Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
Yeni
Ansiklopedik Müzik Sözlüğü Cem Çobanlı

Ansiklopedik Müzik Sözlüğü

475,00TL
Taksitli fiyat: 9 x 58,06TL
Stok Kodu
9786259068732
Boyut
16 x 23 cm
Sayfa Sayısı
502
Basım Yeri
İstanbul
Basım Tarihi
Ağustos 2026
Kapak Türü
Karton kapak
Kağıt Türü
Birinci hamur
Dili
Türkçe
9786259068732
362859
Ansiklopedik Müzik Sözlüğü
Ansiklopedik Müzik Sözlüğü
475

Ansiklopedik Müzik Sözlüğü hakkında

Tanıtım Müzik ve yayıncılık dünyasında daha önce yapılmamış bu çalışmada, dört ana müzik türü ve alt türleri, terimleri tarihsel bağlamda birbiriyle ilişkilendirilerek, türlerin yaratıcısı, öncüsü, temsilcisi yüzlerce müzisyen, grup ve orkestra ile Antikçağ’dan günümüze onlarca çalgı ve müzik araç–gereci ele alınıyor. Yazar, tüm insanların anne karnında ninniyle, daha sonra ninemizin ayaklarında yastıkla sallanırken; sonrasında okulda, sokakta, tribünde, konserde, minibüste, meyhanede ve nihayet cenazede olmak üzere; yaşamın tüm alanlarında insanların isteyerek veya istemeyerek; söyleyerek, mırıldanarak, ıslıkla veya sadece elle ve ayakla tempo tutarak hep müzikle iç içe olduğunu öne sürüyor.

Müziksever veya müziksevmez olalım, “dinle! anlatılan senin hikâyendir” dercesine senfoniden rock’n’roll’a, heavy–metal’dan mariachi’ye, arabesk’ten serenad’a ve noktürn’lere, protest müziğe, ragtime–jazz’ından reggea, rai, zydeco, türkü, fasıl ve operaya kadar hayatlarımızın her evresinde bir biçimde yer alan müziklere dair her şey bu kitapta biraraya geldi... Dünyanın dört bir yanından...

İçindekiler Sunuş ya da kitap hakkında 1- Türler ve terimler .2- Kişiler ve gruplar 3- Çalgılar ve aletler

EK–1 Kürelerin müziği: ahenk–uyum–armoni veya mutluluk üzerine EK–2 Woodstock Rock Festivali: tüm zamanların en unutulmaz karşı–kültür kongresi Woodstock sahne EK–3 Woodstock’tan bugüne 49 yıllık bir aşk hikâyesi EK–4 50. yılında tüm zamanların en efsanevi albüm kapağı: Abbey Road EK–5 (50.

Kaynakça ve okuma/dinleme önerileri (kitaplar, dergiler, radyo istasyonları) Dizin Kısaltmalar Yazar hakkında

Sunuş ya da Kitap Hakkında (özet) Geçen yılın başlarında bir gün, rock’un ne kadar çok alt başlığı olduğunu düşündüm, epey kafam karıştı. Bırak alt başlığı, tek bir müzik grubu bile geçen yıllar içerisinde müziğini geliştiriyor, başladığından bu yana başka türlere evriliyor ve yeni türlerin doğmasına vesile oluyor, biliyorsun. Örneğin Santana!

70’lerin başında ‘Jingo’ ile tanıdık, sevdik, bunun adı afro-rock’tur dedik. Ne varki, şimdi soruyorsun mesela Wikipedia’ya, Santana ne tür müzik yapar diye: Yanıt şöyle geliyor: Latin-rock, blues-rock, psychedelic-rock, acid-rock, chicano-rock, jazz-rock, jazz-fusion, yacht-rock... Nedir bunlar, nasıl müzikler bunlar, ne zaman doğmuş, bildiğin parçalar var mı, öncüleri temsilcileri kim, tanıyor musun...

diye yanıttan yığınla soru türetiyorsun. Mesela, bir progressive-rock parçası dinliyorsun, kulağına klasik müzik gibi geliyor, bir de öğreniyorsun ki, misal, klavyedeki arkadaş klasik müzik eğitiminden geçmiş yıllarca, sonradan rock’a dönmüş... Jazz-piyanonun öncülerinden biri olarak gayet iyi tanıdığımız, çok sevdiğimiz, müzisyen-besteci-şef merhum Chick Corea bir bakıyorsun müthiş bir Mozart yorumcusu olarak albüm çıkarıyor, şaşırıyorsun.

