4 sonuç gösteriliyor

Sale!

Suskunlar

22,00 19,80

Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce… Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü… Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri… Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de “suskunlar”dan biri olacaksınız…

Sale!

Diyarbekirli Udi Yervant Bostancı “Ula Fille Hoş Geldin” (CD’li

21,00 18,90

Diyarbakır (Dikranagert) el sallıyor uzaktan

Koşup da yanına varasım gelir

Hasret kokan o sevdalı kucaktan

Başımı yaslayıp yatasım gelir.

Yervant Bostancı, udun büyük ustalarından biri. O, Diyarbakırlı bir Ermeni. Xançepek’te, “Gâvur Mahhallesi”nde doğmuş. Babası Kekê Yaqo’nun hüzünlü sesini dinleyerek, düğünlerde darbuka çalarak tanıştığı müziğin derinlerine dalmış. Bağlaması, cümbüşü, Celal Güzelses’i, Kürtçesi, Ermenicesi, Türkçesi ile Diyarbakır’ın müzik kültürünü hatmetmiş.

1976’da İstanbul’a, 1992’de ABD’ye göç eden Udi Yervant, bu kitabın çıktığı günlerde Diyarbakır’a geri dönüyor.

Elinizdeki kitap, Diyarbakır’ın kendine mahsus müzik kültürünün, Ermeni mahallesinin, hayatın bütün cepheleriyle 1950’lerden 1970’lere “eski” Diyarbakır’ın, Kürt-Ermeni gündelik ilişkilerinin, puşiciliğin, esnaf muhabbetinin hikâyesi… Tabii eksen, Udi Yervant’ın hüzünlü ve neşeli hayat hikâyesi.

Yıllar sonra tekrar Diyarbakır’a döndüğünde, onu havaalanında “Ula fılle hoş geldin!” diye karşılayan Şeyhmus Diken’in hemşehri kaleminden.

Sale!

Şarkıdaki Şiir

17,50 15,75

Hilmi Tezgör

Müzik ile edebiyat öteden beri hep yakın olmuş; hatta iç içe geçmiş, birbirlerini beslemiş ve zenginleştirmiş sanatlar. Birini anmak, çok geçmeden öbürünü de akla getiriyor. Popüler müziğin şarkı formu çoğu zaman edebiyatı önemsemiş ve duyguların daha güçlü ifade edilebilmesi için bahçesine edebiyatı “şarkı sözü” olarak davet etmiş; edebiyat da şarkı sözü yazarını etkisi altına alabilmiş.

Hilmi Tezgör önce dünyaca ünlü, haklarında çokça yazılıp çizilmiş ozan/şarkıcılar ve folk, rock, punk, dub şairleri üzerindeduruyor. Onların şiirleri ya da şiirsel nitelikteki şarkı sözleriyle popüler müziğin edebi yüzünü örneklendirmeye çalışıyor. Daha sonra ise belli başlı yazar, şair ve edebi akımlardan yola çıkarak bunların popüler müzik tarihindeki etkilerini değerlendiriyor. Yüz yılı aşan popüler müzik tarihinin edebiyatla ilişkisine genel ama mümkün olduğunca kapsayıcı bir bakış getiren Şarkıdaki Şiir, Bob Dylan’dan Brecht’e, Leonard Cohen’den Camus’ye, Led Zeppelin’den Tolkien’e uzanan geniş bir yelpazede, ses ile sözün birbiriyle bütünleşmelerini ele alıyor.