sale!

Müzik Yazılarım

15,00 12,00

Yazar ve çevirmen kimliğiyle bilinen M. Halim Spatar`ın çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış müzik yazılarının derlendiği bu kitapta, Mahmut Ragıp Gazimihal`den Hans Eisler`e, Ruhi Su`dan John Cage`e kadar geniş bir yelpaze sunuluyor. O gün iki ders üst üste, hem de sınıfta beden dersi yapacaktık. Biraz içimiz daralmamış değildi hani. Koca iki ders. Bir de baktık ki, hoca ceket-pantolon giymiş, kravat takmış bir halde kapıdan giriyor! Bir elinde gramofon var, öbür koltuğunun altında mukavva bir kutu; belli ki içinde plaklar var. Hepimiz ayağa kalktık, Günaydın! diye bizleri selamlayarak yürüdü, doğruca öğretmen kürsüsüne gitti; gramofonu ve plak kutusunu kürsünün üstüne koydu. Geçip oturdu. Gözleriyle bizleri süzdükten sonra: Çocuklar, bugün ders yapamıyoruz. Şimdi her zamankinden değişik, ama çok değerli birşey yapacağız. Size plak dinleteceğim. Sizler rahatça arkanıza yaslanıp konuşmadan, gürültü çıkarmadan dinleyeceksiniz. Çoğunuzun kulağı klasik Batı müziğine alışık değil, biliyorum. Ama iyice kulak verin, dinleyin, birşeyler kapmaya çalışın; eninde sonunda seveceksiniz. Göreceksiniz, dinlediğiniz şeylerin çoğunu dinleyip geçmeyecek, hep hatırlayacak, hattâ arayacaksınız. Bu da sizin için önemli bir kazanç olacak. Evet, başlıyoruz, dedi. Gramofonu açtı, bir plağı alıp kılıfından çıkardı, eczalı sarı bezle iyice sildi. Gramofon başına iğnesini taktı, sağ elinin orta parmağıyla iyice oturmuş mu diye iğneyi bir yokladı; gramofonun kolunu dikkatle çevirerek kurdu. Size Mozart`ın Piyano Konçertosu`nu çalıyorum, dedi; çalanın ve orkestranın adını, ayrıca, o günlerde kulağımıza çok yabancı gelen terimlerle eserin bölümlerini söyledi. Şaşırıp kalmıştık. Aklımızın ucundan bile geçmezdi böyle bir şey. Ne yalan söyleyeyim, hafiften gırgıra almış da olabiliriz belki de, Yahya Hocamızı. Hoca bize, hem de beden dersinde plaktan klasik müzik dinletiyor.

Müzik Fiziği

Müziğin her safhası sıkı sıkıya fiziğe bağlıdır. Bu nedenle, iyi bir müzikçinin müziğin fiziksel temellerine yüzeysel de olsa aşina olması zorunludur. Ne yazık ki, müzik eğitim kurumlarında bu konu üzerinde yeterince durulmamaktadır. Kuşkusuz, bu durumun bir nedeni de, Türkçe`de kaynak niteliğinde bir kitabın bugüne kadar yayınlanmamış olmasıdır. Prof. Dr. Ayhan Zeren`in Müzik Fiziği adlı kitabı, işte bu temel eksikliği gidermek amacıyla hazırlanmıştır. Konular basitten karmaşığa, sesler, sesin iletildiği ortam ve işitme sistemimizde algılanma sırasıyla ele alınmış, okuyucunun konuları daha rahat kavrayabilmesine yardımcı olmak üzere, konunun sonlarına özetleyici sorular eklenmiştir.