Prog-rock’un babalarından Yes’in efsanevi klavyesi Rick Wakeman örneğin, Prokofiev ve Listz hayranı Wakeman... İki heavy-metalci gitar arkadaş var Edward van Halen ve Randy Rhoads; biyografilerinde yazıyor, Vivaldi’den ve Bach’-tan fena halde etkilenmiş bu Barok arkadaşlar. İngiliz müzikbilimci Prof.

Nicholas Cook, bu klasik müzik etkisinin Deep Purple’a, Emerson Lake and Palmer’a (örneğin Modest Mussorgski’nin ‘Pictures at an Exhibition’ yorumu) hatta Procol Harum’un, bana göre tüm zamanların en çarpıcı eserlerinden biri olan ‘A Whiter Shade of Pale’ine kadar uzandığını öne sürüyor, ki hocanın ellerinden öpüyorum, kesinlikle aynı fikirdeyim. Deep Purple demişken, araya yerleştireyim! Yılını hatırlamıyorum, uzun zaman önce BBC’de izlemiştim, ‘Deep Purple Concerto for Group and Orchestra’.

Önde Deep Purple arkada Kraliyet Flarmoni Orkestrası, yıl 1969 (ben daha çocuk sayılırım! ), mekân Royal Albert Hall. Bizimkilerin başında Jon Lord, Flarmoni’nin başında ünlü şef Malcolm Arnold (aslında tüm konçerto Jon’un marifetiymiş).

Hâlâ nasıl olur demeye devam ediyorum, bu kadar erken bir zamanda klasik Batı müziği ile hard-rock nasıl bu denli mükemmel biçimde biraraya gelmiş! Muazzam bir iş ve gel gör ki bu kitabın da esin kaynaklarından biri hiç kuşkusuz... Sonra bir de merak var!

Sözgelimi o müthiş soprano ses, gençliğimizin savaş karşıtı, eylemci, protest şarkıcısı Joan Baez acaba ne yapıyordur şimdi, ne yiyor ne içiyor, çoluk çocuk tombalak filan var mıdır, elden ayaktan düşmüş müdür yoksa hâlâ Sacco ve Vanzetti’yi mi anıyor ‘Here’s To You’ 45’liğiyle... Merak işte! Jazz-rock’un popüler öncüsü ‘Just You and Me’ ile pek sevdiğimiz Chicago ne yapıyordur acaba 50 sene sonra diyorsun, bir de bakıyorsun Rus Leonid (Vorobyev) ve Ukraynalı arkadaşları (Leonid and Friends ya da � Chicagovich), hâlâ dinlemeye devam ettiğim Chicago’nun öyle böyle değil çok başarılı cover’lerını yapıyorlar, dünyada dolaşmadıkları, konser vermedikleri ülke kalmamış neredeyse.

Stüdyo kayıtları müthiş. Chicagogiller bile çok takdir ettiklerini söylüyorlar. Peki, dedim kendime ben tüm bunları internette gezinerek, YouTube izleyerek ya da sayfa sayfa müzik kitabı karıştırarak öğrenmek zorunda mıyım?

Ve de benim gibi başkaları da bulmak, öğrenmek zorunda mı? Şöyle olağan kalınlıkta tek bir kitaba bunların tümü sığar mı? (Bir kısmı sığdı galiba!..

) İşte bu soruların yanıtı bu kitabın doğmasına neden oldu. Bu çalışmaya başlarken epey bir araştırdım literatürü, bu dört ana müzik türünü birarada ele alan bir kitaba henüz rastlamadım, sonra İstanbul’da epey kitapçı ve sahaf dolaştım, yerli ya da yabancı dilde bir ansiklopedi, bir sözlük var mı diye aradım... Klasik Batı müziği sözlükleri, rock sözlüğü, jazz sözlüğü ve tarihçeleri var, çeşitli müzik türlerine ya da müzisyenlere ilişkin çok sayıda kitap da var ama tümü birarada ve alfabetik düzende, birbirine göndermeli, ilişkilendirmeli dördü birarada rock, jazz, blues ve klasik müzik türleri, terimleri ve kişileri, grupları, çalgıları kitabı bulamadım.

