1–18 / 27 sonuç gösteriliyor

Sale!

bir fil müddeti

12,00 9,60

bu neyin yalnızlığı
bıçağın devlete dayanmasının mı
bıçak dayanaklıdıy çün aykasında halk vay
fakat beybeyde kesim sıyası bekleyken posta okuyan
ağzımdan diş kusuyoydum
yani yüksekten atlayan biy insan yeyle daha seyt öpüşsün diye
bulduğu tüm taşlayı yiyoy
canım yaa, yeyim seni

Sale!

Bir Avuç Adalet İçin

17,00 13,60

ORTALIĞI TOPLAMA

SEN KELEBEKSİN ORTALIĞI TOPLAMA
BİRAZDAN ÖLECEKSİN
ÇAMAŞIRLARINI ASMA, SÜPÜRGEYİ BIRAK KALSIN ORADA
BULAŞIK MAKİNESİNİ SAKIN HA BOŞALTMA
SON YİRMİ SAATİN

Sale!

Şimdi Aşk Ebediyyen Değişir

15,00 12,00

Hayriye Ünal’ın beşinci şiir kitabı Şimdi Aşk Ebediyyen Değişir, tırmandıkça dibe yol aldığını bilen bir şairin hayatta kalma savaşı.

Bu şiirler, hayatta kalmanın her zaman marifet olmayabileceğinin farkında olsa da, üstüne yığılı ağır metalleri kimi zaman yavaş yavaş kimi zaman can havliyle kaldırıp yaşamaya devam eden birinin şiirleri.

Bu kitap, tatlı hayat'ın orta yerinde ölümle çırılçıplak karşılaşmış birinin ürpertilerini içermiyor sadece, kabulün ve reddin, çağrılmanın ve kovulmanın en kuvvetlisini de talep ediyor.

Kuşkuyla başlamıştı şiire Hayriye Ünal, bugünse yeni ve yabancı bir lirizme davet ediyor okurunu. Böylece şair; kanlı, imkânsız, insanın ölümlülüğü ile yaralanmış bir aşkın eşsiz uçlarını yoklamakla lirizme saygınlığını iade ediyor.

Çağrı cihazına bırakılmış sesin yerine hiç ulaşmadığı, inşa edilen her şeyin yıkıldığı bir dünyada yaşayan şair, ihaneti tanımaya çalışırken dünya birdenbire uzağa çekilir ve susar. Konuşan sadece şiirdir artık. Bu yüzden Ünal’ın şiirine girmek, savaştan sonra yakılmış yıkılmış bir kente girmek de demektir… Bu şiirle yakınlaştıkça, kentin intikam saatine hazırlandığını da duyacaksınız.

Dünya sizi unutmuşken, hiç tanımadığınız bir insanın dostunuz olabileceğini hatırlatan, odanızda, tam da en dipteyken size eşlik edecek Şimdi Aşk Ebediyyen Değişir’i okura sunuyoruz.

Sale!

Hafif Zehirler

12,00 9,60

kuşlarla beraber yaşadığımızı unutuyoruz
isterlerse bizi kovarlar
isterlerse evlerin sigortalarını indirebilirler.
isterlerse belediye başkanını başbakanı
cumhurbaşkanını tanımazlar
isterlerse vatandaşlık kartıyla akıl
arasında seçim yapabilirler.
onları hafife almayın!

Sale!

asdasd

10,00 8,00

o, bunu anladı. reçetesini ağlayarak alıp, oraya.
gelip, içme eylemi:
hz. etki etmeme prensibi.
kol hep ağırıdı bir hayvanın konuşmaya başlayan dili üzerine,
susmaksızın uzaktan izlence nehiri düşünerek –
şüphesiz konacak yer bulamamak hakkında idir de hiç.

