Ali SİRMEN/asirmen@cumhuriyet.com.tr

Sevgili,

İlhan Mimaroğlu’nun 7 Temmuz 1997’de New York’ta kaleme aldığı, “Yokistan Tasarsı”nın iyice komprime bir özetini bu hafta sana aktaracağıma söz vermiştim.

Aslında işin doğrusu bu minik kitapçığı alıp okumaktı. Ama bir tek nüshası bile kalmadığı ve Pan Yayıncılık da yeniden basmadığına göre bu mümkün değil.

***

Yokistan, komünist-kapitalist bir ekonominin egemen olduğu bir diyar. Kapitalist çünkü bugüne dek, işleyebilen, amaçlarını gerçekleştiren tek ekonomik dizge o.

Ama devletin yönettiği bu kapitalst dizge kâr gözetse bile kâr kamu hizmetlerine, emekçi ücretlerine ve kârı artıracak diğer yatırımlara harcanır.

Yokistan’da, emek nesnel bir değerdir, tek ve eşit ücret vardır. Mesleği ne olursa olsun herkese aynı eşit ücret ödenir.

Her vatandaşın, kimlik kartı aynı zamanda o şirketin ve ülkenin bir hissesine sahip olduğunun belgesidir. Kimse birden fazla hisseye sahip olamaz.

Kimlik kartı aynı zamanda kredi kartıdır. Para yoktur. İhtiyaçlar kredi kartı ile giderilir. Devlet zaman zaman ücrete oranla bir kredi de verebilir.

Yokistan’da işsizlik yoktur. Emeklilik yoktur. Aile yoktur. (Dikkat, aile yoktur demek sevgi yoktur anlamını taşımıyor. Yalnızca toplumun temeli aile değil, bireydir.)

Mülkiyet yoktur. Kişi sahip olabileceği taşınabilir değerleri ömür boyu kiralamış sayılır.

Kişinin yalnız üretim araçlarının değil, ülkenin tümünden tek bir hisse oranında payı varsa da bu pay ancak ömrü boyunca geçerlidir. Sonradan başkasına bırakılamaz.

***

Mülkiyet olmayışına doğrudan, aile olmayışına dolaylı bağlı olarak miras yoktur.

Yokistan’ın ekonomisi büyük ölçüde tüketime yöneliktir. Tüketim alanı kâr getiren halk hizmeti sayılır ve kâr getirmeyen halk hizmetlerinin giderlerini karşılar. Her yurttaşa ödenen ücret ve verilen sınırlı kredi tüketime sunulan mal hizmetleri karşılamaya yeterlidir.

Yurttaşlar tüketime özendirilirler, ama bu reklam yoluyla olmaz. Reklam yoktur.

Özel girişim vardır. İsteyen kişi iş kurmak için başvurur, devlet inceler, yeterli görürse, o kişiye iş kurması için para verir, onu yönetime getirir. Kişinin bundan sağlayacağı tek şey iş kurmanın doyumudur. Yoksa o da aynı ücreti alır, onun için de mülkiyet kuralları herkes gibi işler.

Sağlık hizmetleri bedavadır.

Spor ancak beden eğitimine yararı oranında vardır. Herkesin eşit oranda kazandığı bir ülkede yenmenin yenilmenin kural olduğu spor oyunlarının kaldırılması gerekmiştir.

Özel taşıt yoktur, ulaşım toplu taşıt araçları artı taksi ile yapılır. Kişi ancak istediğinde bisiklet edinebilir. Özel otoların ve taşıtların yokluğu çevre kirlenmesi, trafik ve otopark çirkinliği sorunlarını çözmüştür.

Devlet yabancı şirketlerin ülkeye yatırım yapmalarını özel anlaşmalarla düzenler.

Turizm ülkenin önemli gelir kaynaklarından biridir.

***

Yokistan’da seçimlerle gerçekleştiği yolunda aldatıcı bir savın ürünü sakat bir demokrasiden uzak durulmuştur. Vatandaş sandık başına gidip seçim propagandalarıyla kendilerini aldatan çoğunlukla yeteneksiz kişileri oy vermek gibi yanıltıcı aldatıcı giderek uyuşturucu bir oyundan kurtulmuş olduğunu bilir.

Parlamento yoktur. Yurttaşların her biri kendilerini bir parlamento üyesi gibi görür.

Vatandaşlık doğum veya göç yoluyla kazanılır.

Doğma büyüme vatandaşlar eğitimleri boyunca (eğitimin bedavadır) dinden arıtılmış olarak yetiştirilirler.

Göçmenler ülkede hiçbir tapınak olmadığını bilerek yurttaşlık hakkını kazanır.

Kişi kendi isteğiyle vatandaşlıktan ayrılabilir.

Nüfus artışını yurttaşlara devlet bütçesindeki kâr payından verilen eşit paylarla oranlı tutmak amacıyla doğumlara çok sıkı denetim uygulanır.

***

Bazı bölümlerini atlayarak ve çok özetleyerek, yerin müsaadesi oranında ancak bu kadar anlatabildim “Yokistan”ı.

Daha ayrıntılı da anlatabilseydim, yine de tam olarak özümsemek güç olacaktı. Çünkü normalde, insanoğlu, kendisine sunulmuş dünyayı tek mümkün sayıp gerisini reddetmek eğilimindedir.

Oysa, önemli olan başka tür yaşamların ve toplumların da var olabileceğini anlamak.

Bilmiyorum Sevgili, İlhan Mimaroğlu’nun “Yokistan”ını nasıl buldun? Beğenmediysen bile hiç değilse, onun başka bir dünyanın mümkünlüğünü hücrelerine kadar sindirmiş müstesna kişilerden biri olduğunu görmüşsündür.

Yeni ve daha yaşanası, daha yaratıcı, daha özgür dünyalar o insanların eseri olacak.

İlhan Mimaroğlu’nu bir kez daha, hayranlıkla, şükranla, saygıyla anıyorum.

Düzeltme: Dünkü yazımın bir yerinde “bu konularda hep teenni ile hareket ettiler” deyişi, temenni ile olmuş. Doğrusu teenni olacak.

Cumhuriyet, 5 Ağustos 2012

Etiketler:
X