253–270 / 345 sonuç gösteriliyor

Sale!

Hallac

12,00 9,60

922 yılında Bağdat`ta devrin halife ve ulemasının ortak kararıyla şehit edilen Hallac, o günden bugüne, bir efsane olarak hem halkın arasında dilden dile dolaşmakta, hem saray şairlerinin hem de halk ozanlarının eserlerinde varlığını sürdürmektedir. Doğu`da ve Batı`da hiçbir İslam mutasavvıfı onun kadar aksiseda bulmamıştır. Hallac`ı bilen herkes onun cezbe halinde söylediği meşhur Ene`l-Hakk (Ben Yaratıcı Hakikatim) sözünü de bilir. Vahdet-i vücudu yaşayan birinin, içten gelen haykırışı olan bu söz yanlış anlaşılmış, onun Ben Tanrı`yım dediğini sananlar dinlerini korumak adına ona düşman olmuşlardır. Oysa Hallac`ı Ahmed Yesevi`nin, Mevlânâ Celâleddin Rumî`nin gözünden görmek gerekir. Onlara göre Hallac rahmete ve kurtuluşa ermiş bir âlimdi. Hallac, varlığını İslam`ın mutlak tek Tanrı inancına adayan bir dervişti. O bütün varlığıyla buna tanıklık etmek istiyordu; bunun için de bilinçli olarak her türlü çileyi sineye çekiyordu. Onun, şahsi Tanrı tecrübesini ve Tanrı`yı arayış çabalarını dile getirdiği şiirleri ve paradoksları bugün de okuyucuyu cezbetmekte ve düşünmeye sevketmektedir. Şimdi okuyucunun önünde iki seçenek var: Hayatın gerçek mânâsını derinleştirmek üzere kendini kor gibi yanan Tanrı ateşine bırakmak ya da Hallac`ı tehlikeli bir muhalif olarak görüp mahkûm eden zihniyetin yanında yer almak.

Sale!

Görüntünün Müziği Müziğin Görüntüsü

15,00 12,00

Bu derlemede, Sadi Konuralp`in anısı etrafında bir araya gelen araştırmacılar, film, televizyon ve video ile müzik ilişkilerine kuramsal ve tarihsel açılardan yaklaşırken, görselle işitselin etkileşimini somut örnekler üzerinden tartışıyor ve bu alanda yapılacak çalışmalara öncülük ediyorlar. Sinemada Müzik Kullanımı ve Bir Örnek: Uzak, Oğuz Onaran Türk Sinemasında Müzik: Bir Tarihçe Denemesi, Cem Pekman Televizyonun Müziği: Bir Eklemlenme Öyküsü, Barış Kılıçbay Türkiye`de 1990 Sonrası Müzik Endüstrisi ve Görüntü, Kaan Taşbaşı Sadi Konuralp`in Film Müziği Çalışmalarına Katkısı, Ahmet Gürata Türk Sinemasının Şarkılı Melodram ve Arabesk Filmlerinde Film Müzikleri, Sadi Konuralp Animede Müzik, Sadi Konuralp

Sale!

Gen Tecrübeleri

9,00 7,20

gen tecrübeleri , Bülent Keçeli `nin ilk kitabı… Ağırlıklı olarak heves Şiir-Eleştiri ve Ücra dergilerinde yayımlanan şiirlerden oluşan kitapta özel bir dil kullanıyor Bülent Keçeli … Bildik okuma yöntemlerinden, okurla uzlaşmaktan bilinçli bir şekilde kaçan, özel ve zor bir dil… Kendi okurunu yaratan ve her okumada kendini yeniden yazdıran şiirler… Dizgedışılık kavramının, sadece verili şiir anlayışının dışına çıkma değil, aynı zamanda şairin kendi şiir dizgesinin statikleşmesine de bir reddiye olduğunu anlıyoruz bu kitapla… gen tecrübeleri, alışıldık şiirlerden sıkılan okurlar için kaçırılmaması gereken bir kitap.

Sale!

Gelenekle Deney

15,00 12,00

Avusturya ve Türk şiirinden dörder genç şair 2008 yılının Mart ve Haziran aylarında İstanbul ve Viyana`da biraraya gelerek eserleri üzerinde tartıştılar. Şairlerin gelenekle deney konusu üzerine hazırladıkları metinler ve çevrilmiş şiirleri bu buluşmaya temel oluşturdu. Almanca ve Türkçe olmak üzere iki dilde yayımlanan bu kitap, genç Avusturya ve Türk deneysel şiirlerinin günümüzdeki durumu, spesifik ilişkileri ve özel perspektiflerine ışık tutmayı amaçlıyor. Kitapta yer alan şairler: Ann Cotten, İdil Kızıloğlu, Petra Nachbaur, Mehmet Öztek, Lisa Spalt, Ömer Şişman, Anja Utler, Murat Üstübal.

