11 sonuç gösteriliyor

Sale!

20. Yüzyıl Aşık Şiiri Geleneğinde Kadın Aşıklar

12,00 10,80

Bu kitap, kadın âşıkların, âşık şiiri geleneği içindeki durumlarını ve âşık şiirine katkılarını incelemektedir. Eserde âşık tarzı şiir sanatının bakış açısından kadın âşıklara bakmak suretiyle incelemeler derinleştirilmekte, kadın âşıkların, âşık şiiri geleneği bağlamında sanatçı kişilikleri değerlendirilmektedir. Kadın âşıkların âşık sanatına başlamaları, âşıklıkları, usta – çırak geleneği ile ilgileri gibi veriler değerlendirilmekte ve şiirlerinden yola çıkılmaktadır. Burada adı geçen isimler kadın âşıkların gelenek içindeki durumlarını belirlemek için örnek olarak seçilmişlerdir.

Kimi zaman ailesinde tanınmış âşıkların bulunmasıyla saz ve söz meclisleriyle küçük yaştan tanışma imkânı bulmuş, kimi zaman da saza el sürmesine, şiirlerini çevre ile paylaşmasına izin verilmemiş olan kadınlar son yıllarda ‘er meydanı’ âşıklar meclislerinde boy göstermeye başlamışlardır. 20. yüzyılda âşıklık geleneğinin içinde bulunduğu değişim-dönüşüm kadın âşıkların lehine olmuştur. Kadın sanatçı sayısının eski yüzyıllara oranla fazla olması ve âşık şiirinin hemen her çağı gibi bu çağın da kendi özelliklerini göstermesi ve usta kadın saz şairlerinin yetişmiş olması sebebiyle konu 20. yüzyıl kadın âşıkları olarak belirlenmiştir.

Kadınlar, sözlü şiir geleneğinde merkezî öneme sahip isimsiz halk sanatkârları, sözlü geleneğin en önemli icracısı ve aktancisıdırlar. Ancak sözlü şiir sanatına âşık olarak katkıları yakın zamana kadar gereken ilgiyi görmemiş ve eserleri çoğu kez anonim halk şiiri hanesine yazılmıştır.
(Arka Kapak)

Sale!

Türk Mûsikîsi Tarihi

35,00 31,50

Bu “Derleme” çalışmasında kitabın hacmini fazla zorlamamak için Türk Musikisi Tarihi sahasına giren her konu detaylarına inilerek ifade edilmemiş, ilgili dönem bestecilerinin bir kısmı yine aynı sebeplerden dolayı kitap içerisine alınmamıştır. Şurasını önemle ifade etmeliyim ki, bu çalışmada ismi geçmeyen, geçmiş ve günümüz besteci ve müzik adamlarının sayısı az değildir. Fakat bunun sebebi sadece kitabımızın hacmi ve yazılma amacı değildir.

Hun Müzik Kültürü öncesinden başlayarak, Merhum Cinuçen Tanrıkorur’a kadar uzun bir süreci konu alan “Türk Musikisi Tarihi”, umuyorum ki sadece müzik tarihine değil, aynı zamanda okuyuculara Türk kültür ve medeniyeti tarihine de ışık tutabilecek önemli ipuçları verecektir.

 

Sale!

Türk Din Mûsikîsi

18,00 16,20

Yaklaşık 25 asırlık medeniyet ve kültür tarihimizin önemli bir unsuru da hiç şüphe yok ki, musiki sanatımız ve kültürümüzdür. Daha çok ilahiyat fakülteleri “Din Musikisi Dersleri”, Türk Müziği Konservatuarları, Eğitim Fakültelerinin Güzel Sanatlar ve Müzik Eğitimi bölümleri ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümlerinin Türk Din Müziği, İmam Hatip Liseleri gibi eğitim kurumlarının müfredatlarına ve öğrencilere yönelik olarak biraz daha kapsamlı bir Dini Musiki kitabı olması noktasında bu çalışmanın faydalı olacağı şüphesizdir. Bu eserde, Türk Din Musikisi bütün boyutlarıyla açıklanmaya çalışılmış, toplumun bazı kesimleri tarafından tartışılan müziğin dini açıdan meşruiyeti konusuna da açıklık getirilmiştir. Cami ve Tekke Musikisi bölümlerinde ise, konuyla ilgili bütün formlarda açıklamaların yanısıra, nota örnekleri ile Türk Musikisi Nazariyatı yani makam ve usuller hakkında bilgi verilmiştir. Hun müzik kültürü öncesinden başlayarak günümüze kadar uzanan uzun bir süreci konu alan Türk Din Musikisi kitabı, sadece Türk Din Musikisi tarihine değil, aynı zamanda Türk kültür ve medeniyeti tarihine de ışık tutabilecek önemli ipuçları verecektir.

