19–36 / 131 sonuç gösteriliyor

Sale!

Perseus’un Yolculuğu

15,00 12,00

Mitler, Arketipler ve Semboller

Sale!

Güzey

20,00 16,00

“Sandıktaki para da bitmiş; oysa yalnızlık harcandıkça çoğalan bir çelişkide.
Bu zenginliğe dayanamaz! Bir ustura alacak; ömürlük ya da ölümlük. Artık aynı.”

Sale!

Üçüncü Selim Devrine Ait Bir Bostancıbaşı Defteri

45,00 36,00

Bostancıbaşı defterleri, Osmanlı İstanbul’unda Boğaziçi ve Haliç sahillerindeki yalı, kahvehane ve işyeri gibi özel mülkler ile hisarlar, askerî binalar, camiler, çeşmeler, iskeleler ve rıhtımlar benzeri kamuya ve vakıflara ait mekânların ve hattâ boş arazilerin sahil hattı boyunca bir sıra takip edecek şekilde ardarda kayıtlı oldukları elyazması eserlerdir.

Bostancıbaşı Sicili de denen, nüshaları çok az sayıda olan ve Boğaziçi ile Haliç sahilleri için geçmişin tapu kayıtları âyarında öneme sahip bulunan bu defterler, İstanbul sahillerinin bir çeşit tarihî tapu kayıtları gibidir.

Üzerinde tarih bulunmayan, ancak büyük ihtimalle 1803’te, tahtta Üçüncü Selim’in bulunduğu sırada hazırlanmış olan bu bostancıbaşı defterinde o dönem İstanbul’unun Boğaziçi ve Haliç sahillerindeki yapılaşmalar bütün ayrıntıları ile yeralmaktadır. (Arka Kapak Yazısı)

Kitapta, Murat Bardakçı’nın geniş bir incelemesinin ardından bostancıbaşı defterinin tıpkıbasımı ve günümüz yazısına aktarılmış haline yer verilmiştir.

Atlıkarıncada Bir Tur Daha

Kimi zaman insan bir ayrıntıyı incelerken, bu ayrıntının anlamsız kaldığı bütüne vurulur. İşte bir sabah farkına bile varmadan, gözlerim, terasımın altında, özenle çiçekleri sulayan, Ganj kıyısında duran tanrı heykelinin boynuna, turuncu çiçeklerden oluşan bir kolye takan kadına takıldı. Derken kara bir keçi geldi ve bu çiçeklerden birini kopardı. Tam birini daha ısıracaktı ki bütün çiçekleri bir lokmada yutan bir inek tarafından kovuldu; kadının tanrısına sunduğu çiçekler ve dualar boşa gitmişti. Kimse duruma isyan etmedi. Az sonra kadın, keçi ve inek her biri kendi yoluna giderek oradan uzaklaştılar; her biri o anda ve zamanın sonsuzluğunda, milyarlarca değişik gezegende, milyarlarca insan ve hayvanın, görünür ve görünmez varlığın varoluş çemberini çevirmekte oldukları o engin yanılsama komedisinde rolünü oynamış, bitirmişti.

Terzani, 30 yıl Spiegel Dergisi’nin Asya muhabiri olarak çalışmış, Uzakdoğu’da savaş muhabirliği yapmış, İtalya’da pek çok gazetede yazıları, röportajları yayımlanmış, ayrıca kitapları çok ilgi görmüş ünlü bir İtalyan gazeteci ve yazardır.

1997 yılımda kanser olduğunu öğrenir. Kendini kanser eden yaşam tarzını terk eder ve hastalığına şifa aramak üzere bir yolculuğa çıkar. Amerika, Hindistan, Tayland, Hong Kong, Filipinler… Bu aynı zamanda yaşamın ve ölümün anlamını sorguladığı içsel bir yolculuktur. Bu yolculukta öğrendiklerini Himalayalar’da inzivaya çekildiği küçük kulubesşnde derin bir sessizliğin içinde kaleme alır.

Atlıkarıncada Bir Tur Daha alternatif şifa yöntemlerini merak edenler için ve ben kimim sorusunun peşine düşenler için bir başucu kitabı.

Sale!