Sale!

Geçmişten Günümüze Nasreddin Hoca

12,50 10,00

Şaka ve güldürü dünyanın en salgın hastalıklarıdır. Tıp bilimi bu hastalığa ne bir ilaç bulmuş, ne de bu hastalığı tedavi etmeğe uğraşmıştır. Eğer eczacılar gülmeyi bir ilaç gibi satsaydı, her doktor her hastaya gülme reçetesi yazardı. Doktorlar bu gülme hastalığını, bir sürü rahatsızlıkları iyi etmede reçete gibi kullanıyorlar. Günümüzde, gülme mikrobunun yayılmasını Nasreddin Hoca denen bir adam gerçekleştiriyor. Aşağı yukarı 700 yıldır Nasreddin şakaları Türkiye`de, Akşehir`in Hortu köyünden, yedi kol bir ışık gibi dünyanın her yanına parıltılar saçarak yayılıyor. -Nat Schumlowitz-

Sale!

Fraulein Stark

17,00 8,50

Dayım hem manastır kütüphanecisiydi hem de yüksek bir din görevlisi. Geniş, yuvarlak kenarlı şapkaları vardı. Bin yıllık İncil`i eline alacak olduğunda, annemin iç çamaşırlarına benzeyen siyah eldivenler giyerdi hep. Dayımın deyişiyle, kitap teknemizin güvertesinde Aristoteles`ten zonaya kadar her şey tamamdı. Aynı zamanda yüksek bir din görevlisi olan manastır kütüphanecisi, uzun bir yaz tatili boyunca yeğenini yanına alır. Yeğen, barok tarzı kütüphanenin değerli döşemesini korumak için ziyaretçilere keçe terlik giydirmekle görevlendirilir. Genç çocuk kısa zaman sonra kendisine yeni dünyaların kapısının açıldığını farkedecektir, kitapların ve kadınların dünyası. Büyülenmiş gibi kitap okumaya başlar, ancak kadın ziyaretçilerin eteklerinin altına kaçamak bakışlar atmaktan da kendini alıkoyamaz. Manastır kütüphanecisine hizmet etmekle görevli Fräulein Stark çocuğun çalışmasından rahatsızdır. Aralarındaki sessiz çekişme yazın sonunda adı konmamış bir sevgiye dönüşür.

Sale!

Filozof Çocuk

17,50 14,00

Türkiye`de eğitim sisteminin ezberciliğe dayandığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Ancak günümüzde teknolojinin başdöndürücü hızı her türlü enformasyonu bir tuşla çocukların önüne getiriyor. Okulun asıl görevi bu enformasyondan nasıl bilgi üretileceğini öğretmektir. Elinizdeki kitap, çocukların, görünenin ardındakini görebilen, olanı biteni düşünme ve değerlendirme konusu yapabilen bireyler olmaları için yazıldı. Küçük Prens Üzerine Düşünmek adlı kitabın da yazarı olan ve 1992 yılından beri Türkiye Felsefe Kurumu Çocuklar İçin Felsefe Birimi Başkanı olan Nuran Direk, 8 yaşında bir çocuğun günlük yaşam deneyimlerinden yola çıkarak insan hakları, adalet, özgürlük, mutluluk, iyilik, kötülük, gerçeklik, doğru, yanlış gibi kavramlarla ilgili sorular soruyor ve bu yolla çocukların yargılama yeteneğini geliştirmesine çalışıyor. Elimizde olmayan bir nedenle yaptığımız şeylerden sorumlu tutulabilir miyiz? Özgürlük her istediğini yapmak mıdır? Mutlu olmak mı yoksa mutlu etmek mi daha kolay? Haklılık kişiden kişiye değişen bir şey mi? İyi ya da kötü olan biz miyiz? Yoksa davranışlarımız mı? Büyümek sorumlulukların artması demek mi?

Sale!

