16 sonuç gösteriliyor

Sale!

Kan Dolaşımı, Ameliyat ve Musıkî Makamları

36,00 32,40

Kantemiroğlu 1673-1723 ve Edvar’ının Sıra Dışı Müzikal Serüveni

Sale!

Müzikofili – Müzik ve Beyin Öyküleri

25,00 22,50

Müzikofili nörolog-yazar Oliver Sacks’ın meslek hayatında karşılaştığı vaka öykülerinin bir derlemesi. Adından da anlaşılacağı gibi, bu kitapta biraraya getirilen vakaların ortak noktası, geçirdikleri hastalık veya kazalar sonrasında müziğe karşı geliştirdikleri hassasiyetleri.

Sale!

Her Güne Bir Ninni

45,00 40,50

Anneler, nineler, ablalar, halalar çocukları uykunun tatlı kollarına ninnilerle bırakırlar… Hiçbir çocuk annesinin kendisi için bebekken söylediği ninnileri hatırlamaz, bilinçaltında, belleğinin gizli köşelerinde saklar belki… Kulağımızda yer eden ninniler başka bebekler için söylenirken duyduklanmızdır.

Her Güne Bir Ninnide Türk kültürünün ortak değerlerini yansıtan, yöresel deyişleri de içeren sekiz yüzden fazla sevgi ve duygu yüklü ninni, tekrar ses buluyor. Sayfalardan, dillere, dillerden çocukların yüreğine aksın diye…

İzmir Rumlarının Müziği 1900-1922

20. yüzyılın başları İzmir için yıldızın parladığı yıllar demektir. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Levantenlerden oluşan nüfusu içinde zenginlikte başı çeken Rumlar ve Levantenler kentin müzik yaşamına da damgalarını vurmuşlardı. Hele gramofonun yaygınlaşması müziği evlere kadar sokmuş, plaklar müzik yaşamında başat rol oynamaya başlamıştır.
Ne yazık ki çok kısa süren bu dönemin ardından gelen, savaşlar, kırımlar ve zorunlu göç olgusu İzmir’in zengin müzik yaşamının izlerini hayli silikleştirmiş, giderek yok olma noktasına getirmiştir.

İşte Aristomenis Kaliviotis’in bu çalışması plakların izini sürerek İzmir’in bu parlak yıllarını yeniden canlandırıyor, geniş dökümleriyle birlikte en güzel örneklerini de bir CD olarak bizlere sunuyor.

Sale!

Mozart Tanrıların Sevdiği

18,00 16,20

Salzburg, Viyana ve büyük Avrupa başkentleri arasında geçen bir hayat…
Kusursuz yapıtlar: Saray’dan Kız Kaçırma, Figaro’nun Düğünü, Son Giovanni, 40 Senfoni,
Cosi fan tutte, Sihirli Flüt… 180 belge.
Wolfgang Amadeus Mozart 6 yaşındayken ilk menuet’ini besteledi. 11 yaşındayken ilk operasının yazdı. Bu pudralı ve perukalı harika çocuk imajının yıkılması uzun zaman alacak ve bunun bedeli bir hayli acılı ve çileli olacaktı. Genç Mozart’ın müzikal dehası, özgürlüğüne kavuştuğu Viyana’da çiçeklenmeye devam etti. Zorluklarla dolu son yıllarında başyapıtlarının doğumuna tanık olundu: Piyano konçertoları, oda müziği partisyonları, vokal müzik eserleri – 1791 yılının bir kasım gününde son bulan eşsiz bir yolculuktu yaşadığı, o zaman Requiem henüz yapım aşamasındaydı. Mozart’ın hayatında gülüşler her zaman gözyaşlarıyla atbaşı gitmişti. Ancak gizem hâlâ varlığını koruyor: Mozart’ın müziği nasıl oluyor da ruha bu kadar etki edebiliyor? Michel Parouty “Tanrıların sevdiği” Mozart’ın kısa ama çarpıcı hayatını anlatıyor.

Sale!

Sanatı Yaşamak

11,00 9,90
Sale!

Dansa Âşık Bir Kuğu: Meriç Sümen

32,00 28,80

Nevsâl Baylas, Dansa Âşık Bir Kuğu: Meriç Sümen’de, sahnedeki varlığı, güzelliği ve gerek tekniği gerek duyarlığıyla yurtdışında da büyük beğeni toplayan bir balerinin hayatına odaklanmıyor yalnızca…
Nevsâl Baylas’ın Türkiye’de bale sanatının gelişmesinde büyük katkıları olan Ninette de Valois’nın 2001 yılında ölümü üzerine, BBC Dünya Servisi’nin Türkçe Yayınları için bir radyo programı hazırlamak üzere Meriç Sümen’le tanışmasıyla başlayan, sonra bir kitaba dönüşen bu çalışmaşı, Meriç Sümen’in kişiliğinde Türkiye’deki bale tarihini ve Batılı anlamda modernleşmenin bir kesitini de sunuyor.

