Sale!

Çocuk Yazı

11,00 8,80

Karşılaştır
Kategoriler: ,

Açıklama

fışkırıyor durmadan huzur içindeki

ölüler çiçek ağaç çalı ve ormandan / ardından

benim gölgemi düşürecek leylak

1924’te Viyana’da doğan Friederike Mayröcker, 2001 yılında Alman dilinin en önemli ödülü olan Georg Büchner Ödülü’nün sahibi oldu. 2000 yılında aramızdan ayrılan Ernst Jandl’ın hayat arkadaşıydı. Elinizdeki kitap Mayröcker’in 1947–2008 arası çeşitli dönemlerine ait kendi seçtiği en önemli yirmi bir şiirini kapsıyor.

Friederike Mayröcker kendi ifadesiyle bir “poetik synthesizer”dır. “Sözel eşyaları”nı mektuplardan, gazetelerden, rüyalardan vs. biriktirir. Bağlamlarından koparak serbestçe devinmeye başlayan sözcükler kendilerini gündelik dilin çağrışımlarına bırakır. Deneysel olan ise montajlama tekniğidir. Malzeme seçimi de çoğunlukla tesadüfîliği hatırlatır. Neredeyse organik bir biçimde hareket eden bu yapılar kâh birbirlerini reddeder, çatışır; kâh birleşir, iç içe geçer.

Kapak fotoğrafı, dilin içinde yaşayan yazarın çalışma odasındaki yaratıcı kaosunu ve şiir öncesini göstermektedir.

Ek bilgi

Çeviren

Burak Özyalçın

Dil

ISBN

Sayfa Sayısı

Kağıt/Cilt

Boyut

Basım Yeri

Basım Tarihi

Hoşunuza gidebilir…

Sale!

Gelenekle Deney

15,00 12,00

Avusturya ve Türk şiirinden dörder genç şair 2008 yılının Mart ve Haziran aylarında İstanbul ve Viyana`da biraraya gelerek eserleri üzerinde tartıştılar. Şairlerin gelenekle deney konusu üzerine hazırladıkları metinler ve çevrilmiş şiirleri bu buluşmaya temel oluşturdu. Almanca ve Türkçe olmak üzere iki dilde yayımlanan bu kitap, genç Avusturya ve Türk deneysel şiirlerinin günümüzdeki durumu, spesifik ilişkileri ve özel perspektiflerine ışık tutmayı amaçlıyor. Kitapta yer alan şairler: Ann Cotten, İdil Kızıloğlu, Petra Nachbaur, Mehmet Öztek, Lisa Spalt, Ömer Şişman, Anja Utler, Murat Üstübal.

Sale!

Şiirimizde Milenyum Kuşağı

15,00 12,00

Şiirimizde Milenyum Kuşağı şiir eleştirimizde pek rastlanmayan türden bir çalışma. Utku Özmakas genç yaşına rağmen henüz ilk kitabında, hemen herkesin şiiri ve şairliği hakkında uzlaştığı isimler yerine büyük bir çoğunluğu 2000`li yıllarda şiir yayımlamaya başlayan genç şairleri merkeze alarak riskli bir alanı tarıyor. Hazır bilgi derleme kolaycılığına kaçmadan, özgün ve cesur tespitlerle çıkıyor okurun karşısına. Şiirimizde Milenyum Kuşağı günümüz şiirinin Türk şiirindeki yeri hakkında fikir edinmek isteyen herkesin yararlanabileceği temel bir kaynak… Türk edebiyatı tarihini oluştururken genellikle yerleşmiş, Kabul edilmiş şairlerden başlanıyor. Bu da güvenli bir ilk adım oluyor. Konu genç şairlere gelince… Üzerinde uzlaşılmış, risk taşımayan bir şiir anlayışını devam ettiren şairler seçiliyor; ancak buradaki düşünsel işlemi geçersizleştiren temel paradoks, şiir tarihine girmiş pek çok şairin önündeki geleneği yıkmayı erek edinmiş başka bir gelenek kurmaya çalışmasıdır. Bu noktada önümüze sıklıkla çıkan temel sorun; Türk edebiyatı tarihçilerinin yeniliğe karşı önyargı taşıması. Yenilik karşısında kuramsal bir bakışa değil de yeni gelenin verili durumları sarsma denemesi karşısında bir kaygıya sahip olunması. Yeni fetişizmi ile yenilir önyargısını dengeleyen ya da ortalayan değil her ikisini de geçersiz kılacak bir bakış açısına gereksinim oldugu ortada. Bu nedenle tarihin yalnızca geçmişin değil aynı zamanda şimdinin de bilgisi olduğu yollu varsayımdan yola çıkarak tarih ve kuram arasındaki dikişi izlerini sürdürebilecek bir bakış açısı gerekiyor. Söz konusu bakış açısı ise şimdiyi anlamak için dönülecek tarihin nerede ve nasıl olduğu yollu soruyu yeniden ve yeniden sormamızı gerektiriyor. -Utku Özmakas

Sale!

Dilin İntikamı

12,00 9,60

Almanca`da deneysel şiir dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan ve 2000 yılında aramızdan ayrılan Viyanalı şair Ernst Jandl, 70`li yıllardan itibaren (deneysel) şiirde az rastlanan bir popülerliğe ulaştı. Jandl, çocuksu hevesini ve nüktesini hiç yitirmeden ama acımasız gerçekçiliğinden de ödün vermeden, hiç tükenmeyen merakı ve araştırıcılığıyla hep daha önce denenmemiş biçimleri arayıp buldu. Somut şiir ve Dada`nın etkisi altında kendine özgü bir şiir dili geliştirmeyi başaran şair, görsel, diyalekt, işitsel şiir gibi yeni yönelimlerle şiirini her dönem baştan aşağı değiştirdi; kimi zaman, göçmen işçi Almancası`ndan geliştirdiği bozulmuş, yepyeni bir dil yarattı, kimi zamansa somut şiiri alışılagelmiş formundan çıkartıp gerçekliğin (örneğin Nasyonal Sosyalizmin) betimlenmesinde araç olarak kullandı. Gündelik hayatın dilinden yola çıktığı ve tekrar ona geri döndüğü şiirlerinde sadece edebiyatı değil Almanca dilini de etkiledi, ona yeni ifade olanakları kazandırdı. Jandl sadece şiir yazmakla kalmadı, onları ayrıca şiirselliklerinden hiçbir şey eksiltmeyecek bir biçimde seslendirdi ve bazen de caz müziği ile birleştirerek sanatını yeni alanlara taşıdı. Elinizdeki seçki her biri Jandl`ın şiir güzgâhının ana durakları olan yirmi beş şiiri bir araya getiriyor. Birkaç şair kariyerini rahatlıkla içinde barındırabilecek geniş çaplı yaratısını seveceğinizi umuyoruz.