(…) Gelecek sayfalarda göreceksiniz, madde altlarında örnekler var, bir yığın müzik insanı ve grubu... Çoğunu biliyorum, tanıyorum, dinlemişliğim var ama bir hayli tanımadığım da var. Geçen yaz bir gün, Kadıköy’de büyük bir kitapçıda kasadaki 20 yaşlarındaki bir genç kadınla sohbet ettim.

‘Santana’ sözcüğünü ilk kez benden duyduğunu söyledi! Bir başka zamanda aynı yaşlarda bir delikanlı da Santana deyince Volkswagen’in Santana modelinden bahsetmişti! (Yani Carlos Santana adına büyük utanç duyuyorum ve de tam yuh diyecekken vazgeçiyorum, yakın tarihin ve bugünkü Türkiye’nin konser, festival, albüm yasaklamalarıyla filan çağdaş kültür-sanattan itinayla arındırılmış hâlini düşününce normaldir herhalde diyorum.

) Bu hâlde ikinci bölümü yapmam şart oldu, bu türleri yaratan ve icra eden ünlü ve ünsüz kişilerin ve de grupların yaşam öyküleri. Bir de metin içinde bildiğimiz bilmediğimiz pek çok çalgı adı geçiyor. Aslında çalgılar, türün kendisinden çok daha önemli, çünkü onlar olmasaydı o müzikler de yapılamazdı.

Böylelikle kitapta, bir de üçüncü bölüm açılmış oldu, Antikçağ’dan günümüze neredeyse tüm kültürlerde kullanılan çalgılar, Dünya uygarlığının çalgılar tarihi resmî geçidi gibi... Bunları da (özellikle çok tanınmayanları) gözümüzün önünde canlanabilmesi için olabildiğince resimlendirmeye çalıştım. O bölümde çalgıların yanısıra plakçalardı, radyoydu, juke-box’tu vesaireydi muhtelif aletlere de yer verdim mecburen, çünkü yine onlar da olmasaydı o müziklere erişemezdik, dinleyemezdik.

(…) Bu kitap, yapısı gereği tek parçadan (yani tek cilt) ve bölümlerden oluşan bir ‘ansiklopedik sözlük’tür. Bilmem kaç ciltlik bir ansiklopedi olmadığı için fazlasını beklemeyin yani! Belki dört ayrı cilt olabilirdi ama hem mevzunun özüne aykırı olduğu için hem de yayıncılık ve kitapçılık açısından, teknik nedenlerle sakıncalı bulduğum için bölücülük yapmayayım dedim!

Burada, bazıları dışında uzun uzadıya bütün terimleri, müzisyenleri, albümleri ve hikâyelerini sayfalarca anlatmadım, anlatamadım yani. Bunun yerine başlıca müzik türlerini, alt ya da ilişkili türlerini (ki galiba çok az atladım) ve o türlerin mucidi, adı çokça duyulmuş, bir yığın albümü çıkmış ve evrenselliğe ulaşmış uygulayıcısı, izleyicisi, geliştiricisi, milyonlarca seveni ve elbette en geniş biçimiyle, ulaşabildiğim kadarıyla, o türlerin, ilgili bazı terimlerine ve çalgılarına yer verdim.

Yoksa milyonlarca müzisyeni tek tek nasıl koyayım ki böyle bir kitaba, sayfalar ve ömür yetmez! (örneğin, 2025 itibarıyla, dünyada sadece progressive-rock türünde müzik yapan yaklaşık 2. 800 grup olduğu söyleniyor!

) Müzik terimleri var örneğin, binlerce (özellikle klasik Batı müziğinde ve Türk müziğinde), sonu yok. Bunların da kulağımızın aşina olduğu bazılarını aldım yine mecburen. Maddeleri elimden geldiğince ve gerektiğince birbirine bağlamaya çalıştım (ud ile lavta ilişkisi gibi!

) her fırsatta oklarla, ilişkili maddelere gönderdim. Uzun yıllardır dilbilimle uğraşmanın sonucu olarak kimi sözcüklerin kökenlerini aktarmayı vazife bildim. Bu arada çalışmamız güya bir sözlük (başlangıçta niyet böyleydi) olduğuna göre, maddeleri fazla uzatmamam gerekiyordu.

Ne var ki, türlerin doğuşu ve gelişmesiyle ya da kimi çalgılarla ilgili o kadar şaşırtıcı ve ilginç bilgiler var ki arasan bulamazsın, bunları da aktarmasam olmazdı. Bu yüzden dayanamayıp bazı maddelerde ipin ucunu kaçırmayı göze aldım diyeyim (işte böyle sözlük diye başladım, ansiklopedik sözlük oluverdi!

