9 sonuç gösteriliyor

Sale!

Hatıratım – Melek Kobra

10,00 9,00

“Onun hakkında bildiklerim önce çok sınırlıydı. Melek Kobra, bir dönemin ünlü operetçisi Muhlis Sabahattinin kızı, dublaj kralı Ferdi Tayfurun eşiydi. Öte yandan 25 yıllık kısa ömrüne iki film, onlarca oyun, operet plakları ve acılı bir yasam öyküsü sığdırmıştı. Kocasının uyuşturucu tutkusu ona da bulaşmış, vereme yakalanmış ve genç yaşta bu dünyaya veda etmişti. Bu sınırlı bilgilerden bir kitaba nasıl ulaşıldı? İnanılmaz ama bir gün fotoğrafçı Cengiz Kahraman önüme bir çanta getirip bıraktı. İçinde yüzlerce fotoğraf ve Melekin ölümünden önce tuttuğu üç defter dolusu hatırat vardı. Bu eski harflerle tutulmuş defterler yeni yazıya aktarıldı, önsöz ve notlar eklendi. Yetmedi, günlüğün hastalık sürecini de yansıttığını düşünerek Prof. Dr. Zeki Kılıçaslandan dönemi aktaran bir yazı istendi. İskender Savaşır, Melek Kobranın günlüklere yansıyan ruh halini masanın üstüne yatırdı. Serhan Ada da bu defterlerin edebi bir değeri var mı sorusuna yanıt aradı. Ve sonu karşınızda, yetmiş yıl kadar öncesinden gelen bir yasam öyküsü. Melek Kobra, yeniden aramızda…”

Sale!

Ruhi Su Türküleri

20,00 18,00

“İnsan sesi, çalgıların en soylusudur. Hiçbir çalgı, insan sesinin anlatma gücüne sahip değildir. Fakat insan sesi de dahil, kullandığı çalgının gerektirdiği yeteneklerden yoksun kişi, hem kullandığı enstrümanı, hem de o enstrümanla yaptığı işi yozlaştırır. Şarkı söylemeyi meslek olarak seçen bir insan için, bu -en azından- bir klasik eğitim, bir ses eğitimi, bir müzik eğitimi, sözün kurallarına göre bir şarkı söyleme eğitimi ve sonsuz bir insan sevgisi demektir. Türkü söyleyen bir sanatçı ise bunlarla beraber halkını ve bu türküleri meydana getiren koşulları iyi bilmeli.”

Ruhi Su, Türkiye’nin müzik yaşamına vurulmuş en önemli damgalardan biridir. Müziğin salt bir ezgi değil, bir duruş ve yaşam biçimi, siyasi bir fikir ve dünyaya ilişkin bir söz olduğunu bu coğrafyaya öğreten odur.

Sale!

Ezgili Yürek

12,00 10,80

Ruhi Su’nun dünyasının kapılarını aralamak için türküleri kadar önemli olan bir başka kapı da söyleşileri, yazıları… Kendi kaleminden, kendi ağzından düşündükleri, yaptıkları, yapmaya amaçladıkları.

Ezgili Yürek, Türkiye’nin kültür insanlarından birinin modern çağının en önemli kültür insanlarından birinin dünyasına çağırıyor sizi. Zamanın akışına direnmeyi başarmış bir ustanın dayandığı ve gücünü aldığı kaynakları bilmek, tüm kültürel hayatımız üzerine bulanıklaşmış görüşlerimizi berraklaştırmamıza yardımcı olacaktır mutlaka.

Sale!

Cumhuriyet’in Divası Müzeyyen Senar

24,00 21,60

Cumhuriyetin Divası Müzeyyen Senar kitabının bu baskısı farklıdır. Önceki baskılarda Müzeyyen Senarın 2004 yılına kadar olan biyografisine, bu defa 2010 yılına kadar olan altı yıl eklenmiştir. Ayrıca, daha önceki baskılarda yer almayan yeni bilgilerin yanında, onunla aynı dönemi paylaşmış birçok sanatçının anlattıklarına yeni baskıda yer verilmiştir. Yine kitapta bugüne kadar hiç yayınlanmamış Müzeyyen Senar fotoğrafları ve onunla ilgili önemli belgeler de vardır. Ayrıca 15 taş plak şarkısını kapsayan bir CD de kitapla birlikte verilmektedir.

