Sale!

Sibirya-Batı Türkistan

40,00 32,00

Karşılaştır

Açıklama

İpek Yolu-1, Çin-Doğu Türkistan isimli kitabımızda Çin’in eski başkenti Çangan’da başlayan tarihî İpek Yolu yolculuğumuza Doğu Türkistan’da, Tanrı Dağları eteklerinde mola vermiştik. Yolculuğumuzun ikinci bölümüne Altay Dağları’nda bir kamın ayılında başlıyoruz. Altay kamlarının gizemli dünyasına konuk olacak, kamların sırrını çözmeye, dünün ışığı altında bugünü ve yarını anlamaya çalışacağız.
Çevalkof’un şahsında Altay insanının kimlik bunalımını yeniden yaşayacak, Sibirya’nın son Türklerinin varolma mücadelesine farklı pencerelerden bakacağız. Bozkır savaşçılarının mistik dünyasının üzerine çöken tozlu sır perdesini aralamaya çalışacağız. Yerlilerin ağzından yaşayan Pazırık efsanelerini dinleyecek, Rusya’nın “varlık nedeni” Sibirya’nın sırrını anlamaya çalışacak, kürkle başlayıp altın, elmas, petrol ve doğalgazla devam eden bitmez tükenmez Sibirya kaynaklarının boyutu karşısında şaşıracağız!
Anayurt meselesi bağlamında antik kaynaklara bakacak, Grek filozoflarının Doğu hayranlığını ilgiyle okuyacağız. Batıya doğru yol alırken Issık Köl kıyılarında bir kayıp ada ve batık şehirlere mahsus izlere rastlayacak, yolda ihmal edilen bir halkla, Yüe-çilerle tanışacak, Bey Sakaları ve Buda’nın askerleri Kuşanları yakından tanıyacak ve onların bize hiç de yabancı olmadıklarını göreceğiz.
Türk olgusunun sırrını irdelerken, karşımıza dünya uygarlığının Sümer kökeni ve “ahlaklı-adil insanlar” olgusu çıkacak. Çin kültürünün “Sümer bağlantısı” ve Sümerlerin MÖ 4000’lerdeki Mezopotamya göçünden sonra MÖ 2350’lerde Sümer’den Kansu-Şensi ve Yenisey kıyılarına yönelik önemli bir göç vakası ile karşılaşacak, İpek Yolu’nun dinlerini irdelerken güzergâh üzerinde Türk Tanrı dini, Zerdüştçülük, Budizm, Hıristiyanlık, Manicilik ve İslamiyetin izlerini sürecek, müştereklerine şahit olacağız.
İşgal mantığı bağlamında bir Rus casusunun Türkistan’ın işgali arefesinde yazdığı günlüğü okurken, işgalin hüzünlü kaçınılmazlığı karşısında “Tanrım, bugün ile dün arasında ne kadar çok örtüşen nokta var!” diyecek ve bugünkü Türk cumhuriyetleri bağlamında soracağız: “Aradan geçen yüzyıllar, bu kadar acı tecrübe boşuna mıydı?”
Şimdi sizi kam Dokuz Oğuz’un çadırına, bir kamlanma törenine davet ediyorum…

Ek bilgi

Dil

ISBN

Sayfa Sayısı

Kağıt/Cilt

Boyut

Baskı

Basım Yeri

Basım Tarihi

Yayınevi

Yazar

G. Ahmetcan Asena

Hoşunuza gidebilir…

Sale!

