Sale!

Kemençenin Senyörü Cüneyd Orhon

25,00 20,00

Karşılaştır

Açıklama

“Tanburi Cemil Bey kemençesini çaldığı vakit ormanda bülbüller ağlarmış… Bu memleketin yetiştirdiği en iyi kemençeciler arasında bulunan; İstanbul, Ankara, İzmir radyoları ile başlayarak tüm yurda yayılan, yurtdışında pek çok ülkede duyulan ve sevilen Cüneyd Orhon’un sazını çaldığı zaman bülbüllerin değil ama koskoca insanların gözyaşlarını tutamadığına çok şahit oldum. Anılar, belgeler ve bilgiler ile bu yılların müzisyeninin, klasik kemençe üstadının yaşantısını sizlere biraz olsun yansıtabilmek ise büyük bir onur… Gelin, Üsküdar tepelerinde başlayan Göztepe’de sona eren bu yaşantının hikâyesine ve hayat felsefesine birlikte bir göz atalım…”

Nergis Orhon Soydaner

Ek bilgi

Dil

ISBN

Sayfa Sayısı

Kağıt/Cilt

Boyut

Basım Yeri

Basım Tarihi

Yazarı

Nergis Orhon Soydaner

Hoşunuza gidebilir…

Sale!

Avludaki Ses

12,00 9,60

Sanatı sadece yaşam biçimi olarak algılayan bir insanın müzik, resim ve edebiyatla kurabildiği dostluğun manifestosudur bu kitapta sizlere sunulanlar. Makale, deneme, türü her ne ise, konular ve başlıkları farklı olan yazılarımda sanatın zamanla kayıtlı olmayan ezeli ve ebedi varlığı en sade, en yalın biçimiyle hissedilecektir. Eski ve yeninin bir ikilem olmadığı, birlikte nefes aldığı, birinin diğerine galip gelmediği satır aralarında gizlidir.

Yaşam, bisikletin hızla çevrilen pedalında. Elma şekeri tutan ellerin yapışkan kırmızısı, yalın, sert biçimler, sesler, renkler, kelimeler gramersiz cümleler içinde yuvarlanan kavramlara dönüşür. Dansçılar, el ele tutuşmuş çocuklar, mevleviler, dervişler, etekleri halka halka, atlıkarıncalar, yarış pistinde koşucular peşi sıra birbirinin, daireler çizen simitçi tablaları, araba lastiklerinin yuvarlak karanlığına doğan ay, evrenin ışıktan küreleri, coşku çemberi içinde sevgililer, sanatın ilhamperileri Ziya Osman Saba’nın başında dolaşır, Maçka Parkı’nda.

Bu âlemdeki her şeyi kavramak, yanınızdan sessizce giden nice insanı tanımak mümkün değil. İçlerinden kim bilir kaçı sizin gerçek dostunuz, can yoldaşınız, arkadaşınız olabilecekti. Bir selam bile veremeden karşı köşeden dönüp, ıssız sokağın başında kaybolacaklar, okunmamış kitaplar gibi. Bilemezsiniz.

Sale!

Cüneyd Orhon Anlatıyor: Radyo Günlerim

20,00 16,00

Bu kitapta Radyo Günlerim adı altında yayımlanan metin bir radyo mülakatıdır. On altı oturum sonunda ortaya çıkan bu mülakat 1999-2000 ve 2000-2001 yayın dönemlerinde Açık Radyo`da (Istanbul, 94.9 FM) Radyo Anıları adıyla yayımlanan uzun bir dizinin bir bölümüdür. Kitabın ekindeki CD`de sözü geçen programlardan bir seçki bulunmaktadır. Türk musıkisi açısından bambaşka bir anlamı vardır devlet radyosunun. Radyo en az elli yıl boyunca bu musıkinin en etkili yayın kurumu ve icra ortamıydı. Kendi icracısını kendi yetiştirmek zorunda kalan radyo, bu yöndeki faaliyetiyle zaman zaman bir okul kimliği de kazanmıştı. Radyonun musıki programları yeni bir icra biçimi de getirmiştir. Kısacası, radyo musıkisi diyebileceğimiz yeni bir icra şekillenmiştir musıki hayatında. Radyo günlerini bu kitapta toplanan on altı saatlik bir söyleşi içinde dile getiren Cüneyd Orhon sadece bir radyo icracısı değil, Ankara, İstanbul, İzmir radyolarının, daha sonra da TRT`nin hemen hemen her kademesinde resmi görevler yüklenmiş bir radyo yöneticisi, bir radyo adamıydı. Osmanlı-Türk musıkisinin devlet radyosu çatısı altında süren icrası bu musıkinin tarihinde mutlaka incelenmesi gereken bir yeni dönemeçtir. Radyo tarihi hakkında bugüne kadar çeşitli kitaplar yayımlandı. Ama bu kitabın onlardan önemli bir farkı var: Cüneyd Orhon, devlet radyosu bünyesinde yürütülen musıki çalışmalarını benzerine pek az rastlanabilecek ölçüde ayrıntılı bir biçimde, radyonun içini dışını bilen bir yetkili olarak tanıtıyor. Radyo tarihinin sayfaları bu söyleşilerde bir bir çevrilirken, üstü kapalı konuları gözler önüne sermekten sakınmıyor, yeri geldikçe de bizi radyo dünyasının atmosferine sokuyor.

Sale!

Refik Bey… Refik Fersan ve hatıraları

20,00 16,00

Refik Fersan’ın hatıraları, iki devrin romanıdır: Osmanlının son zamanlarıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarının… Okuyucu, hatıralarda sadece geçmişin parlak musiki hayatını değil, can çekişen bir imparatorluğun aristokrat sınıfında yaşanan çizgiyi koruma mücadelesini ve genç cumhuriyetin ilk sancılarını bulacaktır.

Murat Bardakçı bu kitabında, Türk Müziği’nde 18. yüzyılın son çeyreğinde başlayan modernleşme hareketlerini ve Refik Fersan’ın hayatıyla musikisini ele alıyor. Bunu, hatıratın tam metni izliyor…

Türkiye’de bir Türk Müziği bestecisinin bizzat kaleme aldığı hatıraları ilk kez bu yayınla kitap haline gelirken, müziğimize besteci olarak büyük eserler vermiş ve bir tarza öncülük etmiş olan Refik Fersan, ölümünden 30 sene sonra yayınlanan hatıralarıyla, müzik literatürümüze de öncülük ediyor.