Pireneler’deki Şato

15,00 12,00

Stein ve Solrunn birlikte oldukları 70’li yıllardan bu yana görüşmemişlerdi. Bir gün 30 yıl önce kaldıkları otelin ahşap balkonunda karşılaştılar. Otuz yıl önce başlarından geçen sarsıcı bir olay, sonunda ayrılmalarına neden olmuştu. Bu olayı aralarında bir sır olarak saklamaya karar vermişlerdi. İkisinin dünya görüşleri farklı olduğu için bu sırra bakışları da farklıydı.

Karşılaşmaları bir tesadüf müdür?

Bilim dünyayı açıklamaya yeter mi?

Dünyayı yöneten başka güçler var mıdır?

Sofie’nin Dünyası’nın yazarı Gaarder’in yeni romanı Pireneler’deki Şato, dünyayı anlamaya yönelik felsefi sorularla örülmüş bir aşk hikâyesi.

Sale!

Soğuk Ses

15,00 12,00

Kameracı dalgın zihninin ve kederli varoluşunun sebeplerini anlamak için ev ev dolaşıp kadınların ve kadınlığın hikayelerini toplarken hiçbir sebebin biricik olmadığını ve her varoluşun aynı kederin bir başka yüzü olduğunu da keşfedecek ve sevincin evine varmadan endişenin evinde kuduracaktır… Etrafını sarıveren gölgeler ona doğru yolu gösterse de aklın yolu bir lakin yola gelmek zor olduğundan paranoyanın kucağında salınacaktır… kadınların vahdeti bir düş müdür?

Kadınların ve çocukların maruz kaldığı cinsel saldırıların cezalandırılmasının ve “sevgiden” örülmüş kafeslerin  yıkılmasının  zamanı gelmemiş midir?

Bir kehanet kitabı;  elmas çağa mukaddime;  hayvanların bakışlarıyla yazılmış bir medeniyet günlüğü.

Sale!

Kömür’ün Cenneti

12,00 9,60

Elinizde tuttuğunuz bu kitap yaramaz kedi Kömür’ün maceralarından ilkidir.
Bu kitapta kedi Kömür elindekiyle yetinmeyip daha fazla mal kazanmanın peşindedir.
Ama kötü yollardan para kazanmanın sonunda hüsrana uğrayıp her şeyini yitirir.
Yalnızlık içindeyken gerçeği bulur.
Uslanır mı?
Kimbilir?

Sale!

Bilgisayar ve Beyin

35,00 28,00

Beyin ve sinir sistemi, değişik disiplinlerin ilgisini çekmiş bir konudur. Tıp, psikoloji, felsefe, mühendislik gibi farklı disiplinler konuya farklı yönlerden yaklaşmışlardır. Yaşamımıza iyice giren bilgisayarlarla birlikte bu yaklaşımlara yeni bir bakış da eklenmiştir.

1995’te bir grup meraklının düzenlediği “Bilgi İşleyen Makine Olarak Beyin” adlı toplantıda, beyin cerrahisi, felsefe, elektrik mühendisliği gibi çok farklı disiplinlerin konuyla ilgili yaklaşımları bir arada ve günlük bir dille sunulmuş ve beklenenin üzerinde bir ilgiyle karşılaşmıştır. Bu toplantının sunumları 1997 yılında Bilgisayar ve Beyin ismiyle kitaplaştırılmış ve kitap kısa sürede tükenmiştir.

Bu ilk toplantının ardından 1997, 2005 ve 2008 yıllarında aynı başlıkta üç toplantı daha gerçekleştirilmiş, bu üç toplantıda yapılan konuşmaların bir kısmının da eklendiği, şu an elinizde tuttuğunuz, genişletilmiş ve zenginleştirilmiş ikinci baskı yayına hazırlanmıştır.

Ülkemizde pek sık rastlanmayan disiplinler arası çalışmaların gelişmesine de katkısı olacağı inancıyla okuyucuya sunulan bu konuşmalar, konuyla ilgilenenler için zengin bir kaynak niteliğindedir.

Sale!

Çözüm Odaklı Yaklaşıma ve Sistemik Yapısal Dizime Giriş

15,00 12,00

Danışmanlık ya da terapide kalıcı değişimlere ulaşmak isteyenlerin problemden çok çözüm hakkında bilgi edinmeleri yararlı olur. Steve de Shazer ve Insoo Kim Berg’in geliştirdiği çözüm odaklı yaklaşım, psikoterapiden koçluğa ve mediasyona, yönetim danışmanlığından pedagojiye kadar çeşitli kullanım alanları için gerekli metodik donatımı içermektedir.

