5 sonuç gösteriliyor

Sale!

Çöpteki Çiçekler

23,00 20,70

Tarihçi ve duayen müzik yazarı James Miller, bu kitapta rock ‘n’ roll’un dönüm noktalarını, gençlik idollerinin doğuşunu -ya da yaratılışını- mercek altına alıyor, çağımızın en yaygın ifade biçiminin varolu koşullarını, geçirdiği evreleri tahlil etmekle kalmıyor, ‘kahramanlar’ın hayatlarını ve ‘yıldızlarının parladığı an’ı öykülüyor, ayrıntılı, bol anekdotlu bir döküm sunuyor. 1947’den 1977’ye, yarım asırlık bir dönem içinde, toplumsal kültürün müzikteki tezahürünü, rock ‘n’ roll’un öne çıkan bir müzik tarzı olarak ‘zamanın ruhu’nu temsil edişini akıcı ve bugüne dek rastlanmayan bir dille anlatan James Miller’ın, nesnel olgularla öznel tercihleri, izlenimleri kışkırtıcı bir üslupla harmanlayarak kaleme aldığı “Çöpteki Çiçekler”, yalnız bugünün gençleri için değil, dünün ve yarının gençleri için de eğlenceli ve düşündürücü bir kültür tarihi gezintisi olduğu gibi, geniş yelpazeli bir başvuru kaynağı vasfını taşıyor. Frank Sinatra’nın “My Way”inin, Elvis ve Sid Vicious yorumlarıyla nasıl üç ayrı Şarkı haline geldiğini, rock ‘n’ roll sözcüğünün nasıl icat edildiğini, üç dakikalık şarkıların ruh dünyamızda niye bu denli etkili olduğunu merak edenler için…

Sale!

Kaldırım Serçesi Edith Piaf

30,00 27,00

“Ablam Edith… Babamız birdi, kötü adam da değildi ama sık sık ve esaslı dayak atardı. Sonra büyüdük, sokaklara çıktık, ara sokaklarda, kaldırımlarda hem sürttük hem şarkı söyledik, Edith daha Edith Piaf değildi, hayatı ve erkekleri bir arada tanıdık, o daha yirmisine gelmeden, ‘Aşk ılındı mı ya ısıtmak gerekir ya da vazgeçmek’ anlayışını kaptı, ama mesleğinde o kadar havai olmadı, öğrenip ilerlemek için ne gerekiyorsa yaptı, zaten o yüzden, hırsıyla, tutkusuyla Kaldırım Serçesi oldu, ne adamlar geldi geçti hayatından, gece bacağını bir erkeğin beline sarmadan yatmayı hiç beceremedi, neonlardan da hiç inmedi, en çok askerleri sevdi, Savaş sırasında hele, Yves Montand’a da kök söktürdü, kafasına basmayınca erkeklere kapıyı göstermekte iki dakka tereddüt etmedi, şarkı söylerkense hep tırmandı, para saymayı bilmedi, Charles Aznavour’u keşfetti, anneliği erken tatmıştı, hayata hiç doymadı, öldüğü gece parmakları bir serçe pencesi gibi benimkilerin üzerine kapanmıştı, ertesi sabah alt kattaki çocuk söyledi, inanmak istemiyordum ama, ölmüştü…”

Sale!

Kitle Kültürü Kitlelerin Afyonu

10,00 9,00

Türkiye hop oturup pop kalkıyor; yazarından şarkıcısına, valisinden kuaförüne herkes rüyasında (bırakın meşhur olmayı!) pop sahneye bir kere olsun çıkmayı görüyor. Sözün tükendiği, düşüncenin eridiği, şiddetin beslendiği bir apolitik ortamda halkın son emziği görüntü çünkü.

Popüler Kültür de bir kültürel pozisyon olarak bizatihi toplum tarafından üretilir, dolayısıyla o toplumun içinde oluşur, biçimlenir ve yaşar.
H. Bülent Kahraman

Sale!

Paralellikler ve Paradokslar

20,00 18,00

Daniel Barenboim, 2001’de İsrail’de, yarım asırdır ilk defa Wagner’in Tristan ve Isolde’sinden bir bölüm çalarak tabuları yıkan, İsrailli orkestra şefi… Edward Said, İsrail askerlerine taş attığı sembolik eylemle Amerika’da lanetlenmek, çok uzun zamandır çalıştığı üniversiteden kovulmak istenen Filistinli edebiyat eleştirmeni…

Filistinli, İsrailli ve Ortadoğulu genç müzisyenlerle, Almanya’da, Goethe’nin şehri Weimar’da Doğu-Batı Divanı Atölyesi’ni kuran bu iki adam, yine Ortadoğu kökenli olan Ermeni Ara Güzelimyan’ın editörlüğünde, müzik, edebiyat, siyaset ve kültür üzerine yoğun ve keyifli diyaloglara giriyorlar…

Müzikal Nakışlar

Geçtiğimiz yüzyılın en etkili düşünürlerinden Edward Said, bu sefer Batı klasik müziğinin nasıl inşa edildiğine bakıyor. Kendisi de -Adorno gibi- bizzat iyi bir piyanist olan Said, Adorno’nun açtığı yoldan, onun izini sürüp bazen onunla tartışarak modern müziğin ve modernitenin dinamiklerini arıyor Müzikal Nakışlar’da. Müzik sadece müzik değil, Said’e göre, aynı zamanda büyük bir paradigmanın, toplumsal değişkenlerin parçası. Üstelik, Beethoven’dan itibaren toplumsallaşmanın -ya da toplumdan kaçmanın- aracı…

Klasik müziğe sonsuz sevgi duyan Edward Said, bu kitabı oluşturan üç konferansında, günümüzde pek çok kişiye uzak, soğuk ve eski gelen bu müziği sevilir kılmanın ipuçlarının, kitlesel gösterilerin gizlediği bir hazzın ve mahremiyetin peşine düşüyor – frak giymeden