Sale!

Elazığ Harput Müziği

35,00 31,50

Türklerin Anadolu’daki en eski şehirlerinden biri olan Harput; müzik kültürü açısından da özel bir bölgedir. Kürsü başları, bağlar, bahçeler, kaya ve havuz başları yöre sanatçısının gönlündekini dile getirdiği geleneksel sahnelerdir. Harput müziği; çalgıları, makamları ve icrâ sırasındaki kuralları ile de Türk müziği içerisinde ayrı bir zenginlik oluşturmaktadır. Her makamın, kendi içerisinde mutlaka bir gazeli, hoyratı ve kırık havası vardır. Bu makamlar arasındaki geçişler de belirli kurallara bağlıdır. Bu çalışmada; Harput müziğinin kökeni, yapısı ve icrâsı konusunda bilimsel incelemeler sonucunda rasyonel yorum yapmak amaçlanmıştır. Harput müziğinde diğer bölgelerde olduğu gibi söz ön plandadır. Yörede bir dönem Müslümanların çalgı çalmasının yasak derecesinde hoş görülmemesi sebebiyle çalgı ile uğraşanların büyük çoğunluğu gayrimüslimlerdir. Harput türkü, şarkı ve uzun havalarını icra edenler ise, genellikle hafızlıktan gelen Müslüman Türklerdir. Bu çalışmada; Harput müziğinin kökeni, yapısı ve icrası konusunda incelemeler neticesinde bilimsel yorum yapmak amaçlanmıştır. Fakat konu Harput müziğinin günümüzdeki en iyi icracılarından olan Enver Demirbağ’ın repertuarı ile sınırlı tutulmuştur. 130 adet Harput ve Elazığ türküsü değişik icraları ile birlikte notaya alınarak çeşitli yönleriyle incelenmiştir.

Sale!

Halkbilimi Kuramları ve Araştırma Yöntemleri Tarihine Giriş

27,00 24,30

Halkbilimi, hem bir beşeri bilim ve hem de bir sosyal bilimdir. Aynı zamanda bir “davranış” bilimidir. Halkbilimi, bir topluluğun geleneksel ve anonim dünya görüşünü ve bunun dışavurumları olarak kabul edilen, söze, harekete ve nesneye dayalı olarak ifade edilen her türlü anlamlı formu ve bunların oluşumları, geliştirilip ve pekiştirilmelerine yönelik iletişim olaylarının içinde konu edildiği bir bilim alanıdır. Bu bağlamda, bu kitapta halkbilimi alanı ile ilgili temel bilgiler, alan araştırması tekniklerinin öğretilmesi, halkbilimi tarihinde ortaya çıkmış ve iz bırakmış bütün kuramların temel kavramları, modelleri ve bunlara getirilen eleştirileri, halkbilimi alanında gelişme ve değişmeler ortaya konmaktadır.

Sale!

Türkülerin İsyanı

30,00 27,00

Türkülerin İsyanı: Türkülerimiz su gibidir. Deniz olur dalgalanır, nehir olur şahlanır. Bazen karlı dağ olur geçit vermez. Solmayan kır çiçekleri, yaban gülü gibi arı, duru ve yalınkattır. Zalim felek, gurbet, ayrılık, gönül onunla bütünleşir “Kadrin bilmeyenler alır eline / Onun için eğri biter menekşe” dizeleriyle değer vermeyi, “Canım esirgemem billahi senden / Götür sat pazara kölem var deyi” söyleyişiyle de sevgiye olan sadakati dile getirir. Düşündürür, güldürür, ağlatır, sevindirir. O, gönülün aziz dostu, duygu ve düşüncenin aynasıdır.
Biz de onun için düştük türkülerin ardına. Az gittik uz gittik, günler ayları, aylar yılları kovaladı. Sevdamız her gün biraz daha arttı. Ekmeğimiz, ekmek kapımız oldu türküler. Gönlümüz türküyle doldu. Çaldık söyledik. Güzellikleri onlarla yaşadık. Elbette onlara olan borcumuzun bedelini ödemek gerekirdi. Türkülerin İsyanı onlara olan minnet borcumun bedeli olarak kaleme alındı.