Insa Sparrer, bu giriş kitabında çözüme odaklanmanın temel prensiplerini, uygulamaya yönelik ve anlaşılabilir bir şekilde anlatıyor. Açık örnekler çözüm odaklı yöntemi canlı bir şekilde tanıtıyor. Kitapta, okuyucuların doğrudan çalışma alanlarına aktarabilecekleri çok sayıda alıştırma var.

Son olarak da yazar Çözüm Odaklı Yaklaşımla Sistemik Yapısal Dizimi birleştirerek sözlü olan metodu çözüm arayışında kullanılabilecek örtük bilgilerle yeni bağlantılar oluşturmak üzere “transverbal” bir yaklaşım şeklinde geliştiriyor.

Düşler ve Görüşler

Edebiyat Kritiği dersinde her kritiğin kendinin, iyi bir yazar olması gerekmediğini, hatta iyi kritiklerin kendilerinin yazar olarak pek başarılı olamadıklarını öğrenmiştim.

Bu kitaptaki yazılar, insanlar ve insanlık kritikleri.
Zamanlarımı, dünyalarımı, düşlerimi, görüşlerimi bulanık his perdeleri arkasından amatörce sihirbazlık yapmaya çalışarak paylaşmak istedim.

Meraklılara, insanlığın en değerli iki amacının mutluluk ve giz çözmek olduğuna benim gibi inananlara, kabak ve ayçekirdekleri sunuyorum.
-Ahmet Cafer Çelebiler-
(Tanıtım Bülteninden)

Sale!

Koro

9,00 7,20

Ne güzel şey gereksiz tutturmak şov yapmak vazgeçince her şeyin değişmesi Ömer Aygün`ün ilk ve ilkel kitabı taş gün`den 8 yıl sonra, ikinci şiir kitabı Pan/heves kitaplığı`ndan çıktı: Koro. İki güzelleme, iki Rimbaud çeşitlemesi, iki kahvaltı töreni, iki koçaklama, bir de erginleme: artık kendi melodinizsiniz. Kısacası; kaldığı yerden coşkuya ve üslupsuzluğa devam.

Sale!

Yüzyüze

25,00 20,00

Şu veya bu nedenle Tan Oral`ın kalemine takılan tanıdık, tanımadık yüzlerce bildik yüz çizimleri. İstanbul Schneidertempel Sanat Merkezi`nde açılan sergi için 1000 adet basılmış ve numaralandırılmıştır. Şu ya da bu nedenle kalemime takılan yüzlerce yüz, yıllarca dosyalarda üst üste yığılarak biriktikten sonra, bu kez bu kitapta toplaşmayı ve bir sergi ile insan yüzüne çıkmayı başardılar. Özel bir çaba ve özel bir seçim yapmadım, eklemedim, çıkarmadım. Ne var ki, bu kitaba çok azı girebildi. Gerçekten de günlük yaşam, çalışmalar, görev ve etkilenmeler içinde kalem oynatırken, bazen not alırcasına hızla, ya da sabır isteyen yoğuun emekle kağıt üstüne düşen bu izler, içinde yüzdüğüm insan denizinin bana vuran kimi dalgalarını oluşturuyor gibiydi. Yüzler zihnimizde yer edip arşivlenirken, belki fazla yer tutmasİn diye en can alıcı, en akılda kalıcı birkaç ayrıntı ve oranlama ile saklanıyorlar. Gerçeği ile artık bir ilgisi kalmamış, ama gerçeğinin ta kendisi olarak hem de… Tanıdığımız bir yüzü hatırlarken, içindekileri ayrıştıramadığımız ve tanımlayamadığımız ama iyi bildiğimiz bir lezzet gibi, sadece bir tat gelir dilimize. İşte o, artık O`dur, deriz. Onu bir başkasına hatırlatmak için de ayrıntılara boğulmuş bilgi yumağı ve anatomik açıklamalar yerine, işte o lezzetten bir damla tattırmak yeterli olacaktİr. Belleğim, o karmaşık arşivinden anında bulup çıkaracaktır o lezzetin sahibini. Çünkü daha önce tadı damağımda kalmıştır da ondan. Fazla teferruat ve malumat ise ağız tadını kaçıracaktır.