Cem Çobanlı

Ansiklopedik Müzik Sözlüğü hakkında

Tanıtım Müzik ve yayıncılık dünyasında daha önce yapılmamış bu çalışmada, dört ana müzik türü ve alt türleri, terimleri tarihsel bağlamda birbiriyle ilişkilendirilerek, türlerin yaratıcısı, öncüsü, temsilcisi yüzlerce müzisyen, grup ve orkestra ile Antikçağ’dan günümüze onlarca çalgı ve müzik araç–gereci ele alınıyor. Yazar, tüm insanların anne karnında ninniyle, daha sonra ninemizin ayaklarında yastıkla sallanırken; sonrasında okulda, sokakta, tribünde, konserde, minibüste, meyhanede ve nihayet cenazede olmak üzere; yaşamın tüm alanlarında insanların isteyerek veya istemeyerek; söyleyerek, mırıldanarak, ıslıkla veya sadece elle ve ayakla tempo tutarak hep müzikle iç içe olduğunu öne sürüyor.

Müziksever veya müziksevmez olalım, “dinle! anlatılan senin hikâyendir” dercesine senfoniden rock’n’roll’a, heavy–metal’dan mariachi’ye, arabesk’ten serenad’a ve noktürn’lere, protest müziğe, ragtime–jazz’ından reggea, rai, zydeco, türkü, fasıl ve operaya kadar hayatlarımızın her evresinde bir biçimde yer alan müziklere dair her şey bu kitapta biraraya geldi... Dünyanın dört bir yanından...

İçindekiler Sunuş ya da kitap hakkında 1- Türler ve terimler .2- Kişiler ve gruplar 3- Çalgılar ve aletler

EK–1 Kürelerin müziği: ahenk–uyum–armoni veya mutluluk üzerine EK–2 Woodstock Rock Festivali: tüm zamanların en unutulmaz karşı–kültür kongresi Woodstock sahne EK–3 Woodstock’tan bugüne 49 yıllık bir aşk hikâyesi EK–4 50. yılında tüm zamanların en efsanevi albüm kapağı: Abbey Road EK–5 (50.

Kaynakça ve okuma/dinleme önerileri (kitaplar, dergiler, radyo istasyonları) Dizin Kısaltmalar Yazar hakkında

Sunuş ya da Kitap Hakkında (özet) Geçen yılın başlarında bir gün, rock’un ne kadar çok alt başlığı olduğunu düşündüm, epey kafam karıştı. Bırak alt başlığı, tek bir müzik grubu bile geçen yıllar içerisinde müziğini geliştiriyor, başladığından bu yana başka türlere evriliyor ve yeni türlerin doğmasına vesile oluyor, biliyorsun. Örneğin Santana!

70’lerin başında ‘Jingo’ ile tanıdık, sevdik, bunun adı afro-rock’tur dedik. Ne varki, şimdi soruyorsun mesela Wikipedia’ya, Santana ne tür müzik yapar diye: Yanıt şöyle geliyor: Latin-rock, blues-rock, psychedelic-rock, acid-rock, chicano-rock, jazz-rock, jazz-fusion, yacht-rock... Nedir bunlar, nasıl müzikler bunlar, ne zaman doğmuş, bildiğin parçalar var mı, öncüleri temsilcileri kim, tanıyor musun...

diye yanıttan yığınla soru türetiyorsun. Mesela, bir progressive-rock parçası dinliyorsun, kulağına klasik müzik gibi geliyor, bir de öğreniyorsun ki, misal, klavyedeki arkadaş klasik müzik eğitiminden geçmiş yıllarca, sonradan rock’a dönmüş... Jazz-piyanonun öncülerinden biri olarak gayet iyi tanıdığımız, çok sevdiğimiz, müzisyen-besteci-şef merhum Chick Corea bir bakıyorsun müthiş bir Mozart yorumcusu olarak albüm çıkarıyor, şaşırıyorsun.

Prog-rock’un babalarından Yes’in efsanevi klavyesi Rick Wakeman örneğin, Prokofiev ve Listz hayranı Wakeman... İki heavy-metalci gitar arkadaş var Edward van Halen ve Randy Rhoads; biyografilerinde yazıyor, Vivaldi’den ve Bach’-tan fena halde etkilenmiş bu Barok arkadaşlar. İngiliz müzikbilimci Prof.