Fermat’nın Son Teoremi

25,00 20,00

Fermat`nın Son Teoremi`nin kökleri eski Yunan matematiğindedir. Pierre de Fermat (1601-1665), ortaya Yunanlıların hiç aklına gelmemiş bir soru atar, üstelik çözümün bulunabileceği umudunu uyandıran bir de not bırakır. Kendisinin bu soruya bir yanıtı vardır ama çözümün nasıl olduğunu söylemez. Böylece üç yüz yıl sürecek kovalamaca başlar. Fermat`nın Son Teoremi`nin asıl güzelliği, son derece kolayca anlaşılabilecek, basit bir problem oluşudur. Her okul çocuğunun tanıdığı kavramlarla dile getirilebilen bu bulmacayla, Andrew Wiles da okul yıllarında tanışmış ve onu hayatının en önemli tutkusu haline getirmiştir. Wiles işe başladığında, sonradan kullanacağı tekniklerden birçoğu henüz bulunmamıştı bile. En iyi matematikçilerin çalışmalarını birleştirmiş, kimsenin cesaret edemeyeceği bir atılganlıkla fikirleri birbirine bağlayıp yeni kavramlar yaratmıştır. Fermat`nın çözümünde herkes birden çalışmış sayılır, ama birbirinden ayrı ve Fermat`nın Son Teoremi`ni ispatlamak gibi bir amaç gütmeden; çünkü bütün modern matematiğin gücünü seferber etmeyi gerektiren bir ispattı bu. İşte bu kitapta, Fermat öyküsünün tüm zenginliği ve ona hep eşlik etmiş olan tarih ve matematik kronolojik bir düzen içinde ele alınmış, Pythagoras Kardeşliği`nin devrimci ethos`uyla başlayıp Fermat`nın bulmacasını çözmek için Andrew Wiles`ın verdiği kişisel mücadeleyle sona ermiştir. Matematikçiler ve matematiksevenler için….

Fâni Divanı

Fânî Divanı, Lütfi Filiz`in 1945`ten beri kaleme aldığı şiirlerinin derlemesinden oluşmaktadır. Pan Yayıncılık, daha önce Lütfi Filiz`in dört ciltlik Noktanın Sonsuzluğu adlı kitap dizisi ile bestelediği ilahileri hem nota hem CD/kaset olarak yayımlamıştı. Elinizde bulunan bu divanda Lütfi Filiz`in tasavvuf hayatının şiirleştirilmiş halini bulacaksınız.

Sale!

Evveli Nokta Ahiri Nokta

15,00 12,00

Noktanın Sonsuzluğu kitabının yazarı Lütfi Filiz`in 95 yıllık yaşam öyküsü. Şunca yaş yaşadım, `kendini bilmek`ten daha çetin bir meseleyle karşılaşmadım. Varın siz düşünün şimdi, şu yaşına kadar en çok `kendini bilmek`te zorlanmış biri bir de `kendini anlatma`ya kalkışırsa ne yapar, ne eder… Ama anlatmak da lazım. Evlatlarım başta olmak üzere, dostlarımın dilek, ısrar ve tavsiyelerine bakılırsa anlatmak da lazım. Anlatmak lazım ki, kimi ilham alsın, kimi ibret; anlatmak lazım ki, aslolan hayatın geçici konağı şu güzeller güzeli dünya bahçesine bir yadigâr da benden kalsın. Lütfi Filiz

Sale!

Eskiçağ Kilikia Çalgıları

15,00 12,00

Eskiçağ insanının sesleri, ezgileri, kısaca müziği, günümüze ulaşamamış olsa da, aynı insanların müzik aletlerini ve müzisyenleri betimledikleri kabartma ve çizimlerden o dönemin müziğine dair fikir edinebiliyoruz. Akdeniz`in kuzey doğu ucunda, bir yandan deniz, diğer yandan da kara yollan üzerindeki konumuyla önemii bir pozisyona sahip olan Kilikia`da, Luvi, Hurri, Geç Hitit, Arami ve Sami gibi değişik etnik grupların bir arada yaşamış olması, bölge müziğinin ve çalgılarının çeşitlilik kazanmasına ve zenginleşmesine yol açmıştır. Bu araştırmada, bulunan kabartma ve çizimlerden yola çıkarak, Kilikia BÖlgesi`nin antik çağlardaki enstrümanları incelenmiştir.

Esatiz-i Elhan

Rauf Yekta Bey (1871-1935), Türk müziğinin ünlü isimlerini konu alan bir dizi risale yazmış, bunlardan Zekai Dede, Abdülkadir Meragi ve Dede Efendi`ye ilişkin olanlarını yayımlayabilmiştir. Meraklısı, bu risalelerin çeviriyazılarını bu kitapta birarada bulabilecektir.

Sale!

Elit Bir Fahişenin Öyküsü

18,00 14,40

İçlerinden birinin, yaşamında gerçek bir aşk duyduğunu, bundan acı çektiğini, bundan öldüğünü öğrendim. Öğrendiğimi de okura anlattım. Bir görevdi bu. Bu sözler, Alexandre Dumas Fils`in, dünyaca meşhur Kamelyalı Kadın romanının son sayfasından… Verdi, elit bir fahişenin dokunaklı hikâyesini anlatan bu eserden aldığı ilhamla, tüm operaları arasında en çok sevilecek ve hatırda kalacak, birbirinden güzel ezgilerle dolu, meşhur La Traviata`sını bu romandan sonra besteledi. Ufuk Çakmak Elit Bir Fahişenin Öyküsü başlıklı incelemesinde, opera edebiyatının en ışıklı zirvelerinden birini teşkil eden bu yapıtı mercek altına alıyor. Yazar, La Traviata`nın müziksel ve dramatik bir analizini yaparken, okuru sanatın değişik türleri ve on dokuzuncu yüzyıl operaları arasında küçük gezintilere davet ediyor.