Dansa Âşık Bir Kuğu: Meriç Sümen, Türkiye’nin Julieti, Prima Ballerina’sı Meriç Sümen’in portresinde, içinde geleceğin dansçısını barındıran genç bir kızın, ucu Molly Lake, Margot Fonteyn, Rudolf Nureyevlere dokunan hayatından başlayarak, yetenek-disiplin-sanatçı olma sorunlarına değinen, Türkiye’de Devlet Balesi’nin oluşumu ve gelişimini aktaran ve aynı zamanda dansta klasikten moderne geçişe ayna tutan toplu bir gösteri niteliğinde.

Donizetti Paşa – Osmanlı Sarayının İtalyan Maestrosu

Tarihimize Donizetti Paşa olarak geçen ve meşhur opera bestecisi Gaetano Donizetti’nin ağabeyi olan İtalyan asıllı Giuseppe Donizetti, Napoléon Bonaparte’ın bandosunda flütçü olarak görev yapmış ve sonra II. Mahmud’un kurduğu Muzika-yı Hümâyun bünyesinde Osmanlı bandolarına baş eğitmen olarak tayin edilmişti. Emre Aracı’nın Bergamo, uzun soluklu araştırmalar sonucu kaleme aldığı ve ölümünün 150. yılında yayımlanan Donizetti Paşa biyografisi ona ait bilinmeyen pek çok yeni eser, mektup, fotoğraf ve diğer görsel materyalin yanı sıra, eski kaynaklardaki bilgilerin yeniden değerlendirildiği kapsamlı bir çalışma özelliğini taşıyor. Konservatuarlarda okutulması gereken kaynak kitap niteliğindeki bu araştırma aynı zamanda tarih ve müziksever herkesin ilgiyle okuyacağı, William Ashbrook’un da deyimiyle, hayatı “tam bir opera buffa konusu olabilecek” bir şahsiyetin renkli bir yaşam öyküsü.

Naum Tiyatrosu – 19.Yüzyıl İstanbul’unun İtalyan Operası

İtalyan operasının 19. yüzyıl İstanbulu’nda ciddi anlamda filizlenmeye başlayarak geliştiği Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu, yandığı 1870 yılına kadar yaklaşık 30 yıl boyunca şehrin kültür ve sanat hayatında çok önemli bir rol oynamıştı. Bugün yerinde Çiçek Pasajı’nın bulunduğu sahne ilk olarak ilüzyonist Bartolomeo Bosco tarafından inşa edilmiş ve ardından idare arsa sahibi olan Halepli Naum ailesine geçerek zaman içerisinde Naum Tiyatrosu adını almıştı. 1848’de kârgir olarak yeniden inşa edilen bina, Sultan Abdülmecid’in de maddi ve manevi desteğini almış ve İstanbul’da opera sahneleme imtiyazını da kazanarak bir tür imparatorluk tiyatrosu haline gelmişti. Emre Aracı’nın yerli ve yabancı pek çok kaynağı tarayıp, arşiv belgelerini inceleyerek bir araya getirdiği bu kaynak kitapta, Naum Tiyatrosu inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozaiğine, sahnelenen opera repertuvarından varyete temsillerine, karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar pek çok değişik yönüyle ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Sale!

Saklı Mecmua – Ali Ufkî’nin Bibliothèque Nationale de France’taki (Turc 292) Yazması

22,00 19,80

Geleneksel Osmanlı/Türk musıkisi tarihinin en önemli yazılı belgelerinden biriyle karşı karşıyayız. Tek nüshası Paris’te Bibliothèque Nationale de France’ta Şark Yazmaları (Manuscrits Orientaux) bölümünde bulunan ve [Turc 292] katalog numarasıyla tasnif edilmiş olan bu adsız elyazması, Leh mühtedisi Wojciech Bobowsky’nin –nâm-ı diğer Ali Ufkî Bey (1610-1675)– bıraktığı elyazması eserlerinden biridir. [Turc 292] yazması üzerinde bugüne dek hiçbir ciddî akademik çalışma yapılmadığı söylenebilir. Esas itibariyle Ali Ufkî Bey’in evrak-ı metrukesini içeren [Turc 292] yazması ne Mecmua-yı Saz u Söz’ün ne de başka bir kitabın taslağı, “müsveddesi”dir: Ali Ufkî bu yazmada Osmanlı/Türk musıki geleneğinin başlangıç dönemlerini aydınlatan ve başka hiçbir yerde bulamayacağımız çok önemli bilgiler, gözlemler, eserler, tanıklıklar sunuyor bize. [Turc 292] yazmasındaki belge ve tanıklıkların müzik tarihimiz açısından değeri, ve Ali Ufkî’nin bize böylece sunduğu dönem tanıklığı, bu mecmuanın salt repertuar değerinden çok daha önemlidir. [Turc 292] yazmasının yüzyıllar boyunca okunup hak ettiği şekilde değerlendirilememiş olmasına atfen, bu mecmuayı incelemeyi amaçlayan bu kitaba Saklı Mecmua adı pek uygun düşmektedir.