Bakterilerle Savaşın Öyküsü

Thomas Hager tarafından 2006 yılında yazılan The Demon Under the Microscope, Türkçeye Antibiyotiğin Öyküsü olarak çevrilmiş. Aslında kitap antibiyotiğin yanı sıra pek az tanıdığımız Gerhard Domagk'ın ilginç öyküsünü de anlatıyor.

Bir yıl tıp fakültesinde okuduktan sonra Domagk, 1914 yılında kendini Alman ordusunda, Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında bulur. Yaralanıp geri dönünce de tıbbi yardım sağlamakla görevli birliklerde çalışmaya başlar. Savaş boyunca yaralı askerlerin enfeksiyonlar nedeni ile kaybedildiğini gördükçe bu sorunu çözmek için düşünmeye başlar.

O dönemde bu enfeksiyonlara yol açan bakteriler bilinmektedir ama onları yok edecek bir tedavi ortada yoktur. Tek tedavi iyi bakım ve rahatlatma iken Domagk bu mikroorganizmaların hakkından gelecek bir kimyasalın peşine düşmeye karar verir.

Kitap kimyagerlerin ortaya çıkardığı molekülleri bıkmadan usanmadan hayvan deneylerinde test ederek kendini bu alana adayan Domagk'ın yaşadıklarını bir macera romanı tadında anlatıyor. Azo boyaları ile başlayan araştırmalar sülfamidin eklenmesi ile birlikte bir anlam kazanıyor ve İkinci Dünya Savaşı'na sülfamid damga vuruyor, hatta savaşın gidişatını değiştirdiği bile vurgulanıyor.  

1938 yılında Tıp ve Fizyoloji dalında Nobel Ödülü kazanınca Domagk'ın başı derde girivermiş, zira bir yıl önce toplama kampına gönderilmiş olan bir Alman araştırıcıya Nobel Ödülü'nün verilmesi Hitler'i kızdırmış ve Nobel Ödülü'nün kendisi de, alanı ve vereni de düşman ilan edilmiş. Domagk ödülü almaktan mutluluk duyacağını belirtince kendini hapiste bulmuş. Aynı yıl iki ayrı Alman araştırıcıya da ödül verilmiş ama onlar Hitler korkusundan ödülü reddetmiş.

Domagk kısa bir süre hapiste kaldıktan sonra çıkmış ve savaş boyunca da araştırmalarına devam etmiş. Hak ettiği Nobel Ödülü'nü 1947 yılında İsveç'te bir törenle almış. İlginç bir şekilde ödülü aldığı tarihte sülfamid bulunduğu zirveden düşmüş ve penisilin çoktan onun yerini almıştı.  

Kitap bu alanda çalışan diğer araştırıcılarla olan yarışı, kıskançlıkları, savaş sırasında sülfamid ile yapılan insanlık dışı çalışmaları akıcı bir dille sunuyor.

Antibiyotikler sülfamid ile başlayan ve penisilin ile gelişen macerasında çok gelişti ve etkin oldu. Ancak geldiğimiz noktada antibiyotik kullanımı problemleri de ortaya çıkardı. Çok yaygın kullanımı birçok antibiyotiğe karşı direnç gelişmesine yol açtı. Öyle ya, bakteriler de kendilerini korumak ve hayatta kalmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir diğer sorun da yeni antibiyotiklerin ufukta gözükmemesi. Eldeki moleküllere bazı atomlar ve yan dallar ekleyerek, aynen Domagk'ın kimyagerlerinin yaptığı gibi, daha etkin ilaçlar üretmek için çalışılıyor ama pek ümit de gözükmüyor.

Sulfa bazlı ilaçlar yok olmadı elbette. Veterinerlik alanında yaygın olarak kullanılıyor. Sulfaguanidin Türkiye'de piyasada yok ama yurt dışında, barsaktan az emildiği için, dizanteri tedavisinde önde gelen ilaçlardan biri. Sulfaguanidin İkinci Dünya Savaşı'nda Uzak Doğu'da Japon ordusu dizanteriden kırılırken Amerikan ordusunu ayakta tutmayı başarmış bir ilaç.

Kitap uzun araştırmalardan sonra ortaya çıkmış. Geniş kaynak kullanılmış ve zevkle okunan bir eser ortaya çıkmış. Kitabın Türkçe adı "Antibiyotiğin Öyküsü" değil de "Antibiyotiğin Doğuşu" olsaymış sanki daha doğru olurmuş.

Özdemir Aktan, t24.com.tr, 10 Eylül 2023

Kapat