Müziğin Poetikası

Bu kitaptaki müzik açıklaması, müzik fenomeninin çözümlemesiyle başlayan ve müziğin icrası sorunuyla biten altı dersten oluşmaktadır. Tanışmaya ayrılan ilk derste derslerin bütününün yol gösterici ilkeleri özetlenmektedir. İkinci derste müzik fenomeninin ses ve zaman ilişkileri içinde bir spekülasyon biçimi olarak incelenmesi; bu incelemeden yaratım sürecinin diyalektiğinin çıkarılması; bununla bağlantılı olarak da benzerlik ve karşıtlık ilkesi; müziğin öğeleri ve morfolojisi ele alınırken üçüncü derste `Kompozisyon nedir, besteci nedir? Besteci tam olarak nasıl ve ne ölçüde bir yaratıcıdır?` sorularına yanıt aranmakta ve bununla bağlantılı olarak buluş, hayal gücü, ilham; kültür ve beğeni; düzensizliğe karşı kural ve yasa olarak düzen ve son olarak da zorunluluk dünyasının özgürlük dünyasına karşıtlığı kavramlarına açıklık getirmeye çalışılmaktadır. Dördüncü ders müzikal tipolojinin incelenmesine, beşinci ders ise Rus müziğine ayrılmıştır. İcrayı ele alan altıncı ve son derste fiziksel müzik fenomeni tanımlanmakta; yorumu yorumsuz icradan ayırt eden öğelere, icracılarla dinleyicilere ve çok önemli olan yargıya varma ya da eleştiri sorununa değinildikten sonra müziğin derin anlamı ile temel amacı saptanmaktadır. (Arka Kapak)  Kitap orjinal Fransızca metin ile A.Knodel ve I. Dahl`ın İngilizce çevirisi (The Poetics of Music in the Form of Six Lesson) gözden geçirelerek oluşturulmuştur. Kitap Müzik Ansiklopedisi Yayınları`ndan Müzik Sanatı ismi ile basılmıştır.

Sale!

Mersin`den Yükselen Çağdaş Ses Nevit Kodallı

35,00 28,00

Evin İlyasoğlu usta bir romancılık tekniğiyle Nevit Kodallı`nın yaşam öyküsünü Mersin`in Gözne yaylasında geçirdikleri bir günün içine sığdırmış. Bir nehir söyleşisini andıran anlatıda Gözne Kalesi, Sunturas şelalesi ve Gözne yolları, tiyatro dekoru gibi yer alıyor. Nevit Kodallı çocukluğundan başlayıp günümüze uzanan yaşam yolculuğunu bu dekorun içinde anlatıyor. Nevit Kodallı Cumhuriyet`le kurumsallaşan çoksesli müziğimizin ikinci kuşak bestecilerinden. Çalışkanlığı, üretkenliği, kararlılığı ve doğru bildiğini çekinmeden söyleyen karakteriyle tanınan kültür sanat adamımız. Mersin gibi çok-kültürlü bir ortamda doğmuş, küçücük yaşta besteci olmayı aklına koymuş. Kulağında yetiştiği yörenin tüm sesleriyle Ankara`ya yeni kurulan konservatuvara girmiş. Ardından Paris`e giderek çağımıza yön veren bestecilerden Arthur Honegger`le ve nice besteciye yol gösteren Nadia Boulanger`yle çalışma fırsatı bulmuş. Ankara`da yeni kurulan Cumhuriyet`in geçiş dönemini yaşadığı gibi Paris`te de savaş sonrasının geçiş dönemini yaşamış. Eğitimini tamamlayıp Türkiye`ye döndükten sonra nice müzik kurumunda hizmet vermiş, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş, müzik sorunlarımızın iyileştirilmesi için çaba göstermiş ve yazdığı pekçok yapıtla çoksesli müzik tarihi zincirinin önemli halkalarından birini oluşturmuş. Atatürk Oratoryosu, Van Gogh ve Gilgameş operaları, Cumhuriyet Kantatı, Hürrem Sultan Balesi, Sinfonietta, Telli Turna, Ebru, Güzelleme,Viyolonsel Konçertosu, liedler, oda müziği yapıtları ve piyano parçalarıyla, hemen her ortam için altmış yılı aşkın bir süre düzenli aralıklarla yapıt üretmiş. Kitabın eki olan CD`de Kodallı`nın konçerto alanındaki tek örneği olan Viyolonsel Konçertosu ve Evin İlyasoğlu ile yaptıkları bir radyo söyleşisinin kaydı yer alıyor. Sesiyle, müziğiyle, anılarıyla, tanıklarıyla Nevit Kodallı, Cumhuriyet tarihimizin önemli bir kavşağı olarak karşımıza çıkıyor.