Türkülerimizin çoğuna, raflardaki tozlu kitaplar gibi hiç el değmemişti. Hepsinin yeniden incelenmesi gerekirdi. Türkü sözlerindeki yanlışlıklara gönlümüz rıza göstermedi. İçimizde büyüdükçe büyüdü. Sonunda taştı. Elimizin erdiği, gücümüzün yettiği kadar söz sakatlıkları, yanlışlıklar ve haksız sahiplenmeler tespit edilerek ilgililerin bilgisine sunuldu.

Bu çalışma “Cim karnında bir noktadır” Başlangıçtır. Dilerim bu başlangıç halk müziğimizin yeniden yapılanmasına, birtakım tartışmaların, kavram kargaşasının sona ermesine, söz yanlışlıklarının düzeltilmesine, kıstas ve kriterlerin belirlenmesini sağlayacak çalışmalara vesile olur.

Sale!

Saz Şairleri

40,00 36,00

Türk dünyasında yalnız okur-yazar olmayan halkın değil, günümüzde aydın kitlenin de zevk alarak okuyup dinlediği bir aşık edebiyatı gerçeği vardır. Aşık edebiyatı ile saz şairlerine has şiir tarzı kastedilmektedir. Özellikle XVI. yüzyıldan sonra memleketimizde yetişen saz şairlerimiz, kendimize has edebi zevk ve gelenekleriyle bu edebiyatımızı günümüze kadar taşımışlardır. Ord. Prof. Dr. M. Fuad KÖPRÜLÜ, TÜRK SAZ ŞAİRLERİ adlı eserinde, bilimsel verilerden hareketle, saz şairlerimizi tanıtmakta ve eserlerinden örnekler sunmaktadır. TÜRK SAZ ŞAİRLERİ, aşık edebiyatı alanında yapılmış, yol açıcı nitelikte ilk bilimsel çalışmadır.

Sale!

Âşık Tarzı Kültür Geleneği Ve Destan Türü

25,00 22,50

Bugüne kadar aşık tarzı destanlar konusunda yapılan çalışmaların kahir ekseriyetini cönklerden derlenen destanların yeni harflere aktarılmasıyla ya bilinen bir aşığın yeni harflere aktarılan destanında yer alan tarihi olaydan hareketle yaşadığı yüzyılla ilgili tesbitlerindeğerlendirilmesi ya da destanına istinaden bilinmeyen bir aşığın tanıtılması oluşturmuştur. Bunların dışında kalan bir kaç tanım ve tasnif çalışmasında da çoğu zamanmehaz bile göstermeye gerek duyulmayacak kadar harcıalem bilgiler tekrarlana gelmiştir. Oysa, “sözlü kültürün gerçek arşivi kütüphaneler değil insan hafızasıdır” aforizmasının işaret ettiği sözlü kültür ortamının mahsulü olan aşık tarzı şiir ve kültür geleneği, bağımsız bir sosyo-kültürel kurum hüviyeti ile ortaya çıktığı 16. yüzyıldan günümüz ekadar, Türk kültür hayatı içinde yer alan Ermeniler başta olmak üzere gayri aTürk unsurlarını da içine alacak şekilde Türk toplumunun bütün sosyo-kültürel katmanlarınca özümsenen ve asırlar süren “Osmanıl barışı”nın -zümreler ne kelime, milliyet ve dinlerüstü- ortak kültürel kodlarını veya referans noktalarını oluşturan en önemli sosyo kültürel kurumdur.

Sale!