Sale!

dünyanın en modern zebrası siyah beyaz

10,00 8,00

Süpermen öldü
buna aldırmadı insanlar

Ben Google Değilim

Herkes iyi olsun diyesim var, niye olmasın
Hüseyin olsa herkes zaten iyi der ama yok
Hüseyin memnun çünkü, Allah kimseyi memnun etmesin
Ben diyemem çünkü bazı koşullarım var
Siz buna tahakküm diyeceksiniz ama var
Hüseyin en memnun en memnun amma

Benim çarşıya çıkaracak arızalarım var.

Sale!

Taş

17,50 14,00

Enis Akın’ın ilk 3 kitabı bir arada!

(ilk şiirler)
hiç ama birini
öyleyse ayrılalım
puşt ahali

Sale!

İçimi Aydınlatan Işık

12,00 9,60

NEDEN?

Ben küçüktüm, babam henüz sağ; evde kurulan sofrada aile fertleri, babamın dostları hep bir arada. Paylaşılan iki lokmanın saltanatı, buğulu kadehlerde rakı. Emektar Fatma Ninemin eşi Anadolu Hisar’lı balıkçı Adil Efendi’nin kurduğu lakerdanın ve iplere dizip kuruttuğu uskumrudan yaptığı çirozların tadı… Ben ilk kez büyüklerin rakı sofrasına oturmuşum, kimse öyle bir akşamda yedin-yemedin diye de karışmıyor, halimden pek memnunum.

Karşılıklı söylenen şiirlerden biri, babamın söylediği, ağlattı beni:

“Ağlama salkım söğüt ağlama,

Karasuyun aynasında bel bağlama!”

Atından düşen yaralı bir süvari, suyun kenarında salkım söğütün altında yalnız başına kalıyor; birlikte at koşturduğu arkadaşlarının at nallarının sesleri onlar uzaklaştıkça duyulmaz oluyor…

Karanlık ve yalnızlıktan korkan bana yetti bu kadarı… Tabii bir de benim için ilginç yanı o sofranın, su katıldığında beyazlaşmasıydı rakının. Uzun yıllar geçti aradan, o teybe alınmış şiir akşamlarındaki sesleri dinlediğimde, o sofraların, şimdi hayatta olmayan kinlerinin duygu dolu mısralarından nasibini küçükken almış olmamın borcunu ödemem gerektiğini düşündüm. Yıllar içinde kendi yazdıklarımdan bazılarını, çocukluğumda gördüğüm gibi bir sofra etrafında kendi yakınlarımla söyleşerek değil de basılı halde paylaşmak istedim…

İşte şu küçük kitapçık bu yüzden ortaya çıktı.

Vedit Engin

Yamuk

Belli ki eskiden devrimci, şimdi aydınlanmacı Çok para kazanıyorsunuz ama Hâlâ içtiğiniz Samsun Yudumladığınız köpek öldüren Eski devrimciliğin loşluğunu okşuyorsunuz Her siyasete el attığınızda ulusalcı olma riskiniz Bu yüzden papazı bulmuşsunuz Desek fena olmaz, bayım!

Sale!

