Eski Ayvalık Hikâyeleri, bizi Ayvalık’ın başka bir yüzüyle tanıştırıyor.
22 adet hikâyenin ve fotoğrafların yer aldığı kitapta, 1923 Nüfus Mübadelesi ile Ayvalık’a
gelen Midilli mübadillerinin bu yabancı topraklara tutunma, kök salma ve yeniden hayata
karışma çabasını anlatan öyküler var. Midilli’den, Girit’ten, Balkanlardan ve Selanik’ten
zorunlu göçle koparılıp gelen, acıyı ve umudu aynı potada eriten mübadil ailelerin hikâyeleri;
adalardan yanlarında getirdikleri o eşsiz mutfak kültürünü nesilden nesile aktarma gayretleri
ve mübadele kadınlarının sessiz ama derin yaşanmışlıkları, yazarın hafızasında saklı kalan
anıların süzgecinden geçerek bize ulaşıyor.
Rumlardan geriye kalan, bir zamanlar hayat dolu olup sonra sessizliğe bürünen evlerle dolu
Ayvalık’a yerleştirilen mübadiller, yeni kurulan Cumhuriyet’e ve Atatürk ilkelerine büyük bir
inanç ve bağlılıkla sarılırlar. Bu topraklarda yeniden bir düzen kurmaya çalışırken türlü
zorluklarla sınanırlar. Kitapta özellikle Midillili mübadil ailelerin yaşamlarından kesitler, kimi
zaman yüzümüzde bir tebessüm, kimi zaman içimizde bir sızı bırakan komik ve trajik
hikâyeler halinde anlatılıyor.
Kendisi de Midilli mübadili bir ailenin üçüncü kuşağı olan Zeynep Kazancıgil, çocukluğunda
aile büyüklerinden dinlediği ve zihninde iz bırakan Ayvalık hikâyelerini, bir yetişkinin
bakışıyla yeniden ele alıyor; mübadelenin sert gerçeklerini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki
kuruluş sancılarını da göz önünde bulundurarak yorumluyor.
Ayrıca kitapta, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına denk düşen 1970-1990’lı yılların, henüz
turizmin dokunuşuyla değişmemiş Ayvalık’ına dair anılar içimizi ısıtıyor.
Günümüz Ayvalık’ının turist bakışıyla fark edilmeyen yönlerini anlatan öyküler ise bizi
Ayvalık’a özgü mekânlarla, kültürel etkinliklerle ve hafızalarda yer eden ilginç karakterlerle
buluşturuyor.
Eski Ayvalık Hikâyeleri, bizi Ayvalık’ın başka bir yüzüyle tanıştırıyor.
22 adet hikâyenin ve fotoğrafların yer aldığı kitapta, 1923 Nüfus Mübadelesi ile Ayvalık’a
gelen Midilli mübadillerinin bu yabancı topraklara tutunma, kök salma ve yeniden hayata
karışma çabasını anlatan öyküler var. Midilli’den, Girit’ten, Balkanlardan ve Selanik’ten
zorunlu göçle koparılıp gelen, acıyı ve umudu aynı potada eriten mübadil ailelerin hikâyeleri;
adalardan yanlarında getirdikleri o eşsiz mutfak kültürünü nesilden nesile aktarma gayretleri
ve mübadele kadınlarının sessiz ama derin yaşanmışlıkları, yazarın hafızasında saklı kalan
anıların süzgecinden geçerek bize ulaşıyor.
Rumlardan geriye kalan, bir zamanlar hayat dolu olup sonra sessizliğe bürünen evlerle dolu
Ayvalık’a yerleştirilen mübadiller, yeni kurulan Cumhuriyet’e ve Atatürk ilkelerine büyük bir
inanç ve bağlılıkla sarılırlar. Bu topraklarda yeniden bir düzen kurmaya çalışırken türlü
zorluklarla sınanırlar. Kitapta özellikle Midillili mübadil ailelerin yaşamlarından kesitler, kimi
zaman yüzümüzde bir tebessüm, kimi zaman içimizde bir sızı bırakan komik ve trajik
hikâyeler halinde anlatılıyor.
Kendisi de Midilli mübadili bir ailenin üçüncü kuşağı olan Zeynep Kazancıgil, çocukluğunda
aile büyüklerinden dinlediği ve zihninde iz bırakan Ayvalık hikâyelerini, bir yetişkinin
bakışıyla yeniden ele alıyor; mübadelenin sert gerçeklerini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki
kuruluş sancılarını da göz önünde bulundurarak yorumluyor.
Ayrıca kitapta, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına denk düşen 1970-1990’lı yılların, henüz
turizmin dokunuşuyla değişmemiş Ayvalık’ına dair anılar içimizi ısıtıyor.
Günümüz Ayvalık’ının turist bakışıyla fark edilmeyen yönlerini anlatan öyküler ise bizi
Ayvalık’a özgü mekânlarla, kültürel etkinliklerle ve hafızalarda yer eden ilginç karakterlerle
buluşturuyor.