5 sonuç gösteriliyor

Sale!

Saz ü Söz Arasında (Cinuçen Tanrıkorur’un hatıraları)

32,00 28,80

Adalet hanımın Cibali Tütün Fabrikası’nda kısım amiri olan, ünlü ‘Erenler’ şarkısının bestekarı merhum neyzen Süleyman Erguner, fabrikanın yemekhanesindeki sahnede, fabrikada çalışan amatörlerle öğle yemeklerinden sonra fasıl yapar, müzik meraklılarına hoşca vakit geçirtmiş. “Efendim, demiş Adalet hanım bir gün yemekte, benim sekiz yaşında bir oğlum var, sesi güzel; bir gün getirsem dinler misiniz?” Süleyman bey de nezaketinden olmaz diyememiş.
Çocuk gelmiş. Meşkten sonra, gönülsüzlüğü belli olan bir tonla “Oku bakalım ne biliyorsan” diyen Süleyman beye, III. Selim’in “Ab-ü-tab ile bu şeb haneme canan geliyor” sözleriyle başlayan Suzidilara Yürüksemaisini usülünü de vurarak okumaya başlamaz mı? Süleyman Bey’in gözünde yaşlar! Önce öpüp sevmiş, sonra kalın tok sesiyle ”Eserin zemini dönüşlüdür: ‘Halvet-i ülfete bir şem’-i şebistan geliyor’ güftesiyle bir daha oku bakayım!” Çocuk ”Aaah, halvetii üül-fete biiir…” diye başlayıp bitirince, ”Aman Adalet hanım, bu çocuk müzisyen olacak, sakın mani olmayın!” diye sıkı sıkı tenbihlemiş.

Sale!

Osmanlı Dönemi Türk Mûsikîsi

20,00 18,00

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dinî, klasik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanat olarak bir ucu Çin’e, bir ucu Fas’a kadar uzanan yirmi beş yüzyıllık Türk mûsikîsinin yaklaşık beş yüz yıllık bir bölümünü teşkil eder… Türk Halk Müziği adı verilen Anadolu folklor mûsikîsinin, klasik Osmanlı mûsikîsinden bazı şekil farklılıkları gösteren güfte, beste ve çalgı özellikleri vardır. Esasen halk mûsikîsi ile “klasik” denen mûsiki, biri diğerinden çıkmış ve birbirini sürekli etkilemiş, farklı çevrede icra edilen aynı mûsikî kültürünün ürünleri olarak aynı ses sistemi ile çok az farklı makam, usûl ve form yapısına sahiptirler. Geçen yüzyıl ortalarında milliyetçilik hareketlerinin doğmasından sonra, folklor mûsikîsi ürünleri, okumuş şehir ahalisince yüzyıllar boyu “basit köy türküleri” olarak değerlendirilmişti. Ancak bugün, ciddi müzisyenlerin tartışma konusu dahi yapmadıkları gerçek şudur ki, ne klasik Osmanlı mûsikîsi folklor mûsikîsinin “gelişmiş şekli”dir, ne de folklor mûsikîsi klasik şehir mûsikîsinin “ibtidâî şekli”. Tanzimatla gelen Doğu-Batı kültür çatışmasının sembolü alaturka-alafranga zıtlığı ile teksesli-çoksesli çekişmesi gibi, Türk Sanat Müziği-Türk Halk Müziği şeklindeki zorlama terminoloji de Osmanlı asırlarında hiç mevcut olmamıştı.

Sale!

Müzik Kültür Dil

28,00 25,20

Cineçun Tanrıkorur merhum sadece bir musıkışinas değil; araştırma, deneme ve düşünce yazılarını, Saz ü Söz Arasında başlıklı hatıratını okuyanlar, konuşma tarzına aşina olanlar onun aynı zamanda üslup sahibi bir müzikolog, bir düşünce adamı olduğunun şahididir. Aslında büyük sanatkarların önemli bir kısmının bizzat kendi sanatlarını üst düzeyde icra edebilmek ve yorumlayabilmek için felsefe, estetik başta olmak üzere, edebiyatla, resimle, plastik sanatlarla ve hatta zenaatlarla ilgilendiklerini biliyoruz. Fakat sanatkarın bütün bu yakın ve uzak ilgilerinin usarelerini akıttığı asıl yer bizzat icra ettiği sanatıdır. Bir beste, bir hat istifi, bir resim, bir şiir, bir mimari yapı… onu okuyabilen için aynı zamanda sanatkarın bilgi hamulesini, inanç ve düşüncelerini, deruni gelgitlerini, dünya tasavvurunu, ümitlerini, tedirginliklerini, döneminin ana problemlerini, kısaca felsefesini de yansıtan bir “kitap”tır.

Türk Müzik Kimliği

İki bölümden oluşan eserin ilk bölümünde “Türk müzik kimliği”nin teorik ve pratik meseleleri yanında Türk müziğinin algılanma şekilleri ve eğitim tarzı üzerine de birçok tesbit, teklif ve tenkit yer alıyor. Yazarın üzerine eğildiği en önemli problem Cumhuriyet tarihi içinde oluşan Türk müziği anlayışı ve icrasını yeniden gözden geçirmenin zarureti ve bunun nasıl yapılacağı meselesidir. İkinci bölümde Dede Efendi´den Bekir Sıtkı Sezgin´e, Tanburî Cemil´den Akagündüz Kutbay´a, Memed Cemil´den Alaeddin Yavaşça´ya, Sadi Işılay´a, İsmail Baha Sürelsan´a, Zeki Müren´e, Munir Nureddin Selçuk´a, Sadeddin Kaynak´a, Sadedin Arel´e Türk müziğinin büyük üstadlarına dair metinler yer alıyor.