Bu baskıda yer alan birkaç satırı aktaralım:
O müthiş bir sanatçı. Duyarlı, derin duyguları, derin iç havuzları var. O havuzlara sular damlayınca tutamazsınız zaten. Kendiliğinden söylemeye başlar, içinden kopup gelir. – Safa Onal

O bir şarkıcı veya yorumcu değil, bu onun yaşam biçimi. Belki de kalıcı yıldızlar, parlamaya gayret etmezler. Zaten o kadar parlaklar ki, kendilerini parlatmak için çaba sarf etmezler. Müzeyyen Senar hiçbir zaman şöhret olduğunun farkına varmadı. Zaten öyle doğmuştu. – Cemil İpekçi

Babam beni yedi yaşındayken Müzeyyen Senarın Tepebaşındaki programına götürdü. Sahneye çok şık yeşil bir tuvaletle çıkmıştı ama önünde bir şey sürüklenerek taşınıyordu. “Neden böyle sahneye çıkıyor?” diye sorduğumda babam “Çünkü Müzeyyen Hanım bebek bekliyor,” dedi. Sevgim o kadar büyüktü ki, dakikalar saniyeler gibi akıp geçti. – İnci Çayırlı

Tılsımını adının harflerinde taşıyan bir imge…Dudaklarının arasında dökülen tek notayla milyonların yüreğini titreten eşsiz bir ses… Gözlerinin ışığıyla bulunduğu ortamın aurasını değiştiren bir eda… Seslerin ve ezgilerin büyüleyici dünyasına adanmış bir yaşamın öznesi… Sözcüklere sığmaz bir kadın… ihtişamlı bir geleneğin klasiklerinden, günümüzün gönül okşayan fantezilerine uzanan musikimizin doruktaki değerlerini en özgün ve Özenli biçimiyle geniş halk kitlelerine benimseten yüksek icranın eşsiz bir örneği… Müzeyyen Senar!
Radi Dikici

Bir Tatlı Huzur

Türk müziğine frak giydiren bir solist, müziğiyle İstanbul’u dile getiren bir besteci: Münir Nureddin.

Biyografi edebiyatının günümüzdeki en önemli temsilcisi Ayşe Kulin’in kaleminden…

“Şiirde İstanbul’u Nedim, Yahya Kemal ve Orhan Veli anlatmıştı… Müzikte ise Münir Nureddin… Orhan Veli’nin İstanbul’u Münir’in İstanbul’undan çok farklı idi. Kapalıçarşı’nın baş döndüren hareketi! Bir yaz öğlesinde doklardan yükselen çekiç sesleri! Köprü üstü! Galata’daki çıplak kolları dövmeli, vesikalı yâr! Zaman da gece değil… Münir Nureddin’in İstanbul’u ise aksine huzur ve sükûnet dolu, eski Kadıköy geceleri… Fenerbahçe… Mühürdar… Moda koyu… Kalamış mehtapları…”

Hikmet Feridun Es

Sale!

Caz’dan Pop’a Müzikli Yolculuk

15,00 13,50

Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir, popüler müziğin birçok dalında yazı ve kitaplarım yayımladı. Kitaplar, bağımsız konseptlere sadık kalınarak hazırlanan çalışmalar. Yüzlerce yazı ve incelememse hep bir köşede, üst üste yığılıp durdu. Bunlardan çoğunluğu gazete ve dergilerdeki kritikler, değerlendirmelerdi. Görece de kısa yazılardı. Geri kalanlarsa, araştırma-inceleme boyutu ağır basan ürünler. Sayısı bini çoktan aşmış bu metinlerden çok ufak bir bölümünü seçerek bir kitaba dönüştürdüm.