Şiirimizde Milenyum Kuşağı

15,00 12,00

Şiirimizde Milenyum Kuşağı şiir eleştirimizde pek rastlanmayan türden bir çalışma. Utku Özmakas genç yaşına rağmen henüz ilk kitabında, hemen herkesin şiiri ve şairliği hakkında uzlaştığı isimler yerine büyük bir çoğunluğu 2000`li yıllarda şiir yayımlamaya başlayan genç şairleri merkeze alarak riskli bir alanı tarıyor. Hazır bilgi derleme kolaycılığına kaçmadan, özgün ve cesur tespitlerle çıkıyor okurun karşısına. Şiirimizde Milenyum Kuşağı günümüz şiirinin Türk şiirindeki yeri hakkında fikir edinmek isteyen herkesin yararlanabileceği temel bir kaynak… Türk edebiyatı tarihini oluştururken genellikle yerleşmiş, Kabul edilmiş şairlerden başlanıyor. Bu da güvenli bir ilk adım oluyor. Konu genç şairlere gelince… Üzerinde uzlaşılmış, risk taşımayan bir şiir anlayışını devam ettiren şairler seçiliyor; ancak buradaki düşünsel işlemi geçersizleştiren temel paradoks, şiir tarihine girmiş pek çok şairin önündeki geleneği yıkmayı erek edinmiş başka bir gelenek kurmaya çalışmasıdır. Bu noktada önümüze sıklıkla çıkan temel sorun; Türk edebiyatı tarihçilerinin yeniliğe karşı önyargı taşıması. Yenilik karşısında kuramsal bir bakışa değil de yeni gelenin verili durumları sarsma denemesi karşısında bir kaygıya sahip olunması. Yeni fetişizmi ile yenilir önyargısını dengeleyen ya da ortalayan değil her ikisini de geçersiz kılacak bir bakış açısına gereksinim oldugu ortada. Bu nedenle tarihin yalnızca geçmişin değil aynı zamanda şimdinin de bilgisi olduğu yollu varsayımdan yola çıkarak tarih ve kuram arasındaki dikişi izlerini sürdürebilecek bir bakış açısı gerekiyor. Söz konusu bakış açısı ise şimdiyi anlamak için dönülecek tarihin nerede ve nasıl olduğu yollu soruyu yeniden ve yeniden sormamızı gerektiriyor. -Utku Özmakas

Sale!

Seçme Şiirler (1956-1999)

15,00 12,00

Son dönem İran edebiyatının önemli şairlerinden sayılan M. Azad, Tahran Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Çok iyi İngilizce bilen M. Azad, Amerikan şairi Sandburg`un yapıtlarını ve Bob Dylan, Joan Baez ve Bob Marley gibi söz yazarlarını Farsçaya çevirmiştir. Çağdaş İran Edebiyatındaki Beyaz şiir akımının son temsilcilerinden sayılan M. Azad`ın dokuz şiir kitabı yayımlanmıştır. Elinizdeki kitap şairin çeşitli dönemde yazdığı şiirlerden oluşan bir seçkidir. Artık Kimse Kalmadı Artık kimse kalmadı Galaksilerin hayretinde gezegenler büyüdü ve eridiler ve şairler ve denizciler öldüler. İnsanlar o hayalî gemiyle Samanyolu`ndan geçtiler. Yüz alevlenmiş nehir gökyüzünde sarsılmıştı. Yalnız kötürüm kuşlar kaldı ve kaplumbağalar Yer denen bir fosil üzerinde…

Sale!

Sevdim Onu

9,00 7,20

Şiir dünyasında bir elli yıl ve yaş seksen. İlk şiir kitabım Yakamozlar`ın ön kapağına: Demokles kılıcı, ta kendisi Atom, füze, roket, hidrojen Söz senindir Diyojen.. arka kapağına da: Mutlu Ölü Yaşarken bir can borcum vardı Allah`a Öldüm bir kefen borcum kaldı insanlara. yazdırmıştım. O zaman bu zaman ne dünyanın değişti düzeni ne de yıllar değiştirdi beni… Hazırlattığım mezarımın dikili taşına da, Sev Sevdir Yaşamı güzelleştir. sözlerini oydurdum, gelen geçene selam gibi.

Sale!

Rüzgarla Yoldaş

15,00 12,00

rüzgâra yoldaş gelmişim yazın ilk gününde kendiyle beraber götürecek beni sonbaharın son günü

Sale!

Seçme Şiirler (1955 -1997)

15,00 12,00

Şikâyet Namazı

komşu bağın kızıl yaban gülü
verandanın kenarından güneşe selâm gönderdiğinde
ve serçelerin neşeli gazellerinin neşeli çağlayanı
ağaçların yeşil doruğundan sokağa döküldüğünde
ve ev, yaseminin sıcak ve soğuğuyla dopdoluyken
ben diri bir şiir söylemekten geliyorum
o yüzdendir vücudum zerre zerre o acı şarkıda
gariban bir hıçkırıkla gözyaşı dökmüştür!
komşu bağın kızıl yabangülünün yanında;
sabahın saydam yıldızına soruyorum:
– “sen şiir bilir misin?”
yıldız cevap yerine,
umursamadan güneşe bakıyor.