Altay Bilik

15,00 12,00

Altay Bilik, kadim Türk Tanrı dini (Tenricilik) esaslarına dayanan bir bozkır yaşam felsefesidir. Binlerce yılın süzgecinden geçen bir Türk yaşam tecrübesi, bir halk bilgeliğidir. Türklerin geleneksel imparatorluk dinidir. Bilgi, marifet, bilgelik ve bilimin bir sentezidir. İlahî uyum ve ilahî dengeden bahseden bir inançtır. Yaratılmış herşeyin Yaratıcı ile bir Bir`lik teşkil ettiğini vurgulayan, İslamî terminoloji ile söylemek gerekirse, kendine mahsus kavrayışı ile vahdet-i vücudcu bir anlayıştır. Ona göre insan, yaradılmışların en yücesidir; makro kosmosun bütün bilgi ve enerjilerini ihtiva eden bir mikro kosmostur. Evrenin sırrını anlamak icin insana bakmak yeterlidir! Tanrı ile insan arasında mutlaka bir aracı gerekmez. İnsan aslında mutlak Bir ile sürekli iletişim halindedir, ama bu arada üçüncü gözü (gönül gözü) kapanan insan bunun farkında değildir. Yüzeysel bakıldığında Altay inancı bugün çok kaotik bir resim arzediyor. Genel anlamda kabul gören bir adı, bir tanımı yoktur. Tenricilik, Altay Can, Kamlık ve benzeri adlarla anılıyor. Tanrılar, kudaylar, burkanlar, ruhlar, iyeler, göksel ve yersel enerjiler, ışınlar ve benzeri gizemli terimlerden bahsediyor. Putperest mi, tek tanrılı mı, çok tanrılı mı? İnsanın zihnini karıştırıyor. Fakat anlamaya çalıştıkça sır veriyor: Çokluğun arkasındaki nihaî Tek`likten, küllî akıldan, mutlak yaratıcıdan, bilinen ve bilinmeyen herşeyin birliğinden, âlemlerden, ruhun boyutlarından, göksel ve yersel enerjilerden, kutsal doğadan, maddenin dördüncü boyutundan sözediyor. Canlı yaş ağaç dalının ateşe atılmasını yasaklıyor. Tanrı insanı yaratırken, onun kendisine benzemesini istedi. diyor. Altay Bilik, Altay Türklerinin kadim Türk kültür zenginliği bazında ulusal kimliklerini yeniden diriltme yolunda bir milli uyanış denemesidir. Kökü binlerce yıl öncesine dayanan bir çağdaş efsane, bir mutlu geçmiş arayışıdır.

Sale!

Hunlar ve Türkistan

30,00 24,00

İpek Yolu serisinin ilk kitabı İpek Yolu – 1, Çin-Doğu Türkistan isimli eserin yazarı G. Ahmetcan Asena`nın yeni kitabı 2500 Yıllık Çin İmparatorluk Belgelerinde Hunlar ve Türkistan`da yer alan metinler, insanlığın Türkler ve Türkistan hakkında sahip olduğu en eski yazılı belgeler olarak kabul edilen Şi-ki ve Sin Hen-şu gibi Çin İmparatorluk Yıllıkları esas alınarak hazırlanmıştır. Ünlü sinology J. M. de Groot`un (1854-1921) Batı bilim dünyasına kazandırdığı metinler, G. Ahmetcan Asena tarafından notlarla zenginleştirilerek Türk okuruna sunulmaktadır. Orta Asya`nın ve bu anlamda Hunlar ve benzeri adlar altında karşımıza çıkan Türklerin siyasî ve kültürel tarihi yazılırken, devlet ve sosyo-ekonomik yapıları tahlil edilirken, en eskisi 2500 yıl öncesine dayanan bu belgeler esas alınmalıdır. Çin belgelerinden çıkan sonuca bakılırsa, Türk devlet geleneği sanıldığından çok daha eski, köklü ve zengindir. Asya`da Türk olgusu muhtemelen Çin olgusundan da eskidir. Bugünkü Türk terimi Kök Türklerden beri değil, en az MÖ 7. Yüzyıldan beri Asya`da bir boy adı olarak kullanılmaktaydı. Belgelerde, Asya`da yüz yıllar süren Türk hâkimiyetinin oluşması ve ibret verici çöküşünün yanı sıra, Hunların sebep oldukları büyük halk göçleri konusunda çarpıcı bilgiler yer almaktadır.