Nicholas Cook, bu klasik müzik etkisinin Deep Purple’a, Emerson Lake and Palmer’a (örneğin Modest Mussorgski’nin ‘Pictures at an Exhibition’ yorumu) hatta Procol Harum’un, bana göre tüm zamanların en çarpıcı eserlerinden biri olan ‘A Whiter Shade of Pale’ine kadar uzandığını öne sürüyor, ki hocanın ellerinden öpüyorum, kesinlikle aynı fikirdeyim. Deep Purple demişken, araya yerleştireyim! Yılını hatırlamıyorum, uzun zaman önce BBC’de izlemiştim, ‘Deep Purple Concerto for Group and Orchestra’.

Önde Deep Purple arkada Kraliyet Flarmoni Orkestrası, yıl 1969 (ben daha çocuk sayılırım! ), mekân Royal Albert Hall. Bizimkilerin başında Jon Lord, Flarmoni’nin başında ünlü şef Malcolm Arnold (aslında tüm konçerto Jon’un marifetiymiş).

Hâlâ nasıl olur demeye devam ediyorum, bu kadar erken bir zamanda klasik Batı müziği ile hard-rock nasıl bu denli mükemmel biçimde biraraya gelmiş! Muazzam bir iş ve gel gör ki bu kitabın da esin kaynaklarından biri hiç kuşkusuz... Sonra bir de merak var!

Sözgelimi o müthiş soprano ses, gençliğimizin savaş karşıtı, eylemci, protest şarkıcısı Joan Baez acaba ne yapıyordur şimdi, ne yiyor ne içiyor, çoluk çocuk tombalak filan var mıdır, elden ayaktan düşmüş müdür yoksa hâlâ Sacco ve Vanzetti’yi mi anıyor ‘Here’s To You’ 45’liğiyle... Merak işte! Jazz-rock’un popüler öncüsü ‘Just You and Me’ ile pek sevdiğimiz Chicago ne yapıyordur acaba 50 sene sonra diyorsun, bir de bakıyorsun Rus Leonid (Vorobyev) ve Ukraynalı arkadaşları (Leonid and Friends ya da � Chicagovich), hâlâ dinlemeye devam ettiğim Chicago’nun öyle böyle değil çok başarılı cover’lerını yapıyorlar, dünyada dolaşmadıkları, konser vermedikleri ülke kalmamış neredeyse.

Stüdyo kayıtları müthiş. Chicagogiller bile çok takdir ettiklerini söylüyorlar. Peki, dedim kendime ben tüm bunları internette gezinerek, YouTube izleyerek ya da sayfa sayfa müzik kitabı karıştırarak öğrenmek zorunda mıyım?

Ve de benim gibi başkaları da bulmak, öğrenmek zorunda mı? Şöyle olağan kalınlıkta tek bir kitaba bunların tümü sığar mı? (Bir kısmı sığdı galiba!..

) İşte bu soruların yanıtı bu kitabın doğmasına neden oldu. Bu çalışmaya başlarken epey bir araştırdım literatürü, bu dört ana müzik türünü birarada ele alan bir kitaba henüz rastlamadım, sonra İstanbul’da epey kitapçı ve sahaf dolaştım, yerli ya da yabancı dilde bir ansiklopedi, bir sözlük var mı diye aradım... Klasik Batı müziği sözlükleri, rock sözlüğü, jazz sözlüğü ve tarihçeleri var, çeşitli müzik türlerine ya da müzisyenlere ilişkin çok sayıda kitap da var ama tümü birarada ve alfabetik düzende, birbirine göndermeli, ilişkilendirmeli dördü birarada rock, jazz, blues ve klasik müzik türleri, terimleri ve kişileri, grupları, çalgıları kitabı bulamadım.

(…) Gelecek sayfalarda göreceksiniz, madde altlarında örnekler var, bir yığın müzik insanı ve grubu... Çoğunu biliyorum, tanıyorum, dinlemişliğim var ama bir hayli tanımadığım da var. Geçen yaz bir gün, Kadıköy’de büyük bir kitapçıda kasadaki 20 yaşlarındaki bir genç kadınla sohbet ettim.