Sale!

Kendi Kendine Kolay Piyano Metodu

30,00 24,00

Filiz Kamacıoğlu, Kendi Kendine Kolay Piyano Metodu`nu Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı`ndaki gözlem ve deneyimlerine dayanarak hazırlamıştır. Eğitimciliği sırasında Kamacıoğlu öğretmen adaylarının en çok eşlik yapmakta zorluk çektiğini tespit etmiş bu yüzden hem klavye hakimiyetini artıracak hem de şarkılara eşlik yapmayı kolaylaştıracak bir metot yazmaya karar vermiştir. Metotta gerekli teknik alıştırmaların yanı sıra armonik yapının derli toplu bir şekilde öğrenilmesi gözetilmiştir. Bu metottan, müzik fakültesi öğrencileri ve müzik öğretmeni adayları kadar özellikle piyanoya geç yaşta başlayan öğrenciler ve kendi kendine öğrenmek isteyen yetişkinler yararlanacaktır.

Opera Tarihi Cilt 3

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi, opera sanatının uzak geçmişteki ilk izlerinden başlayarak son çağlara kadar olan 300 yıllık gelişimini aktarmaktadır. Eserin bu üçüncü cildinde, Verismo ve Verismo dışı oluşumlar ile birlikte opera sanatında modernleşme, 20. yüzyıl müzik sanatında yenilenme ve Strauss ile Alman opera sanatında başlayan Geç Romantizm akımına yer verilmiştir.

Sale!

Opera Tarihi Cilt 2

40,00 32,00

Eserin bu ikinci cildi, opera sanatının 18. yüzyıl sonlarındaki Romantik Opera ve Verdi döneminden başlayarak 20. yüzyıl başlarına kadar gelen 150 yıllık tarihini incelemektedir. Bu ciltte 100`den fazla besteciye ve onların belli başlı eserlerine yer verilmiştir. (Arka Kapak) Müzik kültürünün önemli bir kolu olan opera sanatı, ulusların uygarlık yarışındaki yerlerini belirlemede olağanüstü rolü olan bir yaratıştır. Bu yüzden de Atatürk, Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmedir demiş ve onun bu kanısı, Ankara`da bir devlet konservatuvarının, sonra da devlet opera ve balesinin kurulmasına olanak sağlamıştır. Demek ki Türkiye`miz, müzik sanatında da çağdaş uygarlık düzeyine bir an önce ulaşabilme inancıyla, gerekli adımı atmakta gecikmemiş, bunun sonucu olarak da devlet operası, devlet konservatuvarının kuruluş tarihinden bu yana 53. yılını da, başarıyla geride bırakmıştır. Opera sanatının Rönesans`tan son çağlara kadar olan tarihsel gelişimi 1.ciltte ana hatlarıyla verilmeden önce, en baştaki giriş bölümünde operanın estetiğine, felsefesine, tarihin karanlıklarında kaybolan benzeri eylemlerin yorumuna değinen bilgileri işlemede yarar görülmüştür. Opera sanatının XVIII. yüzyıl sonlarından XX. yüzyıl başlarına kadar geçen 150 yıllık tarihini inceleyen bu kitapta, 100`den fazla sanatçıyla pek çok önemli esere değinilmiş ve literatürde yer alan belli başlı operaların yorumları yapılmıştır.