Uzun yıllar popüler müzik ve teorileri üzerine çalışan, dersler veren biri olarak, ilk derleme kitabımı daha çok duygusal bir akışa bıraktım. Cazdan popa gezinip durmayı seçtim… Bu kitabı, müzikseverler bir yolculuk, küçük tatlarla dolu bir derleme çalışması olarak düşünsünler isterim.

Sale!

Bob Dylan

19,00 17,10

Bob Dylan kadar eleştirilen bir müzisyen, bir başka sanatçı, hatta her hangi bir insan daha var mıdır yeryüzünde? Birkaç sanat dalında bu kadar çok ürün verip de bu kadar yerin dibine batırılan başka bir canlı olabilir mi? Pop müziği, toplumsal katmaların dışında ayrı bir düzleme taşıyarak, tartışmasız olarak günümüzün müziğinin tetikleyicisi olan bir sanatçı için (artık kim ne kadar aksini savunsa da beyhude) bu reva mıdır diye düşünmeden edemiyor insan. Bob Dylan hiçbir zaman herhangi bir sosyal sınıfın ya da zümrenin müziğini yapmamış, topu topu güncel müziği zaman ve mekandan bağımsız olarak tüm insanlara ulaştırmaya çalışmıştır; pop (veya rock) şarkısının formatını zenginleştirerek, popüler şarkıların sade suya tirit olmak zorunda olmadığını kanıtlamıştır. Asla ”halk bunu istiyor” diye üretmemiş ve insanların beğenilerini bir adım ileri götürmeye gayret etmiştir. Ve şaşılası bir durum ama, bunda son derece başarılı da olmuştur. Ne kadar fütursuzca eleştirilirse eleştirisin, o artık milyarlarca insanın gözünde büyük saygınlık kazanmış bir sanatçıdır.

“Bob Dylan’dan etkilendiniz mi?” Müzisyen olarak sık karşılaştığım bir soruyu bir başka soru ile yanıtlamak istiyorum: “Günümüzde rock müziği ile haşır neşir olup da Bob Dylan’dan etkilenmemiş veya esinlenmemiş ya da onunla yolu kesişmemiş olan kaç müzisyen sayabilirsiniz?”

Sale!

Caz ve Ötesi

13,00 11,70

1970den sonra caz dünyasında bir çeşitlilik ve renklilik ortaya çıktı. Önceki yarım yüzyıl içinde caz, New Orleans, Swing, Bebop, Cool-caz, Hard-pop ve Free-caz gibi temel akımlarla özdeşleşti. Her akım, kendine özgü stilleriyle birçok caz dehası üretti. 1970den sonra sayısız grup ve müzisyen, folk ve etnik müziklerden yararlanarak kendine özgü, kategori-dışı soundlarıyla bu müziğin ufkunu değiştirdi ve başkalaştırdı. Yıllar içinde firmaların soundları da belirerek özel bir rol ve anlam üstlendi. Ortaya çıkan müziklerin çoğu, caz geleğinden köklü bir biçimde kopmasa bile, cazın ötesine çıkılan müzikal yolculuklardan hiç vazgeçmediler. Bu değişimde elektronik gelişmelerin de büyük payı oldu.
Orhan Kayhaoğlu Caz ve Ötesi adını verdiği bu kitabında, işte bu açılıma, müzikleriyle aktif bir rol üstlenmiş büyük ustaların müzikleri, felsefeleri ve öykülerine el atıyor. Ayrıca, Üçüncü Dünyadan enstrümanlarıyla bu müziğin içine gerine, çokkültürlü bir müzik tavrını yansıtan bazı müzisyenleri de kitabına konu ediyor. Yazarın seçtiği grup ve müzisyenlerin çoğunun devamlı veya bir dönem ECM firması içinde yer almasından dolayı, tek başına bir ekol olan bu firma üzerine de bir yazı bulacaksınız bu kitapta.
Caz ve Ötesi, caz sanatının günümüzde geldiği noktayı yansıtıyor öncelikle. Gelenekle kurulan köprüleri de gözeterek tabii..