Sale!

Elektrogitar Efektleri ve Amplifikatörler

15,00 12,00

Elektrogitar, amplifikatör ve efekt aletleri üçlüsü kullanılmaya başlandığından beri müziği etkileyip değiştirmiş, teknolojiyle birlikte müzikte ifade şekilleri değişmiş ve yeni akımlar doğmuştur. Kullanılan gitar ne kadar kaliteli olursa olsun, kulağa gelen son ses amplifikatör ve efekt aletlerinden geçerek oluştuğundan, elektrogitar çalan birinin, istediği sesi alabilmesi için gitarı olduğu kadar, amlifikatörleri ve efekt aletlerini de tanıması gerekmektedir. Kitapta bu üçlünün en az elektrogitar kadar önemli olan amplifikatör ve efekt aletleri üstünde durulmuştur.

Sale!

Dünyalar Nasıl Yapılır?

15,00 12,00

Dünyalar Nasıl Yapılır?`da Goodman yaşadığımız dünyaları ele alıp sorguluyor: Yaşadığımız tek dünya, ayaklarımızın altındaki şu yeryüzü mü gerçekten? Yoksa biz insanlar tarafından inşa edilip oluşturulan pek çok dünyadan yalnızca bir tanesi mi? Bilim, sanat, felsefe arı ayrı dünyalardan mı bahsediyor, yoksa hepsi aynı dünyayı mı ele alıyor? Sanat mı doğruyu söylüyor, bilim mi? Her şeyin ötesinde gerçek bir dünya var mı, yoksa her şey kurgudan mı ibaret? Goodman Dünyalar Nasıl Yapılır?`da bu sorulardan yola çıkarak düşünceyi en uç noktaya, âdeta uçurumun kenarına götürüyor. Sonra birkaç adım geriye giderek, büyük bir açıklıkla ele aldığı tüm meseleleri yerli yerinde oturtuyor. Yirminci yüzyılın en önemli felsefecilerinden olan Goodman`dan bir düşünce ve felsefe şöleni. Yaşadığımız şu karmaşık evrende yolunu bulmak isteyenler için…

Sale!

Ekmek ve Takvim

9,00 7,20

deniz istediğini vermez
verdiğini istemeni de beklemez
yine de koynunda uyumayı seçtiğin
herkesten uzak kıyılarda
gidip gelip seni yoklaması bitmez

Ankara Yahudileri / Efsaneden Tarihe

Bozkırın ortasında bir kasabadan bir başkent yaratıldı. Ankara`yı konu eden yazılarda buna benzer anlatımlar yer alır. Antik çağlardan başlayan parlak geçmişini yok sayarak… Hititlerin Ankuva dedikleri kente tüm bölgeye adını veren Galatlar Ankyra mı demiş? Denize uzak bu şehrin arması neden bir çapa? I. yüzyılda Roma İmparatorluğu`nun üçüncü en büyük görkemli şehri. Tarsuslu bir Yahudiyken İsa`nın havarisi kesilen St. Paul bu şehre neden iki kez gelip vaazda bulunuyor? O yıllarda bu havalide çok mu Yahudi vardı? İncil`de Galatlara Mektup başlığı altında ona atfedilen yazı neden zehir zemberek? Murat Hüdavendigâr 1360`ta Ankara`yı aldığında şehirde bulunan Yahudi cemaati Türkçe biliyordu. Bizans etkisinden kurtulamamış sinagogda dualarını Grekçe yapıyordu. Yerlilere Eşkenazlar, İberik yarımadasından gelenler katıldı, kaynaştı, bir toplum oluşturdu… Neden bir varlık gösteremedi? Güvenlik açısından yerinde bir seçim. 13 Ekim 1923`te Ankara resmen başkent kabul edilir. Üç gün üç gece şenliklerle kutlanır. İstanbul basını ve yabancı elçiler karşı çıkmaktadır. Evet, bir kasaba her alanda gelişti, Türkiye Cumhuriyeti`nin başkenti oldu. Yahudi toplumu da o oranda değişti, Yahudi mahallesinin dışına taştı. 1950`lerde ise Ankara`yı terk başladı ve 1990 sonrasında Ankara Yahudi Cemaati tarihe karıştı. Bir zamanlar yaşadıkları mahallede sanat eseri bir sinagog tanıklık eder geçmişlerine… (Arka Kapak)