Bağımıza Gazel Düştü

16,00 14,40

Müzik, kimine göre daha çok bir zevk ve eğlence aracı, kimine göre yorgunluk ve efkar dağıtan bir müsekkin. Müziği, insani duygu ve düşüncenin en rafine ifadesi olarak görenler olduğu gibi, onu günah ve harama açılan kadim bir kapı olarak görenler de var. Devlet için en az iki yüz elli yıldan beri ‘toplum mühendisliği’ projelerinin önemli unsurlarından biri olan müzik; aydınlar içinse daha çok kendi ideolojik/politik tercihlerine göre anlam yükledikleri bir sanat… Bütün bir geleneksel musiki kültürümüzü ‘çağdaş’lığın önünde en büyük engel olarak görenler için müzik 9. Senfonidir ve gerisi Şark’ın ‘şarkı’ları ile Türk’ün ‘türkü’lerinden ibarettir ki her ikisinin de ‘çağdaş Türkiye’ fotoğrafındaki yerleri bitmeyen bir tartışma konusudur. Değişme, gelişme ve yozlaşmanın bir arada yaşandığı müzik dünyamızda ne yazık ki kötü müziğin iyi müziği kovduğu ve çoktandır mevsimin hep güz, bağımızın serapa gazel olduğu da acı bir gerçek. Usta bir türkü icrası olarak; müziğin arayan dinleyici ile dinleyicisini arayan müziğin buluştuğu başarılı televizyon pragramları da hazırlayıp sunan Bayram Bilge Tokel, ağırlık noktasını türkülerin ve halk müziğinin oulşturduğu bu kitaptaki yazılar ile müzik gündemimizi tarih ve kültür perpektiften yorumlayarak farklı görüşler, yeni bakışlar teklif ediyor.

Sale!

Âşık Veysel Türküz Türkü Çağırırız

15,00 13,50

1894 yılında Sivas ilimizin Sarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde dünyaya gelen, küçük denilebilecek yaşta iki gözünü de kaybeden, kırk yaşından sonra “dili çözülen”, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün beğenisini kazanan, 1965 yılında Türk diline yaptığı hizmetlerden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendisiyle ilgili özel kanun çıkarılan Âşık Veysel Şatıroğlu, yirminci yüzyılda yetişen en büyük saz şairlerimizdendir. O, sadece bir âşık değil, aynı zamanda esprileriyle, hikayeleriyle Türk insanının kalbinde taht kuran büyük bir saz şairidir.

Yaşadığı dönemde ve günümüzde “Türküm” demekten çekinen bir çok kişiye cevap verircesine, “Türküz, türkü çağırırız” diyebilen saz şairimiz yine Aşık Veysel’dir.

Sale!

Çağdaş Türk Ozanı Barış Manço

20,00 18,00

Halk müziğimizin hor görüldüğü sıralarda, batının ve doğunun enstürmanlarını birbirine kaynaştırarak özümüz olan türküleri geniş kitlelere sevdiren, farklı söyleyişi ile benimsedik büyük üstad Barış Manço'yu. Geniş yelpazesi, karizmatik kimliği, sıcak yaklaşımıyla 7'den 77'ye herkesin gönlünde taht kurmayı başaran Barış Manço, insanlık adına yaptıklarıyla, pek çok güzel sıfatlarıyla kendisini ifade etti. Barış Manço, modern bir Evliya Çelebi, aynı zamanda ozan-baksı geleneğimizi devam ettiren çağdaş bir 'Türk ozanı' idi. Kıyafetleriyle, ilginç takılarıyla, uzun saçlarıyla bizim bilidğimiz aşıklardan çok farklıydı. Bir diğer farkı da, elinde kopuz ve saz yerine gitar olmasıydı.. Buna rağmen insanlara türkülerimizi ve türkü formatındaki şarkılarını sevdiriyor; dilimizi, sözümüzü, ezgimizi benimsetiyordu. “Barış der ki…” diye başlayan dörtlüklerinde bir Karacaoğlan, bir Dadaloğlu oluveriyor; sevgiyi, dünyanın faniliğini, ilahi aşkı anlatırken de bir Yunus, bir Mevlana oluveriyordu. Bu kitap, müzik dünyasında kendisini kanıtlamış olan Barış Manço'nun aşık edebiyatı içindeki yerini belirtmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu eseri okuduğunuzda onun çağdaş bir Türk ozanı olarak edebiyat dünyası içindeki yerini almayı hak ettiğini göreceksiniz