‘Santana’ sözcüğünü ilk kez benden duyduğunu söyledi! Bir başka zamanda aynı yaşlarda bir delikanlı da Santana deyince Volkswagen’in Santana modelinden bahsetmişti! (Yani Carlos Santana adına büyük utanç duyuyorum ve de tam yuh diyecekken vazgeçiyorum, yakın tarihin ve bugünkü Türkiye’nin konser, festival, albüm yasaklamalarıyla filan çağdaş kültür-sanattan itinayla arındırılmış hâlini düşününce normaldir herhalde diyorum.

) Bu hâlde ikinci bölümü yapmam şart oldu, bu türleri yaratan ve icra eden ünlü ve ünsüz kişilerin ve de grupların yaşam öyküleri. Bir de metin içinde bildiğimiz bilmediğimiz pek çok çalgı adı geçiyor. Aslında çalgılar, türün kendisinden çok daha önemli, çünkü onlar olmasaydı o müzikler de yapılamazdı.

Böylelikle kitapta, bir de üçüncü bölüm açılmış oldu, Antikçağ’dan günümüze neredeyse tüm kültürlerde kullanılan çalgılar, Dünya uygarlığının çalgılar tarihi resmî geçidi gibi... Bunları da (özellikle çok tanınmayanları) gözümüzün önünde canlanabilmesi için olabildiğince resimlendirmeye çalıştım. O bölümde çalgıların yanısıra plakçalardı, radyoydu, juke-box’tu vesaireydi muhtelif aletlere de yer verdim mecburen, çünkü yine onlar da olmasaydı o müziklere erişemezdik, dinleyemezdik.

(…) Bu kitap, yapısı gereği tek parçadan (yani tek cilt) ve bölümlerden oluşan bir ‘ansiklopedik sözlük’tür. Bilmem kaç ciltlik bir ansiklopedi olmadığı için fazlasını beklemeyin yani! Belki dört ayrı cilt olabilirdi ama hem mevzunun özüne aykırı olduğu için hem de yayıncılık ve kitapçılık açısından, teknik nedenlerle sakıncalı bulduğum için bölücülük yapmayayım dedim!

Burada, bazıları dışında uzun uzadıya bütün terimleri, müzisyenleri, albümleri ve hikâyelerini sayfalarca anlatmadım, anlatamadım yani. Bunun yerine başlıca müzik türlerini, alt ya da ilişkili türlerini (ki galiba çok az atladım) ve o türlerin mucidi, adı çokça duyulmuş, bir yığın albümü çıkmış ve evrenselliğe ulaşmış uygulayıcısı, izleyicisi, geliştiricisi, milyonlarca seveni ve elbette en geniş biçimiyle, ulaşabildiğim kadarıyla, o türlerin, ilgili bazı terimlerine ve çalgılarına yer verdim.

Yoksa milyonlarca müzisyeni tek tek nasıl koyayım ki böyle bir kitaba, sayfalar ve ömür yetmez! (örneğin, 2025 itibarıyla, dünyada sadece progressive-rock türünde müzik yapan yaklaşık 2. 800 grup olduğu söyleniyor!

) Müzik terimleri var örneğin, binlerce (özellikle klasik Batı müziğinde ve Türk müziğinde), sonu yok. Bunların da kulağımızın aşina olduğu bazılarını aldım yine mecburen. Maddeleri elimden geldiğince ve gerektiğince birbirine bağlamaya çalıştım (ud ile lavta ilişkisi gibi!

) her fırsatta oklarla, ilişkili maddelere gönderdim. Uzun yıllardır dilbilimle uğraşmanın sonucu olarak kimi sözcüklerin kökenlerini aktarmayı vazife bildim. Bu arada çalışmamız güya bir sözlük (başlangıçta niyet böyleydi) olduğuna göre, maddeleri fazla uzatmamam gerekiyordu.

Ne var ki, türlerin doğuşu ve gelişmesiyle ya da kimi çalgılarla ilgili o kadar şaşırtıcı ve ilginç bilgiler var ki arasan bulamazsın, bunları da aktarmasam olmazdı. Bu yüzden dayanamayıp bazı maddelerde ipin ucunu kaçırmayı göze aldım diyeyim (işte böyle sözlük diye başladım, ansiklopedik sözlük oluverdi!

Cem Çobanlı

Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 475,00    475,00   
2 247,00    494,00   
3 167,83    503,50   
6 85,50    513,00   
9 58,06    522,50   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat